T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 29/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2025 NUMARASI : ...Esas...Karar DAVACI :... VEKİLİ : Av.... DAVALI :... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) G.KARAR Y…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 29/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2025 NUMARASI : ...Esas...Karar DAVACI :... VEKİLİ : Av.... DAVALI :... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 02/02/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının maliki olduğu ve ...ün sevk ve idaresindeki...plakalı 2005 model Opel Corsa marka aracın 19/09/2023 tarihinde ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesinde kurallara uygun bir şekilde seyir halindeyken maliki ...ve sürücüsü ... olan ... plakalı aracın davacının aracına çarparak tam kusurlu maddi hasarlı trafik kazasına sebep olduğunu, kaza nedeniyle davacının aracında 71.136,11 TL maddi hasar meydana geldiğini, karşı tarafın aracının davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını sigorta şirketine 19/04/2024 tarihinde değer kaybı talebi için başvuruda bulunduklarını, aynı gün sigorta şirketine tebliğ edildiğini, başvurularına istinaden sigorta şirketi tarafından 25/04/2024 tarihinde 27.500,00 TL ödeme yapıldığını ancak yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, ilk etapta davacının aracında meydana gelen 50,00 TL bakiye değer kaybının davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasından doğan sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için hem Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, müvekkili şirketin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasından doğan sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu, öte yandan başvuruya konu kazanın hangi sebeple meydana geldiğinin her durumda araştırılması gerektiğini, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün dava konusu kazanın meydana gelmesine etki edecek yol kusurunun ve teknik arızanın olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, trafik işaret ve lambalarından, yolun yapısından ve trafik güvenliğini tehlikeye atacak derecede görüşü engelleyecek bir hususun bulunup bulunmadığının da ayrıca belirlenmesi gerektiğini, ancak kaza tespit tutanağında bu hususlara ayrıntılı olarak değinilmediğini, bu sebeple kusur durumunun gerçek değerinin belirlenebilmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin KDV’den sorumluluğu bulunmadığından başvurunun kabulü anlamına gelmemek kaydı ile hesaplamanın KDV dahil edilmeden yapılması gerektiğini, ayrıca başvuruya konu hasarlanan parçaların tazminat hesabında eşdeğer parça fiyatları üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, ayrıca Trafik sigortası genel şartları uyarınca müvekkili şirketin hasar onarım taleplerini eşdeğer parçalar üzerinden gidereceğini, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirileceğini, başvuru konusu dosyada aleyhe hüküm kurulması halinde hasarlanan parçaların eşdeğer parçalar ile değiştirilmesi mümkün olduğundan dosyada eşdeğer parça fiyatları üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile aleyhe hüküm kurulması halinde tazminatta parça ve işçilik iskontosu uygulanması gerektiğini ve bu oranın da en az yüzde otuz olması gerektiğini, aleyhe hüküm kurulması halinde müvekkili şirketin anlaşmalı olduğu onarım merkezinde onarılsaydı uygulanacak parça, tedarik, işçilik ve diğer hususlara göre belirlenecek bedele göre hasar onarım miktarına en az %30 İskonto uygulanması gerektiğini savunarak, zamanaşımı defileri ve hasar tazminatı yönünden müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmaması nedeniyle haksız davanın reddine, davacının itirazın iptali davasının reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartlarının “Sigortanın Kapsamı” başlığını taşıyan A.1. maddesi uyarınca Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısının, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına aldığını, dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının da gerçek zarar kalemleri arasında bulunduğunu, o halde, dava konusu kaza nedeniyle davacının aracında değer kaybı oluştuğunun tespiti halinde davalı sigorta şirketinin bundan sorumlu olduğunun kabulü gerektiğini, somut olayda ise mahkemece sigorta eksperi bilirkişiden alınan ve hükme esas almaya elverişli kabul edilen bilirkişi raporunda " davaya konu kaza sebebiyle; ... plakalı araç üzerinde 19/09/2023 tarihli kaza sonrası; Başvuruya konu araçta, gerçek zarar ilkesi gereğince piyasa rayiçlerine göre değer kaybı oluşmadığı tespit edildiğini, davalı sigorta şirketince 27.500,00 TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, bakiye değer kaybı bulunmadığı" tespit edilmekle, bu suretle alınan raporun dosyadaki deliller ile uyumlu ve denetime açık olup hüküm kurmaya elverişli olduğu ve dava konusu kaza nedeni ile davacının talep edebileceği bakiye bir değer kaybı zararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin aracında kaza neticesinde değer kaybı oluşmayacağının ifade edildiğini, bu tespiti kabul etmediklerini, bilirkişi raporunda değer kaybı bedelinin belirlenirken aracın kullanılmışlık düzeyi, genel durumu ve kaza sebebiyle araçta hasar gören parçalar gibi kriterlerin dikkate alındığının ifade edildiğini, bu kriterlerin açıkça yasaya aykırı olduğunu, güncel yüksek mahkeme kararları doğrultusunda değer kaybı hesabına yönelik tek kriterin kazaya karışan aracın kazadan önceki piyasa değeri ile kazadan sonraki piyasa değeri arasındaki fark olduğunun izahtan vareste olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin 2021/82 Esas ve 2022/167 Karar sayılı 29/12/2022 tarihli son ilamı ile birlikte 2918 Sayılı Kanun 90. maddesinde yer alan “…Değer kaybı tazminatının… piyasa değerinin, kullanılmışlık düzeyinin, hasara uğrayan parçalarının ve hasar tutarının dikkate alınarak hesaplanması…” ifadesinin Anayasaya aykırılık teşkil etmesi sebebi ile iptaline karar verildiğini, değer kaybı hesabına yönelik tek kriterin kazaya karışan aracın kazadan önceki piyasa değeri ile kazadan sonraki piyasa değeri arasındaki fark olduğunu, bilirkişinin müvekkilinin aracının kaza öncesi rayiç bedelini 300.000,00 TL olarak belirlemişse de, bu tespitine ilişkin herhangi somut bir veriyi mahkemeye sunmadığını, Yargıtay içtihatları çerçevesinde aracın kaza öncesi ve kaza sonrası rayiç bedelinin hakkaniyete uygun olarak araştırılarak, somut ve belgeli bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından yapılan tespitlerin yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kaza neticesinde dosyaya sunulu olan evraklar ile de sabit olduğu üzere araçta KDV hariç 71.136,11 TL maddi hasar meydana geldiğini, kaza sebebiyle müvekkiline ait aracın birçok parçasının işlem gördüğünü, tramere de yansımış olan bu hasar sebebiyle müvekkilinin aracı gibi emsallerine göre çok daha iyi durumda olan bir araçta değer kaybı oluşmayacağı iddiasının hukuken ve piyasa şartları itibariyle dinlenir olmadığını, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan aracın geçmiş hasarına ilişkin fotoğraf incelendiği taktirde araçta yapılacak olan işlemlerin basit bir onarım ve boya işlemleri ile giderilebilecek şekilde bir hasar olduğunu, dava konusu kazada ise aracın motor kaputu ve ön çamurluk da dahil olmak üzere birçok parçasının değiştiğini, onarılmış ve işlem gördüğünü, araçta yapılan işlemler ve hasar bedelinin de birlikte düşünüldüğünde araçta değer kaybı meydana gelmeyeceği iddiasının akla, mantığa ve piyasa koşullarına aykırı olduğunu, tramere yansıyan hasar bedeli, araçta yapılan değişimler ve işlemler değer kaybı oluşturacak etkenler olmakla birlikte herkes tarafından dahi bilinmekteyken alanında uzman bilirkişi tarafından değer kaybı bedeli tespit edilememiş olmasının anlaşılamadığını, öte yandan sigorta şirketince 27.500,00 TL değer kaybı bedeli belirlendiğini, bilirkişi tarafından değer kaybı tespit edilememiş olmasının arada çelişki oluşturduğunu, yeterli ve detaylı bir inceleme yapılmadan, yanlış ve eksik hesaplamalara dayalı, somut, objektif ve hukuki verilere dayanılmadan hazırlanan, hakkaniyete aykırı raporun hükme esas alınmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklı değer kaybı bedeli talebine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, davacıya ait aracın daha önce aynı bölgeden hasar almış olmasına, özellikle aracın modeli, yaşı, kilometresi nazara alındığında değer kaybı oluşmadığı yönündeki bilirkişi raporunun yerinde olduğu kanaatine varıldığına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2025 tarih, ...Esas ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine, 5-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.