T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2025/1647 KARAR NO:2026/357 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:30/04/2025 NUMARASI:2024/64 Esas - 2025/346 Karar DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:13/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2025/1647 KARAR NO:2026/357 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:30/04/2025 NUMARASI:2024/64 Esas - 2025/346 Karar DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:13/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/12/2017 tarihinde, davalı ...'nın ... ile sigortaladığı, davalı ... Sigorta'nın... ile sigortaladığı, davalı ...'e ait olup, davalı ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın emniyet şeridine girip davacıların murisi ...'a çarpması sonucu ...'ın vefat ettiğini belirterek, kazada ölen eşinin desteğinden yoksun kalan davacılardan ... ... için şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca davacılardan müteveffanın eşi için 20.000,00-TL, müteveffanın çocukları diğer davacıların her biri için ise 10.000,00'er TL’den (5 x 10.000,00-TL.) 50.000,00-TL olmak üzere toplam 70.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faiziyle birlikte davalı sigorta şirketleri dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların dava açma haklarının bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına göre 16/02/2018 tarihinde davacılardan müteveffanın eşi ... ...'a 23.428,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, davacıların tazminini talep edebileceği başkaca bir zararlarının kalmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekilicevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde Genişletilmiş ...Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, şahıs başına teminat limitinin 10.000,00-TL olduğunu, davaya konu kazada vefat eden şahsın kazada yaya konumunda bulunduğunu, bu nedenle üçüncü şahıs konumunda olduğunu, dolayısıyla talep edilen tazminatı poliçe kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının tamir edilmek üzere dava dışı ... adlı oto tamircisine bırakıldığını, araçta oluşan arızanın giderilememesi sebebiyle aracın ikinci kez aynı yere tamir için götürüldüğünü, oto tamirciden müvekkilinin oğlu ...'in aranarak aracın bir gün sonra teslim edileceğinin söylendiğini, aynı gün akşamı aracın kaza yaptığı bilgisinin müvekkilinin oğluna haber verildiğini, kaza ile hiçbir ilgilerinin bulunmadığını, tamircilerin karıştığı kaza nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun söz konusu olamayacağını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'nin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın 28/12/2017 tarihinde saat 20:30 sıralarında ...Caddesi üzerinde ilerlerken yola aniden ve kontrolsüz bir şekilde atlayan müteveffa ...’a çarptığını, ...'ın hastanede vefat ettiğini, araç sürücüsünün müvekkilleriden ... olabileceği yönündeki iddianın tamamen hayal ürünü olup gerçeği yansıtmadığını, müteveffanın kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, müteveffanın inşaatta çalıştığını, aylık net bir gelirinin olmadığını, eşine sigorta şirketi tarafından destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "12.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 28/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine, fazlaya dair istemin reddine; davacılar ..., ..., ..., ... ve ... için kişi başı 6.000,00'er TL (toplam 30.000,00 TL) manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 28/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya dair istemin reddine; cenaze gideri davasının açılmamış sayılmasına, maddi tazminat davasının reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddi tazminat davalarının, davalı ...'nın ödeme yapması nedeniyle reddedildiğini, oysa tazminatın karar tarihine en yakın güncel verilerle hesaplanması gerektiğini, savcılık tarafından alınan bilirkişi raporu ve teknik uzman heyet mütalaasında davalı ...'nin kusurlu olduğunun açıkça belirtildiğini, ...'nin kusurlu olduğu ceza dosyasında aldığı ceza ile kesinleştiğini, müteveffanın kusursuz olduğunu, davanın ... yönünden reddedilmiş olmasının isabetsiz olduğunu, manevi tazminat miktarlarının somut olay dahilinde oldukça az olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; trafik kazasında kullanılan ... plaka sayılı aracın müvekkil tarafından tamir için diğer davalının çalıştığı/sahibi olduğu Ümraniye İlçesi,... Bulvarı üzerinde bulunan ... adlı oto tamircisine 28.12.2017 tarihinde sabah 09:00 sıralarında tamir ve bakım yapılması için bırakıldığını, müvekkilinin araç üzerindeki hakimiyetinin tamir süresince sona erdiğini, işleten sıfatı bulunmadığını, tamirci çalışanının karıştığı kaza nedeniyle oluşan zararlardan müvekkilinin bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 14/12/2023 tarih, 2021/1409 Esas ve 2023/2323 Karar sayılı kararı ile "...Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince, hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusurla ve beraat kararı bağlı değil ise de Ceza Mahkemesince tespit edilen fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını saptayan maddi vakıalar yönünden Ceza Mahkemesi kararı ile bağlıdır. Bu durumda Ceza Mahkemesince hükme esas alınan üç kişilik bilirkişi raporunda belirtilen "...davalı sürücünün 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 52 ve Karayolları Trafik Yönetmeliği madde 101 maddesine göre kullanmakta olduğu aracın hızını mevcut şatlara uydurması gerektiği, kendi beyanında yaklaşık 60 km hızla gittiğini ifade etmiş ise de görüntü kaydından sadece sanığın önde seyir eden araçtan daha hızlı gittiği, bu durumda sanığın hız sınırının üzerinde seyir halinde olduğu ..." hususlardaki maddi vakıalar Hukuk Mahkemesi için de bağlayıcı olacaktır. Bu nedenle Mahkemece bu husus dikkate alınmadan sürücünün kusursuz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.O halde Mahkemece yapılması gereken, davalı sürücünün kusuru sabit olduğuna göre kusur oranlarının belirlenmesi ve maddi tazminat hesabının yapılması için bilirkişi incelemesi yaptırmak, sonucuna göre tüm dosya kapsamı dadeğerlendirilerek karar vermekten ibarektir..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Dosya kapsamından, 28.12.2017 günü, saat 20:30 sıralarında davalı sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... Caddesi üzerinde Şile yönünden Pendik istikametine seyir halindeyken, olay yeri olan ... Caddesi yol ayrımını geçerek seyrettiği sırada sol ön kısımları ile seyrine göre yolun sol tarafından orta refüj bariyerlerini aşarak yolun karşı tarafına geçmek isteyen müteveffa yaya ...'a çarpması sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda 3 kişilik bilirkişi kurulu oluşturularak alınan kusur raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde müteveffa ...'ın %80 kusurlu, davalı sürücü ...'nin ise %20 kusurlu olduğunun bildirilmiş olmasına, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı dosyada hükme esas alınan üçlü bilirkişi raporunda da sanık sürücünün tali, müteveffanın asli kusurlu olduğunun belirtildiği, ceza dosyasında sanık ...'nin tali kusuruna göre hüküm kurulup, kararın istinaf edilmesi üzerine itirazın esastan reddi ile kesinleşmesine; bu durumda Mahkemece aldırılan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporu ve kaza tespit tutanağının birbiriyle örtüşmesi ve olayın oluşuna uygun düşmesine göre Mahkemece üç kişilik bilirkişiden alınan kusur raporu esas alınarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Olayla ilgili ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul Anadolu 6.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/270 Esas sayılı dosyasında, müteveffanın vefatı nedeniyle davalı ...'nın sanık olarak yargılandığı, cezalandırıldığı ve hükmün kesinleştiği anlaşılmakla, davalı ...'nin de sürücü olarak tazminattan sorumlu tutulması gerektiğine dair istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Davalı ... vekilinin; davalı ...'in ... plkalı aracını tamir ettirmek amacıyla diğer davalı ...'nin sahibi olduğu oto tamir dükkanına teslim ettiği bu nedenle işletenlik sıfatının bulmadığı yönündeki iddiasını iapsta yarar yazılı bir delil sunamadığı anlaşılmakla, davalı ...'in işleten sıfatı bulunmadığına dair istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler.Dava tarihi 17/04/2018 olup, olay tarihinin 28/12/2017 olduğu, bu itibarla davalı ... A.Ş'nin 13/02/2018'de yaptığı 23.428,00-TL'lik ödemesinin davadan önce olduğu, 13/02/2018 tarihli ibraname başlıklı belgeye göre, davacı ... ...'ın davalı ... A.Ş.'yi, sürücü ve işleteni fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ibra ettiği, bu belgenin kayıtsız şartsız olmaması nedeniyle ibraname niteliğinde olmadığı anlaşıldığından KTK'nın 111.maddesi uygulanamayacaktır. Bu halde aktüerya raporunda, davalının davadan önce ödediği bedelin, ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faiz hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle karar vermek gerekirken; Aktüerya raporundaki 1.seçenekteki hesaplama doğrultusunda, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu bulunan tutar ile ödeme miktarı karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması gerekçesiyle maddi tazminat davasının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Davacılar vekilinin 07/04/2025 tarihli beyan dilekçesinde, 19/03/2025 tarihli bilirkişi raporunun 2.seçeneğindeki hesaplamaya göre davanın kabulüne karar verilmesini istediğinden davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle güncel asgari ücrete göre hesaplama yapılmamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak belirsizi alacak davası olarak açılan davada davacı vekili 30/04/2025 tarihli son celsede talep artırım dilekçesi sunmak üzere mehil istediği halde mehil verilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, davacılar vekiline bedel artırım dilekçesi sunmak üzere mehil verilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacılar ve davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2026