1. Hukuk Dairesi 2012/1874 E. , 2012/6266 K. "" MAHKEMESİ : ELAZIĞ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/11/2011 Yanlar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 29.5.2012 Salı günü saat 9.30' da daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, …
**1. Hukuk Dairesi 2012/1874 E. , 2012/6266 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ELAZIĞ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/11/2011 Yanlar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 29.5.2012 Salı günü saat 9.30' da daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Davalar, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali, tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davaların reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların miras bırakanı İ.’ün maliki olduğu 47 ve 1929 parsel sayılı taşınmazlarını 03.05.1979 tarihinde 2168 parseli de 09.03.1981 tarihinde dava dışı oğlu F.’e satış suretiyle temlik ettiğini, F.’inde taşınmazları 18.05.1993 tarihinde dava dışı B.S.'ya sattığı bu kişinin de 03.11.1993 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakanının ara malikler kullanmak suretiyle davalıya yapmış olduğu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonucu, dava dışı F.in murise sunduğu hizmet ve bakımın karşılığının semen olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu durumda muris tarafından yapılan ilk temlikin ivazlı olduğu ve muvazaa iddialarının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l–4–1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.