Başvurucu, iş sözleşmesine dayalı olarak çalıştığı iş yerinde işveren ve iş arkadaşları ile yaşadığı sorunlar nedeniyle Cumhuriyet Savcılığına yaptığı suç duyurusundan ve iş sözleşmesinin feshi nedeniyle açmış olduğu işe iade davasından bir sonuç alamadığını ve davanın yaklaşık 3 yıl 4 ayda tamamlandığını belirterek Anayasa’da düzenlenen adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, iş sözleşmesine dayalı olarak çalıştığı iş yerinde işveren ve iş arkadaşları ile yaşadığı sorunlar nedeniyle Cumhuriyet Savcılığına yaptığı suç duyurusundan ve iş sözleşmesinin feshi nedeniyle açmış olduğu işe iade davasından bir sonuç alamadığını ve davanın yaklaşık 3 yıl 4 ayda tamamlandığını belirterek Anayasa’da düzenlenen adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir. Başvuru, başvurucu tarafından 1/4/2013 tarihinde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir İkinci Bölüm tarafından 24/7/2013 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığının 3/9/2013 tarihli görüş yazısı 10/9/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu Adalet Bakanlığının görüşüne karşı bir beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, iş sözleşmesine dayalı olarak İstanbul Bahçelievler Sağlık Grup Başkanlığına bağlı Hürriyet Sağlık Ocağında 4/1/2007 tarihinde, veri hazırlama ve giriş elemanı pozisyonunda alt işveren olan bir şirkette çalışmaya başlamıştır. Başvurucu, iş sözleşmesi devam ederken ihaleyi alan değişik şirketlerde çalışmış ve en son 2009 yılının Temmuz ayında Marmara Temizlik Hizmetleri Gıda Bilgi Reklam ve Org. San. Tic. Ltd. şirketinde çalışmaya başlamıştır. Başvurucu, Hürriyet Sağlık Ocağında çalışırken uyumsuz davranışları bulunduğu ileri sürülerek Şirinevler Sağlık Ocağında görevlendirilmiş, daha sonra söz konusu davranışlarının devam ettiği iddiasıyla Hekimbaşı İsa Efendi Sağlık Ocağında görevlendirilmiştir. Son iş yerinde verilen işleri yapmadığı ve işyerinde huzursuzluk çıkardığı iddiasıyla iş sözleşmesi feshedilmiştir. İş sözleşmesinin feshedilmesinden sonra başvurucu, 28/9/2009 tarihinde, iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesi istemiyle Bakırköy İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme, 3/11/2009 tarihindeki ilk duruşmada, davalı tarafa tanık listesi sunması için yirmi günlük kesin süre vermiş, sonrasında yapılan 4/12/2009, 31/12/2009 ve 26/1/2010 tarihli üç duruşmada davacı tarafın tanıklarını dinlemiş, davalı tarafın tanıklarına tebligat çıkarmış, davalı şirkete tebligat çıkarıldığı fakat tanığa ayrıca tebligat çıkarılmadığının bildirilmesi üzerine doğrudan tanık K. ’ye tebligat çıkarılmasına ve mahal emniyet müdürlüğünce zorla getirme emri yazılmasına ve talimat giderlerinin davalı tarafından ödenmesi için süre verilmesine karar vermiştir. Mahkeme, usulüne uygun tebligata rağmen gelmeyen tanık K. ’nin zorla getirilmesi yazısına müzekkere pulu sunulması için kesin süre vermiş aksi halde tanık dinlenilmesinden vazgeçileceği ihtarlarını yapmış ve 4/1/2010 tarihinde Zeytinburnu İlçe Emniyet Müdürlüğüne ve 29/1/2010 tarihinde Eyüp Alibeyköy Şehit Atıf Ödül Polis Merkezi Amirliğine ihzar müzekkeresi yazmıştır. 19/3/2010 tarihli duruşmada mahkeme, tanıklarından birinin dinlenilmesinden vazgeçtiğini ve diğer tanık K.M’ nin evlenip soyadının “Ö.” Olarak değiştiğini ve İskenderun’a tayin olduğunu davalı tarafın bildirmesi üzerine İskenderun İş Mahkemesi’ne talimat yazılmasına karar vermiş; bu karardan sonra yapılan 18/05/2010 tarihli duruşmada talimatın beklenmesine, 16/7/2010 tarihli duruşmada talimatın tekidine, 6/9/2010 tarihli duruşmada talimatın beklenmesine, 22/10/2010 tarihli duruşmada talimatın akıbetinin sorulmasına, aynı talimatın yeniden yazılmasına, 26/11/2010 tarihli duruşmada talimatın cevabının beklenmesine, 31/12/2010 tarihli duruşmada talimatın tekidine, 4/2/2011 tarihli duruşmada, duruşmada hazır bulunmayan, mazeret bildirmeyen kendisini vekil ile de temsil ettirmeyen davacının açtığı davanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına, 17/3/2011 tarihli duruşmada davalı tanığı K. ’nin adresinin İskenderun İl Sağlık Müdürlüğünden sorulmasına, 18/4/2011 tarihli duruşmada talimatın tekidine, 27/5/2011 tarihli duruşmada talimatın cevabının beklenmesine karar verilmiştir. Sonraki 24/6/2011 tarihli duruşmada “İskenderun İş Mahkemesine yazılan talimatın tanık adına çıkarılan davetiyenin tanınmadığından bahisle iade olduğundan bila ikmal geldiği, talimat mahkemesi katiplerince talimat ekinde pul ve dilekçe olmadığına dair tutanaktır ibaresi olduğu, sulh ceza mahkemesinden son celse zaptının gönderilmediği, davalı bakanlık vekiline tebligat yapıldığı talimat mahkemesince tanığının devlet hastanesi adresine tebligat çıkarıldığı diğer iki adresine tebligat çıkarıldığına dair bir meşruhatın talimat evraklarında bulunmadığı anlaşıldı” ğından “…davalı Bakanlık vekiline davalı tanığı K.Ö’nün yeni adresini tespit edip bildirmek… tebligat pulu, eğer bildirilecek adres mahkememiz yetki sınırları dışında ise mahal iş mahkemesine talimat yazılması için gerekli… talimat pulunu sunmak üzere davalı Bakanlık vekiline 15 günlük kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde bu hususlar yerine getirilmediği takdirde bu tanığı dinletme haklarından vazgeçmiş sayılacaklarının ihtarına” karar verilmiştir. 9/9/2011 tarihli duruşmada “Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesine yazı yazılarak 2009/1118 esas sayılı dosyada sanık olan tanık K.Ö’nün bu dosyada mevcut adresinin, yakalama evrakı infaz edilmiş ise bu adresinin bildirilmesinin, bu konudaki evraklarının örneklerinin istenilmesine, kendisinin bu dosyadaki adresine tebligat çıkarılmasına”, 24/11/2011 tarihli duruşmada “1- Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesine yazı yazılarak 2009/1118 E. sayılı dosyalarında sanık konumunda bulunan K.Ö. nün açık kimlik bilgileriyle T. (kimlik) numarasının yine sanık hakkındaki yakalama emri infaz edilmiş ise yakalama emrinin infaz edilerek savunmasının alındığı celsede bildirdiği adresinin bildirilmesinin istenmesine, 2- Tanık K.Ö’nün T. (Kimlik) Numarası bildirildiğinde Mernis'ten adres araştırması yapılmasına, eğer Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesince adresi bildirilirse bu adresten davetiye ile celbine, dosyada davetiye masrafı olmakla yeniden alınmasına yer olmamasına” karar verilmiştir. 18/1/2012 tarihli duruşmada başvurucu vekilinin tanık K. Ö.’nün adresinin Erzurum’da olduğunu bildirmesi üzerine Erzurum Şenkaya Asliye Hukuk Mahkemesine tanığın dinlenilmesi yönünde talimat yazılmış, Erzurum Şenkaya Asliye Hukuk Mahkemesi 24/2/2012 tarihli duruşmada tanık K. Ö.’nün beyanını alarak mahal mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bunun üzerine Bakırköy İş Mahkemesi 27/4/2012 tarihli duruşmada tanık beyanını esas almış ve davalı tarafa talimat cevabına cevap vermesi için süre vermiştir. Sonrasında yapılan 8/6/2012 ve 5/7/2012 tarihli duruşmalarda harç eksikliği gibi yargılama giderlerinin tamamlatılması, davalı tarafın bilirkişi talebinin incelenmesi ve başvurucunun hizmet döküm cetvelinde bulunan iş yerlerinin açık unvan ve bilgilerinin bildirilmesi için Ticaret Sicil Memurluğu'na yazı yazılması ile (diğer delillerin değerlendirilmesi ile) meşgul olmuş, 18/7/2012 tarihli duruşmada hâkimin yeni göreve başlaması sebebi ile süre verilerek dosyanın incelenmesine karar verilmiştir. Nihai olarak Bakırköy İş Mahkemesi 6/11/2012 tarih ve E.2009/773, K.2012/450 sayılı kararıyla davayı kabul etmiş, feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi, 22/1/2013 tarih ve E.2012/30100, K.2013/326 sayılı kararıyla feshin haklı bir sebebe dayandığını belirterek Bakırköy İş Mahkemesinin kararını bozarak davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu ayrıca kendisi hakkında verilen işleri yapmadığı ve işyerinde huzursuzluk çıkardığı gerekçesiyle tutanak düzenleyenlere ilişkin evrakta sahtecilik ve görevi kötüye kullanma nedeni ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Bahçelievler Kaymakamlığından şüpheli memurlar hakkında soruşturmanın devam edebilmesi için soruşturma izni talebinde bulunmuştur. Ancak, Bahçelievler Kaymakamlığı 13/5/2011 tarih, K.20 sayılı kararıyla bu talebi reddetmiştir. B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Fesih bildirimine itiraz ve usulü” kenar başlıklı maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:“Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.” 4857 sayılı Kanun’un “Feshin geçerli sebebe dayandırılması” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.” 4857 sayılı Kanun’un “İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:I- Sağlık sebepleri:…II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:…e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.…h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.III- Zorlayıcı sebepler:…İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.” Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri izne tabi olup izin vermeye yetkili merciler ve izlenecek usul 2/12/1999 tarih ve 4483 sayılı Memurlar Ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir. 4483 sayılı Kanun’un “İtiraz” başlıklı maddesi şöyledir:“Yetkili merci, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikayetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi, yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür. İtiraza, 3 üncü maddenin (e), (f), g (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi bakar. İtirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Verilen kararlar kesindir.”