T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/54 KARAR NO : 2025/1163 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/06/2022 NUMARASI : 2018/591 Esas - 2022/516 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/09/2025 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/06/2022 gün…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/54 KARAR NO : 2025/1163 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/06/2022 NUMARASI : 2018/591 Esas - 2022/516 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/09/2025 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/06/2022 gün ve 2018/591 Esas - 2022/516 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı ..... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davacının dava dışı ..... A.Ş. nin % 16.67 pay oranı ile 400.000 adet hissesine sahip kurucu ortağı olduğunu, davalıların ise şirketin 2014 yılından sonra görev yapan yönetim kurulu üyeleri olduğunu, 16.02 2018 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağının 5. maddesine göre yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmediğini, bu sebeple hak düşürücü sürenin ibra kararından itibaren başlayacağı gerekçesiyle işbu davanın yasal süresi içinde açıldığını,16.02.2018 tarihli olağan genel kurulda alınan kararlar gereği yönetim kurulunun ibra edilmemesi ve yönetim kurulu üyelerinden ..... ve ....'in aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde karar alınmasının yönetim kurulu üyelerinin şirketi zarara uğrattıkları gösterdiğini, yönetim kurulu üyelerinin görev ve yetkilerini gereği gibi yerine getirmediklerini, şirketin kasıtlı zarara uğratıldığını ve içinin boşaltıldığını, kanuna aykırı şekilde ortakların şirkete borçlanmasına göz yumduklarını, vergi vs. borçları zamanında ödemediğini, bu sebeple faiz ödemelerinin şirkete ek mali yükümlülük getirdiğini, şirketin mali durumu ve piyasa şartlarıyla bağdaşmayan danışmanlık, sponsorluk, reklam harcamalarının yapılarak şirketin zor duruma sokulduğunu, beliterek; belirsiz alcak davaşı şklinde şimdilik 50.000,00-TL zararın davalılardan sorumlulukları oranında avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir CEVAP : Davalı ..... vekili, davalının dava dışı şirkete hukuki danışmanlık/avukatlık hizmeti verdiğini, şirketin yabancı yönetici adaylarının Türkiye'ye geliş ve evrak hazırlama aşamasında geçici süreyle yönetim kuruluna girdiğini, 30.07.2017-02.10.2016 tarihleri arasında yönetim kurulunda kaldığını, yerine evrakları hazırlanan .....'inin atandığını, şirkette hiçbir zaman imza yetkisi olmadığı gibi şirketin ticari faaliyetlerini kontrol etme yetki ve görevininde bulunmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı..... vekili, davalının hukuki danışmanlık/avukatlık hizmeti verdiğini, ortaklarından ..... ve ......'ı yönetim kurulu üyesi olarak atamak istediğini, ancak genel kurul tarihine kadar yabancı kişilerin görev kabul yazısı, imza beyannamesi, vergi kimlik numarası gibi evrakları acil olarak yetişmeyince güvendikleri kişi olarak kendisinden ve ortağı ..... dan geçici bir süre yönetim kuruluna girmesini istediğini, ortağı .... ile yaklaşık 2 ay geçici olarak yönetim kurulunda kaldıklarını ve yerlerine evrakları hazırlanan ...... ve ......'ın geçtiğini, şirkette hiçbir zaman imza yetkisi olmadığı gibi şirketin ticari faaliyetlerini kontrol etme yetki ve görevininde bulunmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının pay sahibi olduğu .... A.Ş. nin yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açılacağına dair bir genel kurul kararı bulunmadığını, genel kurulda bu yönde bir karar alınmadan sorumluluk davası açılamayacağını, şirketin zarara uğramasının altındaki nedenin davacının kendisi olduğunu, davacının rekabet yasağına aykırı davranarak .... A.Ş. nin pek çok müşterisini yeni açtığı şirkete geçirdiğini, davacının hem şirketin müşterilerini hemde yeğeni aracılığı ile gizli belgelerini çalarak ..... A.Ş yi zarara sokmaya çalıştığını, şirkete kayyım atanmasına sebep olduğunu, davalının şirketin zararında herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... vekili, 2014 yılında, .....A.Ş.nin çoğunluk (%83,33) hisselerinin ....Limitedin satın alması sırasında ....... yetkilisi olarak .... A.Ş yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, bu dönemde aynı zamanda hissedarı olduğu ... .'te de yönetim kurulu üyesi olarak da görev yaptığını, Ocak 2015 te .... ... ve bağlı kurumlarını yönetmek üzere Genel Müdür olarak atandığını ve yetkilendirildiğini, bu tarihten itibaren aktif olarak ....... ve bağlı iştiraklerini yönetmeye başladığını, .... A.Ş.nin devir alınmasından sonra yönetim kurulunun kendisi, ...., davacı ve eski hissedar ....'tan oluştuğunu,.... Limited ile davacı arasında yönetim ile fikir ayrılıkları oluşması ve eski hissedar ....”ın bakiye ödemesi yapılınca yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiğini, yönetim kurulunda boşalan üyeliklere .... Limitedin kendi hissedarlarını almak istediğini ancak yabancı hissedarların evraklarının ve izinlerinin genel kuruluna kadar yetişmemesi üzerine davalılar ..... ve .... 'in herhangi bir imza yetkisi ve temsil yetkisi olmaksızın sadece yönetim kurulu boşluğunu doldurmak üzere atandıklarını, daha sonra .... ve .... 'in üyeliklerini ....... hissedarları .... ve ....'a devrettiğini bu dönemde....... A.Ş. yi kendisi ve ....'nun münferit imza yetkisi ile yönettiklerini, diğer üyelerin imza ve temsil yetkisinin bulunmadığını, davacının, henüz şirketin bir zararı yokken şirketin feshi, aksi halde şirket ortaklığından çıkarılması talepli bir dava açtığını, bu süreçte şirketin zor günler yaşadığını, müşteri ve yabancı yatırımcının ilgisini kaybettiğini, davacının iddiasının aksine şirketi zarara uğrattığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın davacının ortağı olduğu, dava dışı şirketin yönetim kurulu üyeliğini yapan davalıların görev süreleri içerisinde şirketi zarara uğratıcı iş ve işlemlerde bulunup bulunmadıkları, varsa bu zararın davalılardan tazmini gerekip gerekmediği, davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı, davalı yönetim kurulu üyeleri hakkında dava açılması yönünde şirket genel kurulunca karar alınması gerekip gerekmediği noktasında toplandığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin tazminatın şirkete ödenmesi şartı ile istemde bulunabileceği düzenlenmiş olup, davalılar aleyhine dava açılmasına yönelik şirket genel kurulunda kararının alınmamış olması, şirket ortağı olan davacının istemde bulunmasına engel olmayacağı, davalı ....'nun davalı şirketin 05/08/2015-08/10/2015 tarihleri arasında, davalı ....'in 05/08/2015-10/10/2017 tarihleri arasında, davalı ....'nun 05/08/2015-28/02/2018 tarihleri arasında, davalı ...'ın 05/08/2015-18/09/2017 tarihleri arasında, davalı ....'in ise 18/09/2017 tarihinden itibaren şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları, davalılar.... ve ....'in, şirketin ticari faaliyetleri dışındaki hukuki danışmanlık işlerini yürüttüklerini, şirketi zarara uğratıcı herhangi bir eylemlerinin tespit edilemediği, yine davalı ....'in ise şirketin yönetim kurulu üyeliğini 18/09/2017 tarihinde devir aldığı ve devir aldığı tarihten davanın açıldığı tarihler arasında, görev yaptığı süre içerisinde şirketi zarara uğratıcı herhangi bir iş ve işlemine rastlanmadığı, davalı ....'ın yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı tarihlerde şirketten aldığı miktar nedeniyle 2017 yılı sonu itibarı ile toplam 789.710,76-TL borçlu olduğu, iş bu dönem içerisinde şirketin ödenmesi gereken vergi borcunun süresinde ödenmemesi nedeniyle, şirketin 239.164,45-TL gecikme cezası ödemesine sebebiyet verdikleri, her ne kadar davalı ... ..ile davalı .... şirketin münferiden temsile ve imzaya yetkili iseler de, davalı ....'nun yönetim kurulu başkanı olduğu, yönetim kurulu başkanı olarak üyelerin ve şirket çalışanlarının iş ve işlemlerini denetlemek ve hukuka aykırı iş ve işlemlerini önlemek ve bu hususta gerekli tedbirleri almakla yetkili olması sebebi ile davalı .....'ın şirketten para alması ve bu paranın geri ödenmemesi ile şirket vergi borçlarının zamanında ödenmemesi sonucu şirketin zarara uğramasını önleyici tedbirleri almaması sebebiyle, davalı ..... ....'nun da davalı .....ile birlikte şirkete verilen zarardan müteselsilen sorumlu oldukları, belirtilerek; davalılar.... ve ..... aleyhine açılan davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden açılan davanın ise reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı ..... tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı.... vekili, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, rapora itirazların karşılanmadığını, hiç kimsenin kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamayacağını, bilirkişilerce, davalının da sorumlu tutulmasına ilişkin yegane dayanağın aynı dönemlerde münferit imza yetkisine sahip olunması olduğunu, davalı .... ile davalı.... arasında müteselsilen imza yetkisinin bulunması halinde dahi bir miktar tutarlılık taşıyabilecek bu olgu, münferit imza yetkisinde kullanıldığında herhangi bir anlam ifade etmediğini, davalının şirketi temsil yetkisi dış ilişkilerde temsili olduğunu, eldeki olayda, anonim şirketin dışarıya temsili ile ilgili sorumluluk doğuran bir eylemden bahsedilmediğini, olay şirketi münferiden temsile yetkili olan yönetim kurulu üyesi diğer davalının şirketten aldığı ve ödemediği toplam 789.710,76-TL iş avansı bakiyesinin davalının kontrolünün içinde kalan bir olgu olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, imzaya yetkili temsilci olmasının eldeki belirlemede herhangi bir etkisi bulunmadığını, yönetim kurulu üyesinin aldığı iş avanslarını ödememesinde davalıya yükletilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, özen ve gözetim yükümlülüğü gerekçe gösterilerek dahi bu denli kişisel bir olayın davalının müteselsilen sorumlu olması durumunu doğurmayacağını, ihtar ve kesin süreye rağmen delil avansının yatırılmış olmaması nedeniyle davacının artık defter ve bilirkişi incelemesi delilinden vazgeçtiğini belirterek kararın kaldırlmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, anonim şirket yönetim kurulunun sorumluluğundan kaynaklanan şirket zararının tahsili ile şirkete ödenmesi istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. 1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2.Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında dava, yöneticinin sorumluluğuna ilişkindir. 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TTK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Somut olayda istinaf kanun yoluna başvuran davalı yönetici aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar tesisi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (Yargıtay 11. HD'nin 13.06.2022 tarih ve 2021/2908 E. 2022/4792 K., 01.12.2021 tarih ve 2020/6333 E. 2021/6754 K.) Bu itibarla; ilk derece mahkemesince dava şartı hakkında hatalı şekilde karar verilmiş olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı .....'nun istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/06/2022 gün ve 2018/591 Esas 2022/516 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 11/09/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.