Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve tutukluluğa ilişkin kararların doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız hâkim ilkelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerince verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma dosyasına erişim imkânı verilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkı bağlamında silahların eşitliği ilkesinin; Cumhurbaşkanı ve Başbakan ın birtakım açıklama ve yorumları nedeniyle adil yargılanma hakkı bağlamında masumiyet karinesinin; bir kısım medya organında
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ve tutukluluğa ilişkin kararların doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız hâkim ilkelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerince verilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma dosyasına erişim imkânı verilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkı bağlamında silahların eşitliği ilkesinin; Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın birtakım açıklama ve yorumları nedeniyle adil yargılanma hakkı bağlamında masumiyet karinesinin; bir kısım medya organında yapılan haberler ve yazılan yazılar nedeniyle şeref ve itibar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 20/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Kamuoyunda bilinen ismiyle Tahşiyeciler grubuna ilişkin yürütülen bir soruşturmada (anılan soruşturmalara ilişkin bilgiler için bkz. Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 10, 11) bir süre tutuklu kalan bir kişinin şikâyeti üzerine başvurucular da dâhil olmak üzere gazeteci, yapımcı, senarist, yönetmen ve emniyet görevlilerinin aralarında olduğu çok sayıda şüpheli hakkında iftira, sahtecilik ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 13/12/2014 tarihinde, başvurucuların ve diğer şüphelilerin üzerlerine atılı suçların niteliği ve dosyada mevcut bulgular dikkate alındığında başvurucuların da içinde bulunduğu şüpheli ve müdafileri ile diğer soruşturma süjelerinin soruşturma dosyasını incelemelerinin ve örnek almalarının soruşturmanın selametini tehlikeye düşüreceğini dikkate alarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre şüphelinin ve müdafiinin dosya içindeki belgeleri incelemesinin ve örnek almasının kısıtlanmasına karar verilmesini İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinden talep etmiştir. Hâkimlik 13/12/2014 tarihinde dosya içeriğinin incelenmesinin veya belgelerden örnek alınmasının kısıtlanmasına karar vermiştir. Başvurucu Tufan Ergüder 23/12/2014 tarihinde kısıtlama kararına itiraz etmiş, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 29/12/2014 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucu Tufan Ergüder, anılan soruşturma kapsamında 14/12/2014 tarihinde gözaltına alınmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) 18/12/2014 tarihinde başvurucu Tufan Ergüder'i tutuklanması istemiyle İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talep yazısında; FETÖ/PDY (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) silahlı terör örgütü lideri olan Fetullah Gülen'in www.herkul.org isimli internet sitesinde 6/4/2009 tarihinde yayımlanan video kaydında Tahşiyeciler olarak bilinen bir dinî grup hakkında olumsuz ifadelerde bulunması, bu video kaydında belirtilen konuşmaların 8/4/2009 tarihinde Zaman gazetesinde haberleştirilmesi, 9/4/2009 tarihinde ise STV’de yayımlanan bir dizideki diyalogda Tahşiyeciler isminin geçmesi (bu yayın organlarının FETÖ/PDY ile ilişkisine ilişkin olarak bkz. Mehmet Özdemir, B. No: 2017/37283, 29/11/2018, §§ 80-84) sonrasında İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli kolluk görevlileri tarafından anılan dinî gruba mensup bazı kişiler hakkında radikal Tahşiye grubu adı altında İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünden gelen bir bilgi notuna istinaden soruşturma başlatıldığı, bu soruşturmanın birtakım usulsüzlükler çerçevesinde örgütlü bir yapı içinde gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Tutuklama talep yazısında ayrıca bu soruşturmanın gerçeğe aykırı belge ve evraklar hazırlanmak suretiyle FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen'in bir internet sitesinde Tahşiyeciler grubuna yönelik beyanlarının akabinde başlatılması, ülke çapında bu gruba yönelik birçok operasyonun benzer delillerle yapılmış olması hususlarının varlığı dikkate alınarak bu soruşturmada iftira suçuna vücut verebilecek eylemlerin örgütlü bir yapılanma içinde gerçekleştirildiği hususuna değinilmiştir. Tutuklama talep yazısında başvurucu Tufan Ergüder yönünden yapılan değerlendirmede ise Tahşiyeciler grubuna yönelik olarak yürütülen soruşturmada başvurucunun İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinden sorumlu emniyet müdür yardımcısı olduğu, bu soruşturmanın başvurucunun gözetim ve sorumluluğunda yapıldığı, başvurucunun bu soruşturmada Tahşiyeciler grubu üyelerine yönelik iletişimin dinlenmesini ve birtakım usulsüz işlemlerin yapılmasını sağladığı, bu soruşturmanın emir ve talimatlarının Fetullah Gülen tarafından verilmesi hususu da dikkate alındığında başvurucunun bu emir ve talimatın gereği olarak usule aykırı birtakım işlemler yaptığı ifade edilmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 18/12/2014 tarihinde, başvurucu Tufan Ergüder'insilahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Hâkimlik, başvurucunun da aralarında olduğu şüpheliler yönünden kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu sonucuna varırken Tahşiyeciler grubuna yönelik olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan ve yürütülen bir soruşturmanın başlatılması sürecindeki gelişmelere ve bu soruşturmadaki birtakım usulsüzlüklere dayanmıştır. Bu noktada Hâkimlik, bu soruşturmanın başlatılmasının temel sebebinin soruşturmaya maruz kalan grubun Fetullah Gülen'in başında bulunduğu ve daha önceleri hizmet hareketi olarak anılan FETÖ/PDY'nin eleştirilmesi olduğunu ifade etmiş ve kararın devamında, bu eleştiriler nedeniyle Fetullah Gülen'in bir internet sitesinde yayımlanan videosunda bu grubu beyanlarıyla hedef gösterdiğini, bunun üzerine bu örgütle bağlantılı birtakım medya organında bu videoyu destekler mahiyette yayınlar yapıldığını, daha sonra ise İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli kolluk görevlilerinin bu kişiler hakkında soruşturma başlattığını, bu soruşturmada usulsüz bir şekilde bu grup üyeleri hakkında tutuklama ve birtakım koruma tedbirlerine başvurulduğunu belirtmiştir. Kararda; kuvvetli suç şüphesi yönünden yapılan değerlendirmede ayrıca İstihbarat ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüklerinde görev yaptıkları anlaşılan -başvurucunun da aralarında olduğu- şüphelilerin emniyet teşkilatındaki hiyerarşi içinde değil yasal olmayan bir oluşum çerçevesinde faaliyette bulundukları ve ayrı bir yapı oluşturdukları, bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal, ekonomik, askerî ve idari mekanizmasına yön veren kadroları ele geçirerek etkisiz hâle getirmeyi amaçladıkları, yetkilerini görevlerinin gereklerine aykırı kullanmak suretiyle örgütün amacına ulaşması için toplum üzerinde baskı, korkutma, yıldırma ve sindirme gibi yöntemler kullanarak işlemler yaptıkları yönündeki olgulara ve tutuklama talep yazısında yer alan diğer tespitlere değinilmiştir. Hâkimlik, tutuklama nedenlerine ilişkin olarak ise "...yüklenen suçun yasada öngörülen ceza miktarı, işlendiği iddia edilen suçun önemli ve ciddi sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle tutuklama nedenin 'Kanun gereğince' var sayıldığı, nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ve 6352sayılı Yasa iledeğişik 5271 sayılı CMK’nun [Ceza Muhakemesi Kanunu'nun] 100 vedevam eden maddeleri uyarınca şüphelilerin tutuklanmasına engel hallerinin (tutuklama yasağı ve yargılama engeli bulunmaması hali gibi) bulunmadığı, almaları muhtemel ceza göz önüne alındığında kaçma şüphelerinin bulunduğu, soruşturmanın henüz tamamlanmaması nedeniyle şüphelilerin delilleri yok etme, gizleme, tanık veya mağdurlar üzerinde baskı oluşturma şüphesinin bulunduğu, işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik önlemi değerlendirildiğinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının maddesinde ifade olunan 'ölçülülük' ilkesi uyarınca, daha hafif koruma önlemi olanadli kontrol tedbiri uygulanmasının bu aşamada soruşturmaya konu suç ve bu şüpheliler açısından 'yetersiz' kalacağı ve amaca hizmet etmeyeceği..." değerlendirmesinde bulunmuştur. Başvurucu Tufan Ergüder 23/12/2014 tarihinde karara itiraz etmiş, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 25/12/2014 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 26/12/2014 tarihinde ise başvurucular Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan'ı tutuklanmaları istemiyle İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talep yazısında, başvurucu Tufan Ergüder hakkında düzenlenen 18/12/2014 tarihli tutuklama talep yazısında belirtilen açıklamalarla aynı olan birtakım açıklamalara yer verilmiş; bu iki başvurucu yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılması yoluna da gidilmiştir. Tutuklama talep yazısında, başvurucular Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan yönünden yapılan değerlendirmede bu başvurucuların Tahşiyeciler grubuna yönelik yürütülen soruşturma sürecinde ve bu soruşturma öncesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde şube müdürü ve şube müdür yardımcısı oldukları, bu gruba yönelik soruşturma öncesinde 3/12/2008 tarihinde başvurucu Ali Fuat Yılmazer'in Tahşiyeciler grubuna yönelik istihbari araştırma yapılması yönünde birden fazla il emniyet müdürlüğüne yazı yazdığı, bu soruşturmanın emir ve talimatlarının Fetullah Gülen tarafından verilmesi sonrasında ise yine başvurucu Ali Fuat Yılmazer'in şube müdürü olduğu dönemde adli sürecin başlatılmasını sağlamak amacıyla Şube Müdür Yardımcısı Erol Demirhan'ın Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne yazı yazdığı, daha sonra bu soruşturmanın usulsüz birtakım işlem ve eylemlerle devam ettirildiği, bu soruşturmanın emir ve talimatlarının Fetullah Gülen tarafından verilmesi hususu da dikkate alındığında başvurucuların bu emir ve talimatın gereği olarak usule aykırı birtakım işlemler yaptığı ifade edilmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 18/12/2014 tarihinde, başvurucular Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan'ın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmalarına karar vermiştir. Hâkimlik; başvurucuların da aralarında olduğu şüpheliler yönünden kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu sonucuna varırken İstihbarat ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüklerinde görev yaptıkları anlaşılan -başvurucuların da aralarında olduğu- şüphelilerin görevlerinin sağladığı nüfuz ve gücü görevlerinin gereklerine aykırı kullandıklarını, bu noktada Ali Fuat Yılmazer'in yazdığı bir yazıya istinaden Tahşiyeciler grubuna yönelik olarak istihbari bir araştırma yapılmasını sağladığını, bu araştırma sonrasında Erol Demirhan'ın yazdığı bir yazıyla soruşturma yapılması gerektiğini Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne bildirdiğini, bu bildirim üzerine Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından soruşturma talebinde bulunulduğunu, bu talebin Başsavcılık tarafından kabul edilmesi sonrasında soruşturma işlemlerinin Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütüldüğünü ancak yürütülen bu soruşturmada birtakım usulsüzlüklerin var olduğunu belirtmiştir. Kararda; kuvvetli suç şüphesi yönünden yapılan değerlendirmede ayrıca İstihbarat ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüklerinde görev yaptıkları anlaşılan -başvurucuların da aralarında olduğu- şüphelilerin emniyet teşkilatındaki hiyerarşi içinde değil yasal olmayan bir oluşum çerçevesinde faaliyette bulundukları ve ayrı bir yapı oluşturdukları, bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti'nin sosyal, ekonomik, askerî ve idari mekanizmasına yön veren kadroları ele geçirerek etkisiz hâle getirmeyi amaçladıkları,yetkilerini görevlerinin gereklerine aykırı kullanmak suretiyle örgütün amacına ulaşması için toplum üzerinde baskı, korkutma, yıldırma ve sindirme gibi yöntemler kullanarak işlemler yaptıkları yönündeki olgulara ve tutuklama talep yazısında yer alan diğer tespitlere değinilmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği, tutuklama nedenlerine ilişkin olarak ise "...atılı suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı, atılı suçun katalog suçlardan olduğu , bu suçun önemli ve ciddi sayılan suçtan olması hasebiyle tutuklama nedeninin varsayıldığı, CMK' nun ve devamı maddelerinde belirtilen tutuklama yasağı veya yargılama engeli gibi halin bulunmadğı, atılı suç yönünden şüphelilerin alabileceği ceza miktarı gözönüne bulundurulduğunda kaçabilecekleri yönünde şüphe bulunduğu, soruşturmanın henüz tamamlanmadığı, çok kapsamlı bir şekilde ve çok yönlü olarak soruşturmanın devam ettiği, bu anlamda şüphelilerin delilleri yok etme, gizleme, tanık ve mağdurlar üzerinde baskı oluşturma şüphesinin bulunduğu, atılı suç yönünden beklenen ceza veya güvenlik önlemi değerlendirildiğinde 'ölçülülük' ilkesi uyarınca daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının bu aşamada yetersiz kalacağı..." değerlendirmesinde bulunmuştur. Başvurucular Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan 31/12/2014 tarihinde bu karara itiraz etmiş, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 8/1/2015 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu Tufan Ergüder kendisiyle ilgili olan tutuklamaya ilişkin nihai kararı 13/1/2015 tarihinde, başvurucular Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan ise kendileriyle ilgili olan tutuklamaya ilişkin nihai kararı 16/1/2015 tarihinde öğrendiklerini bildirmişlerdir. Başvurucular 20/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başsavcılıkça, başvurucuların da aralarında olduğu şüphelilerin resmî belgede sahtecilik, iftira ve silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/281 sayılı dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 2/10/2015 tarihinde yaptığı tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında başvurucuların tutukluluk durumlarını da değerlendirmiş; başvurucular Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan'ın tutukluluk hâllerinin devamına, başvurucu Tufan Ergüder'in ise tahliyesine karar vermiştir. Devam eden yargılama sonunda Mahkeme 3/11/2017 tarihli kararıyla başvurucuların silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 12 yıl, iftira suçundan 4 yıl 6 ay, başvurucu Tufan Ergüder'in bu suçlardan ayrı olarak resmî belgede sahtecilik suçundan da 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar vermiştir. Aynı kararla başvurucular Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan'ın hükümle birlikte tutukluluk hâllerinin devamına, başvurucu Tufan Ergüder'in ise hükümle birlikte tutuklanmasına ve hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenmesine karar verilmiştir. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın istinaf incelemesi devam etmektedir. İlgili hukuk için bkz. Mehmet Özdemir, §§ 32-