13. Hukuk Dairesi 2014/18444 E. , 2015/1574 K. "" ... vekili avukat ... ile 1-..., 2-... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 14.2.2013 tarih ve 577-91 sayılı hükmün Dairenin 20.3.2014 tarih ve 30647-8257 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. KARAR Davacı, davalı ...'tan su arıtma cihazı satın aldığını, buna karşılık o…
**13. Hukuk Dairesi 2014/18444 E. , 2015/1574 K.** **"İçtihat Metni"** ... vekili avukat ... ile 1-..., 2-... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 14.2.2013 tarih ve 577-91 sayılı hükmün Dairenin 20.3.2014 tarih ve 30647-8257 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. KARAR Davacı, davalı ...'tan su arıtma cihazı satın aldığını, buna karşılık olarak o dönemdeki TL üzerinden 15.000.000TL bono verdiğini, verilen bu bono üzerinde tahrifat yapılarak 11.500 USD haline getirildiğini ve bu meblağ üzerinden aleyhine icra takibi başlattıklarını, açılan ceza davasında ...... ile senet üzerine sonradan ekleme yapıldığının tespit edildiğini ileri sürerek İcra Müdürlüğünün 2007/87 Esas sayılı takip dosyasında borcunun bulunmadığının tespiti ile icra tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davanın değişik kabul ve reddi ile; Davacının davalı ...'a 30 Ağustos 2000 tanzim 30/08/2000 vade, tarihli ve Asliye ceza mahkemesinde davaya konu yapılan emre muharrer senet nedeni ile davacı ... un 1.500USD (1 USD = 1,59 TL X 1.150 = 1.828,50 TL )borçlu olduğunu ve artan kısım yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hükmün taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.3.2014 tarihli ve2013/30647 E. ve 2014/8257 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş, davalılar bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır. 1-6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.nın yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.