Başvuru, tutukluluğunun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin mahkûmiyete esas alınması, gözaltındayken avukat ile görüşme hakkının kısıtlanması, yargılamanın özel statülü mahkemece yapılması ve makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğunun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin mahkûmiyete esas alınması, gözaltındayken avukat ile görüşme hakkının kısıtlanması, yargılamanın özel statülü mahkemece yapılması ve makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 23/7/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvuruculardan Abdullah Ekim 1979 tarihinde Bursa'da, Celalettin Sami Erengül 1975 yılında Bilecik'te doğmuş olup olayların gerçekleştiği tarihte Bursa ilinde ikamet etmektedirler. Başvuruculardan Abdullah Ekim 9/11/2002, Celalettin Sami Erengül ise 28/12/2002 tarihinde tutuklanmış olup iki başvurucu da 11/6/2012 tarihinde tahliye olmuştur. Başvurucular hakkında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 2002 ve 2003 tarihli iki ayrı iddianamesiyle anayasal düzeni cebir yolu ile değiştirmeye matuf fiil işlemek, İBDA-C terör örgütüne üye olmak ve patlayıcı madde atmak suçlarından kamu davaları açılmıştır. Anılan davalar, daha sonra İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (CMK madde ile görevli) (Mahkeme) nezdinde birleştirilmiştir. Mahkemece 23/10/2008 tarihli kararla başvurucuların terör örgütüne üye olma, patlayıcı imali ve nakli ile mala zarar verme suçlarından cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 12/11/2009 tarihli kararıyla eylemin anayasal düzeni değiştirmeye kalkışma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkeme 31/1/2013 tarihli kararla anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan başvurucuların müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar vermiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 24/6/2014 tarihli kararıyla hüküm onanmıştır. Başvurucular, kararı 2/7/2014 tarihinde öğrendiklerini bildirmişlerdir. Başvurucular 23/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Bireysel başvuru sonrasında başvurucular vekili 14/1/2016 tarihli dilekçeyle, başvuru konusu yargılamadaki diğer sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 9/3/2015 tarihli tebliğnameyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna müracaat edildiğini, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna (Kurul) gönderilen dosyanın Kurulun 2015/1116 sayılı esasında derdest durumda olduğunu ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 8/1/2016 tarihli kararıyla itiraz incelemesinin neticesinin beklenmesi gerektiği nedeniyle diğer sanık hakkında infazın durdurulmasına karar verildiğini belirtilerek başvurucular hakkında da itiraz kanun yoluna başvurulması talebinde bulunmuştur. Başvurucuların söz konusu talebi Mahkemenin 20/1/2016 tarihli yazısıyla 2015/1116 esasında kayıtlı dosyada birlikte incelenmek üzere Kurula iletilmiştir.