Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan bir haber nedeniyle tazminata hükmedilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ulusal bir gazetede yayımlanan bir haber nedeniyle tazminata hükmedilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 19/9/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Yeni Akit gazetesinin (gazete) sahibi ve yayımcısıdır. Davacı G. ise tiyatro ve sinema sanatçısıdır. Ulusal bir televizyon kanalında her hafta H.A. isimli bir program yayınlanmaktadır. Sunucu U.nin moderatörlüğünde gerçekleşen ve canlı yayınlanan programa genellikle birden fazla kişi konuk olarak katılmakta ve ülke gündeminde yer alan konular tartışılmaktadır. 17/10/2015 tarihinde yayımlanan programda, programın konuklarından olan davacı G. ile Y.N.Ö. ve Ü. gündemdeki konulara değinmelerinin yanında hükûmete muhalif duruşları nedeniyle çeşitli haksızlıklara maruz kaldıklarından yakınmışlardır. Konuklardan Y.N.Ö. argo birtakım sözlerle bu konudaki görüşlerini ifade etmiştir. Bu kapsamda davacı da kendisi söylemediği hâlde ezan sesinden rahatsız olduğu iddialarının ortaya atıldığını belirtmiştir. Sonrasında programda geçen diyaloglar şu şekildedir:" [ G.]: ...Yahu biz oyun oynarken açık havada ezan okunursa, oyun durur. Üstelik de ben ezanı çok severim...[U.]: ...Biz nerede oturduk biliyor musun? Caminin avlusunda... Yani ezan sesinden rahatsız olanlar falan diye sana çamur atmışlar ya cami avlusunda yaşadık biz. Bu kadarını söyleyeyim. [G.]: Sanki biz bunların hesabını vermek zorundaymışız gibi! [U.]: Hakikaten ya. [ G]: Ulan siz kimsiniz de bizi sorguluyorsunuz?! Dallamalar, kimsiniz ulan? Siz kaç paralık adamsınız da bizi sorguluyorsunuz? Diyor ki, o mesela şunu da mesela [masanın üzerindeki karton bardağı göstererek] 'O bardaklar niye şeffaf değil? Çünkü içki içiyorlar'. Şimdi burada işte çay içiyor ya da efendim bilmem ne... Diyelim ki içki içiyor, sana ne lan pezevenk?! [Y.N.Ö.]: İşte böyle. Böyle söyleyeceksin... [ G]: Yalnız bir şey söyleyeceğim. [U.]: İster misin biz de size benzeyelim bu akşam? [G.]: Hayır bakın bu küfür değil. Azericede pezevenk ' yol gösterendir'. [Y.N.Ö.]: İşte bitti. [G.]: Kesin, kesin. Açın sözlüğü bakın..." Gazetenin 18/10/2015 tarihli nüshasında " 'Pezevenk' ve 'Küfürbaz' Y.ye tepki yağıyor" başlığı ile yayımlanan haberin ilgili kısımları şöyledir: "H. Tv’de 'Sol kırması' [U.nin] sunduğu H.A adlı program rezilliklerine bir yenisini daha ekledi. Programın bu haftaki bölümüne katılan 'Pezevenk' [G.] ve 'Küfürbaz' [Y.N.Ö], canlı yayında küfürler yağdırırken, vatandaşlar bu edepsizliğe büyük tepki gösterdi....Programa bu hafta konuk olarak katılan [G.], bir anda kendini rakı masasında sanarak canlı yayında küfürler yağdırmaya başladı. [U.D], küfürler karşısında pişkince sırıtarak [G.ye] destek olurken, diğer konuk [Y.N.Ö], [G.nin] küfürlerini alkışladı. Programa seyirci diye katılan 'kuru kalabalık' ise bu terbiyesiz ifadeler karşısında 'şakşakçılık' yapmakla yetindi.'Pezevenk' [G.den] sonra programın ilerleyen dakikalarında söz alan 'Küfürbaz' [Y.N.Ö], [G.den] aldığı güçle yüzlerce seyircinin önünde belaltı küfürler ve ağza alınmayacak ifadeler ile edepsizlikte tavana vurdu.Canlı yayında eşine az rastlanır 'ahlaksız ve edepsiz' ifadelere sosyal medyada büyük tepki yağdı. Toplumun duyarlı bireyleri RTÜK’ün bir an önce harekete geçerek H. TV’ye gerekli cezanın kesilmesi gerektiğini ve söz konusu programın da derhal yayından kaldırılmasını beklediklerini açıkladı." Davacı, haber nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini belirterek başvurucu aleyhine 3 kuruşluk manevi tazminat ve hüküm fıkrasının haber yapan gazete ile birlikte beş büyük gazetede yayımlanması talebiyle dava açmıştır. Yargılamayı yapan Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi 28/6/2016 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulüne karar vererek başvurucu aleyhine 3 kuruşluk manevi tazminata hükmetmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"davalı şirkete ait yeni akit gazetesinin 2015 tarihli yayınında 'Pezevenk ve küfürbaz Y.ye tepki yağıyor' başlığı ile 'Sol kırması [U.nin] sunduğu 'H.A' adlı program rezilliklerine bir yenisini ekledi. Programın bu haftaki bölümüne katılan 'Pezevenk [G] ve Küfürbaz [Y.N.Ö] canlı yayında küfürler yağdırırken, vatandaşlar bu edepsizliğe tepki gösterdi' şeklinde ifadelere yer verildiği,... dava konusu haberde, kamunun bilgilendirilmesi amacı dışına çıkılarak,davacıya yönelik küçük düşürücü ve hakaret içeren ifadeler yer verildiği, söz konusu haberin meşru sayılabilecek bir haber olmadığı ve davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu, davacının bu haber nedeniyle elem ve üzüntü duyduğu anlaşılmış olmaklamanevi tazminat talebinin kabulüne, kararın yeni akit gazetesi internet sitesinde yayınlanmasına, hüküm fıkrasının beş büyük gazetede yayınlanması talebinin;haberin verildiği tarih üzerinden uzunca bir süre geçmesi,güncelliğini yitirmesi, mahkemece talep edilen tazminat miktarına hükmedilmekle davalının hukuka aykırı eyleminin sabit olduğu,haberin yayımlandığı internet gazetesinde hükmün yayınlanacak olmasının yeterli olduğu anlaşılmış olduğundan reddine karar verilmesi uygun görülmüştür". Temyiz üzerine karar, Yargıtayın 11/2/2016 tarihli onama ilamı ile kesinleşmiştir. Nihai karar 19/8/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 19/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Sorumluluk” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de,bu zararı gidermekle yükümlüdür.”B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), demokratik bir toplumda basının oynadığı temel rolün altını birçok kez çizmiştir. AİHM'e göre basının -görev ve sorumluluklarının bilincinde olarak- kamu yararını ilgilendiren her konuyu iletme görevi vardır. AİHM, basının böyle konularda bilgi ve fikir yaymadan ibaret olan görevine kamunun bu fikir ve bilgileri alma hakkının eklendiğini hatırlatmıştır. AİHM’e göre bu görevi olmasa basın, vazgeçilmez kamusal gözetleyici (watchdog) rolünü oynayamaz (Bladet Tromsø ve Stensaas/Norveç [BD], B. No: 21980/93, 20/5/1999, §§ 59, 62; Pedersen ve Baadsgaard/Danimarka [BD], B. No: 49017/99, 17/12/2004, § 71; Von Hannover/Almanya (No. 2) [BD], B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 102). AİHM, Radio France/Fransa (B. No: 53984/00, 30/3/2004, § 37) kararında basın özgürlüğünün kapsamının demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini belirtmiştir. AİHM'in Eon/Fransa (B. No: 26118/10, 14/3/2013) kararına konu olayda, başvurucu, Fransa Cumhurbaşkanının korteji geçmek üzereyken, üzerinde “Casse toi pov’con” (Kaybol, seni beş para etmez dingil) yazılı bir pankart sallamıştır. Bu, Cumhurbaşkanı’nın kendisi tarafından dile getirilen ve bolca reklâmı yapılan bir ifadeyi ima etmektedir. Daha önce yaygın olarak yorumlanan ve medyada geniş şekilde alan, internette de çokça dolaşan ve gösterilerde slogan olarak kullanılan söz konusu ifadeden dolayı başvurucu derhâl durdurulmuş ve kendisine Cumhurbaşkanı’na hakaret etmekten dolayı 30 Avro para cezası verilmiş;ancak bu ceza ertelenmiştir. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiası üzerine AİHM, bir ifadenin, özellikle hitap edilen kişinin statüsü, başvuranın kendi konumu, geçmişte kullanılan bir cümlenin tekrarlanma biçimi ve bağlamı dikkate alınarak, davanın bütünselliği içerisinde incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır. AİHM; Cumhurbaşkanı tarafından dillendirilen bu ifadenin tekrar edilmesinin, ne Cumhurbaşkanı’nın yaşamını veya onurunu hedef aldığını ne de basit bir biçimde kendisi aleyhinde karşılıksız bir şahsî saldırı anlamına geldiğini belirtmiştir. AİHM'e göre, davacı tarafından kullanılan ve medyada geniş şekilde yer alan kaba bir ifadeyi kendi hesabına kullanan başvurucunun eleştirisi de nezaketsiz sayılabilecek bir hiciv yoluyla ifade etme olarak kabul edilmelidir. Bu bağlamda AİHM, hicvin, temelinde yatan gerçekliği abartılı ve bozulmuş bir şekilde sunan sanatsal bir ifade ve sosyal bir yorumlama şekli olduğunu ve doğal olarak tahrik etme ve kışkırtma amacı güttüğünü vurgulamıştır. Bu bağlamda AİHM, demokratik toplumlarda çok önemli bir rol oynayan toplumsal tartışmalara ilişkin hiciv yoluyla yapılan çıkışlar üzerinde caydırıcı bir etki doğurma ihtimali olduğu gerekçesiyle başvurucunun cezalandırılmasını ifade özgürlüğünün ihlali olarak değerlendirmiştir (Eon/Fransa, § 57- 61).