T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1225 - 2025/1306 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1225 KARAR NO : 2025/1306 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10.07.2023 NUMARASI : 2021/780 Esas 2023/535 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 31.10.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TAR…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1225 - 2025/1306 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1225 KARAR NO : 2025/1306 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10.07.2023 NUMARASI : 2021/780 Esas 2023/535 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 31.10.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10.11.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26.08.2020 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile sigortalı, dava dışı sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı traktörde yolcu olarak bulunan davacı ...'ın ayağının traktör seyir hâlinde iken çalılıklara çarpmasından dolayı traktörden düşerek yaralandığını, meydana gelen tek taraflı kazanın oluşumunda davacının kusurunun bulunmadığını, traktörde bulunan davacının güvenliğini sağlamayan ve tedbirsiz olarak hareket eden traktör sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, maluliyet oranının tespiti için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan raporda davacının özür oranının %17 olduğu, bakıcı ihtiyaç süresinin 3 ay, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiğini, davayı açmadan önce davalıya yazılı olarak başvuru yapıldığını, ancak sigorta şirketince yasal süresi içinde herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığını belirterek, HMK'nın 107. maddesine göre 14.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 1,000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 1.000,00 TL bakıcı gideri tazminatının, 1.260,00 TL Adli Tıp raporu masrafı ve muayene ücretinin başvuru tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, bedel artırım dilekçesiyle sürekli iş göremezlik talebini 396.269,75 TL'ye, geçici iş göremezlik talebini 6.621,75 TL'ye, bakıcı gideri tazminatını ise 17.006,77 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; KTK'nın 97.maddesi kapsamına davalı şirkete usûlüne uygun başvuru yapılmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, davacının kolluktaki ifadesinden de anlaşılacağı üzere, traktörün basamağında seyahat ettiğini ve müterafik kusurunun bulunduğunu, dava konusu kazanın karayolu dışında ormanlık alanda meydana geldiğini, bu nedenle davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı yanın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi taleplerinin usûl ve yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yapılan yargılama sonunda; Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesince alınan kusur raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde gerilen dal parçasının traktörde bulunan davacı yolcuya çarparak davacının yaralanmasına neden olduğu olayda davacının %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının trafik kazasına bağlı kişinin engel oranınım %17 olduğu, bakıcı ihtiyaç süresinin 3 (üç) ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, davacı yolcu yönünden ayrıca müterafik kusur indiriminin uygulanmadığı, köy, orman, dağ, tarla ve yayla yollarının da karayolu olduğu, geçici ve sürekli iş görmezlik durumunun ve bakıcı giderinden kaynaklı tazminatın usûlüne uygun raporla belirlendiği, davacının bilirkişi raporuna göre talebini artırdığı, bu hâli ile davalının zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi kapsamında poliçe limitlerinde zarardan sorumlu olduğu ve davacının davasının sübut bulduğu, dava tarihinden önce davacı tarafından usûlüne uygun olarak davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı davalının 14.09.2019 tarihinde temerrüde düştüğü belirtilerek davanın kısmen kabulü ile, 396.269,75 TL sürekli iş göremezlik, 17.006,77 TL geçici iş göremezlik, 6.621,75 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 419.898,27 TL tazminatın, temerrüt tarihi olan 14.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalından tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazanın meydana geldiği yerin Karayolları Trafik Kanunu kapsamında karayolu olmadığını, müterafik kusur indiriminin yapılmamasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun poliçe genel şartlarına ve mevzuata aykırı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosuna göre muhtemel ömür üzerinden değil, bakiye ömür süresi üzerinden, iskonto uygulanarak teknik faizin 1.8 olarak baz alınması gerektiğini, progresif rant yönteminin kullanılmasının hatalı olduğunu, SGK'dan gelen yazı cevabında, peşin sermeye değerinin toplam tazminat tutarından mahsup edildiğini, davalı şirketin poliçe limiti ile sorumlu olması nedeniyle bahse konu değerin poliçe limitinden mahsup edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinden sorumluluğun SGK'da olduğunu, temerrüt tarihinin de yanlış belirlendiğini, kaza tarihi 26.08.2020 olmasına rağmen kaza tarihinden önceki bir tarih olan 14.09.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar re'sen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Davacı vekili, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın yapmış olduğu tek taraflı kazada, araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek sürekli işgöremezlik tazminatı, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talep etmiştir. 1-Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Davaya konu kazanın gerçekleştiği 26.08.2020 tarihi itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri yürürlükte olup davacının maluliyetinin bu yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir. Anılan yönetmeliğin 2 numaralı ek cetveli olan özür oranları cetvelinin "Kas İskelet Sistemi" başlığında Yaralanma Modeli veya Tanı İlişkili Değerlendirme bölümünde; "…Travma durumlarında ilk tercih edilecek yöntemdir. Eğer bir yaralanma yok ise, bu yöntem yetersiz kalıyor ise veya yaralanma aynı omurga bölgesinde birden fazla segmenti etkiliyor ise eklem hareket genişliği modeli kullanılır. Yaralanma modeli nörolojik kayıp varlığına, kırık, dislokasyon ve hareket segmenti bütünlüğüne dayanır. Birden fazla omurga bölgesi etkilenmiş ise her biri ayrı ayrı değerlendirilir, kişinin özür oranını hesaplamak için Balthazard Hesaplama Tablosundan yararlanılır. Yaralanma bulgularına kortikospinal yol bulguları da eşlik ediyor ise spinal kord lezyonları ile ilgili tablolar kullanılır (Bölüm 4). Bu değerlendirme için özür kalıcı ve stabil olmalı, son 12 ayda değişiklik olmamalıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda, mahkemece, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının belirlenmesi yönünden rapor alınmadığı, dava açılmadan önce davacının talebi üzerine Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 06.07.2021 tarihli rapor hükme esas alınarak karar verildiği; raporda, davacının her iki tiba ve fibula distalden yaralandığı, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre “alt eksremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” esas alınarak davacının daimi maluliyet oranının %8, ürogenital sistem, unilateral orşiektomi %10 olduğui balthazard formülü uygulandığında %17 olduğunun belirlendiği, kaza tarihinden itibaren yönetmelikte belirtilen 12 aylık sürenin dolmadığı gibi, davacının başvurusu üzerine düzenlenen rapor hükme esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, davacının kaza sonrası gördüğü tedavilere ilişkin ilgili hastanelerden tüm tedavi evrakları getirtilerek davacının son durumu da değerlendirilerek kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı, kaza ile maluliyeti arasındaki illiyet bağı, kazaya bağlı maluliyet oluşmuş ise oranı ve iyileşme süresinin Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre tespiti yönünden Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin Tıp Fakültesi Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıklarından rapor alınması ve sonucuna göre gerektiğinde aktüer bilirkişiden rapor alınarak davalı sigorta şirketi yönünden oluşan usûlü kazanılmış haklar da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2-26.04.2016 tarihinde 2918 sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur. Kabule göre, davacıların davalı sigorta şirketine zararı karşılanması için müracaatları üzerine 01.09.2021 tarihli yazı ile davalı zararının sigorta teminatı kapsamında kalmadığından ödeme yapılamayacağı, davacıya bildirilmiştir. Bu durumda davacı tarafından bu tarihten önce temerrüdün gerçekleştiği kanıtlanmadığına göre ödeme talebinin reddedildiği 01.09.2021 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken hatalı şekilde faiz başlangıç tarihinin belirlenmiş olması da doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usûl ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep hâlinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 31.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.N