Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; Bu Kanunda, Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yay
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında varılan mutabakat sonucunda kendi aralarında yapmak istedikleri ortak işe ve kiralanan gayrimenkule ilişkin olarak müvekkili tarafından davalıya yapılacak işin maliyetine ve alınacak mallar için teminat olarak imzalayarak bu senetleri davalıya teslim ettiğini, müvekkili ile davalı arasında daha sonra birlikte yapmayı düşündükleri işin neticelenmemesi, kiralanan gayrimenkulün boşaltılması ve işin de sürüncemede bırakılması üzerine müvekkilinin yapılacak işten vazgeçerek kendisinden alınan senetlerin iadesini talep ettiğini, bunun üzerine davalının müvekkiline artık senetlerin hükümsüz kaldığını ve senetlerin kendisi tarafından imha edildiğini söyleyerek senetleri müvekkiline teslim etmediğini, senetlere yönelik uzun zaman hiçbir işlem yapılmadığını, ancak müvekkilinin senetler hakkında işlem yapıldığını ve senetlerin tahsil edilmek amacı ile icra takibi başlatıldığını kendisine 8 yıl sonra tebliğ edildiğinde öğrendiğini, davalının senetleri 14/01/2009 tarihinde işleme koyduğunun 07/04/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilinin 11/04/2017 de itiraz ettiğini, senetlerin zamanaşımına uğradığını, kambiyo vasıflarını kaybettiklerini belirterek, müvekkiline karşı Ankara ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin dava sonuna kadar durdurulmasına, dava sonunda icra takibinin iptaline, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalıya verilen ve imha edildiği söylenen senetlerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Husumetin yönlendirildiği müvekkili şirket ile davaya dayanak icra dosyasındaki alacaklı şirketin farklı tüzel kişiliklere sahip olduğunu, bu sebeple öncelikle husumet itirazında bulunduklarını, yetkili yerin Ankara Mahkemeleri olduğunu, davanın 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, davaya konu senetlerin düzenleme tarihleri 20/05/2008, vade tarihlerinin 15/06/2008 ve 15/07/2008 tarihleri olduğunu, Borçlar Kanunu genel hükümlerince, sözleşmeden kaynaklı alacaklara ilişkin açılacak davalarda zamanaşımı süresinin 10 yıl olup, davacının 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açtığını, senetlerin kambiyo vasfını kaybettiği yönündeki itirazların süresinde yapılmadığı gibi, yetkili mercilere de yapılmadığını, davacının icra emrini 07/04/2017 tarihinde tebellüğ ettiğini, süresi içerisinde icra hukuk mahkemesinde dava yoluyla itirazını ileri sürmesi gerekirken, yetkisiz merci olan icra müdürlüğüne itiraz dilekçesini ibraz ettiğini, icra müdürlüğü tarafından itirazın yetkisi olmaması gerekçesiyle reddedildiğini, kambiyo senedine dayanan haciz yolu ile takipte ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yetkisiz merci nezdinde yaptığı itirazının, icra dairesinin yetkisine ve takip konusu borcun zamanaşımına uğradığına ilişkin olduğunu, davacının, bu itiraz sebeplerini icra mahkemesine bildirmesi gerekirken icra müdürlüğüne bildirdiğini, ödeme emrini tebellüğ ettiği tarihten itibaren beş gün içinde bir dilekçe ile takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesine herhangi bir itirazda bulunmadığından ve 5 günlük itiraz süresini geçirdiğinden ödeme emrinin kesinleştiğini, davacının borcu olduğunun yapılacak inceleme ile ortaya çıkacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.