Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6377 E. , 2024/4026 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6377 Karar No : 2024/4026 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ... Hukuk Müşaviri Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: D…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/6377 E. , 2024/4026 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/6377 Karar No : 2024/4026 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ... Hukuk Müşaviri Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, yakını ...'in tedavi gördüğü Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde uygulanan tedavilerdeki tıbbi uygulama hataları nedeniyle hayatını kaybettiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdüğü zararına karşılık 300.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporun 2659 sayılı Kanun'a aykırı şekilde teşekkül eden komisyon tarafından düzenlendiği, müteveffanın felçli sağ kolunun tedavi sırasında çıkarıldığı, ilgili konsültasyonlarda durumun tespit edilmesine rağmen bu duruma yönelik herhangi bir tedavi uygulanmadığı, acil servisteki tedavi süresinin 24 saati geçemeyeceği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; Davacının yakını ...'in 03/05/2017 tarihinde Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine başvurduğu ve idrar yolu enfeksiyonu tanısı ile acil servis alana alındığı 04/05/2017 tarihinde ise acil servis kırmızı alana alındığı ve yapılan konsültasyonlar neticesinde gerçekleştirilen muayenelerde ilgili bölümlerce kendi servislerine yatışının gerekmediği belirtildiğinden burada takip ve tedavisine devam edildiği, 07/05/2017 tarihinde ikinci kez yapılan konsültasyon neticesinde gerçekleştirilen anestezi ve reanimasyon bölümü muayenesinde yoğun bakım ihtiyacı bulunduğunun belirtilmesi ve yoğun bakım ünitesinin dolu olması nedeniyle ... Hastanesine sevk edildiği, tedavi gördüğü ... Hastanesinde 22/06/2017 tarihinde hayatını kaybettiği, davacı tarafından hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdüğü zararın tazmini için davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, Davacının yakınının ölümü nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 8. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... karar numaralı raporunda, "kişinin şikayetleri üzerine götürüldüğü Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniğinde şikayetlerine yönelik muayenesinin yapıldığı, vital bulgularının değerlendirildiği, laboratuvar tetkiklerinin yapıldığı, radyolojik tetkiklerin yapıldığı, branş konsültasyonları eşliğinde değerlendirilerek uygun ilaçları içeren tedavilerin başlatıldığı, öncesinde de geçirilmiş serebrovasküler hastalık nedeniyle yatağa bağımlı bakım hastası olarak bakılmakta olan hastanın mevcut tablosunda iyileşme olmaması yoğun bakım şartlarında takip edilmesine karar verilmesi ve hastanelerinde erişkin yoğun bakım servisinde yer olmaması üzerine alınan sevk kararının uygun olduğu, muayenesinde ve tedavisinde görev alan hekimlerin eylemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu" yönünde görüş bildirildiği, İdare Mahkemesince; bakılan dava konusu olayda, davacının annesinin (müteveffa) 24 saatten fazla süre ile yaklaşık 5 gün boyunca acil serviste tutularak ilgili kliniğe yatışının sağlanmadığı, acil servisteki nöbet değişimleri sebebiyle hastaya birden fazla doktorun bakmasının hastanın gereği gibi takip edilmemesine yol açtığı, acil kırmızı alana alınan hastaya 24 saati aşan sürelerle geç konsültasyon yapıldığı, herhangi bir tedavi uygulanmadığı, fiziksel muayene ile hastanın sağ kolunu oynatamadığı saptandığı halde buna ilişkin olarak hastaya bir tetkik ve tedavide bulunulmadığından idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile 30.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 8. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... karar numaralı raporu doğrultusunda herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı görüldüğünden, idarenin tazminin sorumluluğunun doğduğundan bahisle davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı ve bu kısmın kaldırılması gerektiği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verildiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan bilirkişi raporunda, davacı yakınının genel durum bozukluğu, ürosepsis, yoğun bakımda uzun süre yatma ve gelişen diğer komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildiğinden, davacının yakınının hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu açıkça ortaya konulamamıştır. Öte yandan, dosyada bulunan bilgi ve belgelerden hastanın sarı alanda bulunduğu 04/05/2017 tarihinde saat 00.39'da istenilen ve saat 01.15'te gerçekleştirilen konsültasyonda, "..hastanın sağ kolunda kızarıklık şişlik mevcut olduğu, hastanın kolunu hareket ettirmediği ve hareket ettirilmeye çalışıldığında elini uzaklaştırmaya çalıştığı"nın belirtildiği ve ortopedi servisine konsülte edilmesinin önerildiği, sağ kolunu oynatamadığı saptandığı halde buna ilişkin olarak hastaya herhangi bir tanı konulmadığı ve tedavi uygulanmadığı, ayrıca dört gün boyunca acil serviste tedavisi devam eden hastanın istenilen konsültasyonlar neticesinde gerçekleştirilen muayenelere rağmen herhangi bir poliklinik tarafından kabul edilmediği görülmektedir. Bu haliyle, davacının yakınının kolunda sağlık problemi tespit edilmiş olmasına rağmen ortopedi konsültasyonu yapılmamasının ve bu tespite yönelik tedavi uygulanmamasının, istenilen konsültasyonlar neticesinde gerçekleştirilen muayenelere rağmen herhangi bir polikliniğe yatışı yapılmayarak yalnızca acil serviste tedavi uygulanmasının davacıda sağlık hizmetinin gerektiği gibi yürütülemediği konusunda endişe ve üzüntüye yol açtığı görüldüğünden, dava konusu olayda davalı idarenin söz konusu yükümlülükleri yerine getirmemesinden kaynaklı uğranılan manevi zararın, manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği gözetilerek takdiren belirlenecek makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmek suretiyle giderilmesi gerekmektedir. Bu durumda, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine yönelik temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 15/10/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.