8. Hukuk Dairesi 2021/5794 E. , 2022/8470 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Kullanım Kadastrosuna İtiraz İLK DERECE MAHKEMES : ... Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı ... ve birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, davacı ..
**8. Hukuk Dairesi 2021/5794 E. , 2022/8470 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Kullanım Kadastrosuna İtiraz İLK DERECE MAHKEMES : ... Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı ... ve birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, birleşen dosya davacısı ... vekilinin ise istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, bu kez davacı ... vekili duruşma istemli olarak, birleşen dosya davacısı ... vekilinin ise duruşmasız olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiş olmakla, davanın niteliği gereği duruşma talebinin reddine karar verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kullanım kadastrosu sırasında, ... ili ... ilçesi ...., Mahallesi çalışma alanında bulunan 14157 ada 15 parsel sayılı 41.765,69 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ikinci fıkrasının (J) bendi kapsamında Hazine adına orman sayılmayan alanda kaldığı ve taşınmazın 2/8 hissesi ... kızı ...'ın, 3/8 hissesi ... oğlu ...'ın ve 3/8 hissesi ... kızı ...'un kullanımında olup taşınmazın içerisindeki dokuz sera ve dört adet evinde bu kişilere ait olduğu şerhi yazılarak, tarla vasıfıyla davalı ... adına tespit edildikten sonra, dava dışı tasarruf kontrol mühendisi ....., ’ın itirazı kadastro komisyonunca kabul edilerek, Hazine adına yapılan tespitin ve beyanlar hanesindeki şerhlerin aynen korunması suretiyle, taşınmazların şerhler ve beyanlar sütununa kadastro komisyon tutanağında belirtildiği şekilde şerhlerin yazılmasına karar verilmiştir. Davacı ..., taşınmazın bir kısmının kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak adına kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmış; yargılama sırasında davacı ... ile davacı ...' in aynı iddialara dayanarak taşınmaz üzerinde adlarına kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle ayrı ayrı açtıkları davalar eldeki dava dosyasıyla birleştirilmiş ve bilahare davacı ... tarafından, taşınmazda adlarına kullanıcı şerhi verilen ... ve ... davaya dahil edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl dava ve birleşen 2018/136 Esas ve 2018/210 Esas sayılı dosya davacılarının davalarının reddine, çekişmeli 14157 ada 15 parsel sayılı taşınmaz hakkında 6292 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesi gereğince 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tespiti ve 27.12.2017 tarihli kadastro komisyon kararı gereğince beyanlar hanesine yazılan tüm şerhler aynen korunmak üzere taşınmazın tespit gibi tarla niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davacı ... ve birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından istinaf edildikten sonra, birleşen dosya davacısı ... istinaf başvurusundan feragat etmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, birleşen dosya davacısı ... vekilinin ise istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı ... vekili ile birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Birleşen dosya davacısı ... vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen tüm davaların reddine ilişkin hükme karşı birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla öncelikle, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan tarafın, somut olayda davacının, Bölge Adliye Mahkemesince karşı tarafın istinaf başvurusunun yeni bir karar verilmeden reddedilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da katılma yoluyla temyiz etme hakkının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Hukuk Mahkemelerinin kesin olduğu Kanunlarla belirtilenler dışındaki kararlarının kanun yolu denetimi 5235 sayılı Kanun ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihine kadar sadece Yargıtay tarafından temyiz yolu ile yapılmakta iken 5235 sayılı Kanun ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçirilmesi üzerine kanun yolu denetimi iki kademeli hale gelmiştir. Başka bir deyişle, İlk Derece Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra verdiği kararlara karşı doğrudan temyiz yolu kapatılmıştır. 6100 sayılı HMK'deki yeni düzenleme ile getirilen istinaf kanun yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf Kanun yolu uygulamasında, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir. Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi mümkün değildir. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmaması halinde karar kesinleşmektedir. 6100 sayılı HMK'nin yargılama sitemine göre, İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararlarına karşı öncelikle istinaf yoluna başvurulmalıdır. Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusu üzerine, tarafın istinaf başvurusunun usulden / esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırarak yeniden hüküm kurulabilir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeni karar verilmesi halinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Taraflardan birisinin İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmaması halinde kamu düzenine aykırılık yok ise diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. Karşı tarafın istinafı üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının değiştirilmemesi halinde, istinaf etmeyenin temyize başvurması usulü müktesep hak ilkesine aykırı olacaktır. Zira, istinaf mahkemesinin elinin değmediği bir kararın temyiz incelemesi söz konusu olmaz ve olmamalıdır. Dolayısıyla tarafların istinaf incelemesinin kapsamı dışında bıraktığı hususlar, kendiliğinden temyiz incelemesinin de kapsamı dışında bırakılmış sayılır. Kural olarak İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk kararı istinaf etmeyen taraf, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Diğer bir ifadeyle, istinaf başvurusunun reddi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, davacı taraf, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmemiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere; davacı taraf, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığından ve aleyhine yeni bir karar verilmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da katılma yoluyla temyiz hakkı bulunmamaktadır. Aksi düşüncede istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf kanun yolunu atlayarak temyiz etme hakkı tanınmış olur ki, bu durum 6100 sayılı HMK ile hayata geçirilen üç kademeli yargılama sistemini iki kademeli yargılama sistemine dönüştürür ve istinafın devre dışı bırakılmasına yol açar. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen birleşen dosya davacısı ... vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz hakkı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 370. maddesi uyarınca onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, birleşen dosya davacısı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 59.30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 21.40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden birleşen dosyanın davacısı ...'a iadesine, 25.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.