1. Hukuk Dairesi 2010/5398 E. , 2010/7032 K. "" MAHKEMESİ : ALANYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 15/12/2000 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacı Hazine, asıl davada, devletin hüküm ve tasarruf altında kalan kadastroca tescil harici bırakılan toplam 100 m²'lik yerin davalıların işgali altında olduğunu, 341 parseldeki yapının taşkın bulunduğunu ileri sürüp, elatmanın önlenmesi, yıkım ve Hazine adına tescilini istemiş, birleşen davada, İmar Affı Kanunu …
**1. Hukuk Dairesi 2010/5398 E. , 2010/7032 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ALANYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 15/12/2000 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacı Hazine, asıl davada, devletin hüküm ve tasarruf altında kalan kadastroca tescil harici bırakılan toplam 100 m²'lik yerin davalıların işgali altında olduğunu, 341 parseldeki yapının taşkın bulunduğunu ileri sürüp, elatmanın önlenmesi, yıkım ve Hazine adına tescilini istemiş, birleşen davada, İmar Affı Kanunu uyarınca önce belediye, sonra davalı şahıslar adına yapılan tescillerin yasaya aykırı olduğunu, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürüp, davalılar adına olan 341 parselin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davalılar A.Ç. ve M. Ç.'in devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yere elattıklarının sabit olduğu, 341 parsel sayılı taşınmazın ise kıyı kenar çizgisi dışında kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Asıl dava, kumluk vasıflı tescil harici yere elatmanın önlenmesi, yıkım ve Hazine adına tescil, birleşen dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve Hazine adına tescil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davalılar adına kayıtlı 341 parsel sayılı taşınmazın senetsizden 22.9.1956 tarihinde M., H. ve D. adlarına tespitinin kesinleştiği, M. ve D.'nin ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği, bu parselle ilgili davanın ise 18.5.1998 tarihinde açıldığı, asıl davada çekişme konusu edilen yerin ise kadastroca tescil harici bırakılan yere ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, bilirkişi raporlarında 341 parsel sayılı taşınmazın kıyıda kalmadığı, kaldı ki 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesine ilaveler getiren 14.3.2009 tarihli 5841 Sayılı Yasa gereğince hak düşürücü sürenin geçtiği gözetildiğinde bu parsel bakımından davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik yoktur. Davacının, birleşen dava ile ilgili temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.