Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin davalıya ait Mersin İlinde bulunan fabrika binası ve alanındaki "Sülfürik Asit, Fosforik Asit Ve Diamonyum Fosfat Ünitelerinin Sökümü" ile buradan çıkan atıkların mevzuata uygun şekilde geri kazanımının/bertarafının sağlanması ve çıkan hurdaların satışı için 02.10.2015 tarihinde 02.10.2015-02.04.2016 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde Sülfürik Asit, Fosforik Asit Ve Diamonyum Fosfat Ünitelerinin Sökümü, Çıkan Atıkların Mevzuata Uygun Şekilde Geri Kazanımının/Bertarafının Sağlanması Ve Çıkan Hurdaların Satışı Sözleşmesinin imzalandığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin eki olan Tehlikeli - Tehlikesiz atıklara ilişkin şartnamelerde; söküm sonucu elde edilecek muhtelif cinsteki atıkların özellikleri belirtilerek söz konusu atıkların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın konuya ilişkin yönetmelikleri kapsamında olacağı ve İşletmede bulunan Paslanmaz Çelik Hurdasının sökümü ve taşınması esnasında müvekkili şirket çalışanlarınca doğal radyasyon seviyesinin çok üzerinde radyasyon içerdiğinin tespit edildiği ve bu tespitin davalı şirket çalışanlarına bildirilmiş olmasına rağmen davalı firma yetkililerinin radyasyon iddiasını kabul etmediklerini, Müvekkili şirketin, davalıya ait fabrika sahasındaki çalışmalarını tamamladıktan sonra fabrika sahasında bulunan hurda (yaklaşık 30.000-kg) metalleri teslim almadığından, davalının fabrika sahasında bulunan söz konusu hurdaların sözleşme kapsamında 27.05.2016 gününe kadar alınması hususunda müvekkiline Mersin ... Noterliğinin 20.05.2016 tarih ve ... yevmiye nolu evrakı ile ihtarname keşide ettiğini, söz konusu ihtarname akabinde 30.05.2016 tarihinde davalıya ait fabrika sahasında bulunan ve müvekkili şirketçe alınması gerekli olduğu belirtilen metaller üzerinde ... Ltd. Şti. firması çalışanlarınca yapılan ölçümler sonucunda "Doğal Radyasyon Seviyeleri Olarak, Çevre Ve İnsan Sağlığı Açısından Tehlikelidir" raporunun tanzim edildiğini, sözleşme kapsamında, (radyasyon tespiti öncesinde) müvekkili şirket tarafından aynı metallerin yaklaşık 30.000-kg'lık kısmının fabrika sahasından alınarak, müvekkiline ait depolarda muhafaza altına alınmış olup söz konusu metaller üzerinde de yapılan ölçümlerde tehlikeli olduğuna dair tutanak tanzim edildiğini, toplamda 60.000-kg olan söz konusu metallerin, doğal radyasyon seviyesinin çok üzerinde radyasyon içermesi nedeniyle söz konusu hurda metallerin Ayıplı olduğunun bildirilerek, ağır miktarda radyasyon ihtiva eden söz konusu metallerin ancak Türkiye Atom Enerjisi Kurumu yetkilileri nezdinde imhasının mümkün olabileceği ve bunların satışının (Geri Dönüşümünün) mümkün olmadığını davalı firmaya Bursa ... Noterliğinin 06.06.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile bildirildiğini, davalı firmanın, sözleşme ve eki niteliğindeki teknik şartnameler doğrultusunda müvekkile satmayı taahhüt etmiş olduğu hurda metallerin yaklaşık 60.000-kg' kısmının ayıplı olduğunun söz konusu metallerin satışının kesinlikle yasak olması hususu dikkate alındığında davalı şirketin ayıplı ürün satmış olduğu ve müvekkili tarafından davalının ülke çapında saygın bir firma olması nedeniyle gazete ilanında belirtilen miktarlar üzerinden hesaplama yaparak teklifini sunarak kendisine belirtilen (toplamda) 7162 Ton miktarındaki hurda ürün için 4.500.000-TL ödediğini ancak söküm işlemi bitince davalının taahhüt ettiği edimin %46,21 daha düşüğü olan 3847 Ton mal alabildiğini, davalının satmayı taahhüt ettiği mal miktarı ile gerçekte satılan (müvekkilce teslim alınan) mal miktarı arasında aşırı fark bulunduğundan taraflar arasındaki sözleşme yükümlülüklerin bir çoğunun yerine getirilmiş olması ve gelinen durum nedeniyle iptali söz konusu olamayacağından müvekkilin menfi/müspet zararlarının telafisi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile 1. Söz konusu metallerin radyasyon seviyesinin doğal sınırın çok üstünde olması nedeniyle ayıplı olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespitine ve söz konusu mallar nedeniyle davalıya yapılan ödemelerin 5.000-TL'sinin davalıya ödendiği günden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 2. İhale nedeniyle davalıya yapılan fazla ödeme nedeniyle oluşan menfi/müspet zarar karşılığı (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) 5.000-TL'nin davalıya ödendiği günden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin, tarım ve gübre alanında faaliyet gösteren ve bu cihetle fabrika alanı sökümünde yani hurdacılık konusunda uzmanlığı olmayan bir şirket olduğunu ve fabrikasında hurdacılığa yönelik bir iş fırsatı olduğunu gazeteye verdiği ilan ile çevreye duyurduğunu, ancak hurdacılık işinde uzman olmadığından ilanda yalnızca tahmini rakamlar kullandığını ve bu kapsamda davacının iddialarının aksine müvekkilinin davacıya hiçbir surette 6000 Ton, 350 Ton, 500 Ton ve benzeri rakamları taahhüt etmediğini, müvekkili şirketçe verilen ilan üzerine, davalı şirket yetkililerince herhangi bir teklif vermeden ve sözleşme kurulmadan evvel müvekkilinin söz konusu fabrikasında keşif yapıldığını ve bu kapsamda sözleşmeye konu sökümü ve satışı/ imhası yapılacak tüm üniteler, malzemeler ve atıklar bizzat ve defalarca incelenmiş ve değerlendirildiğini ve davacının bu incelemeyi yaparak teklif vererek sözleşme yapıldığını, davacının tacir olduğu ve yaklaşık 20 senedir hurdacılık sektöründe faaliyet gösterdiği davacının web sitesinde "1997 yılından beri hurda sektöründe başarılı bir şekilde faaliyet göstermekte “ olduğu şeklinde ifade edilmiş olup, bu bilgi muhtelif referanslar ve görseller ile de desteklendiğinden davacının, ulusal gazete ilanında yer alan tahmini rakamlar uyarınca beklentisinin yerine gelmediği yönündeki iddialarının yersiz olduğunun ortaya çıktığını ve davacının üstlendiği işin mahiyetini önceden öngörebilecek durumda olduğu gibi, öngörmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen Sözleşmenin, konusuna ilişkin 2. maddesinin " İşbu sözleşme altında Yüklenici, idari ve teknik Sözleşme ve eklerinde belirtilen usul ve esaslarla Anahtar Teslimi, sülfürik asit, fosforik asit ve dianıonyum fosfat ünitelerinin sökümü, çıkan atıkların mevzuata uygun şekilde geri kazanımının/bertarafının sağlanması ve çıkan hurdanın satın alınması (İŞ)'ini yapacaktır." şeklinde olduğunu, söz konusu Sözleşmenin ayrılmaz bir parçası niteliğindeki İdari Sözleşmenin; 1.31 maddesi; "Yüklenici'nin çevre mevzuatı kapsamında yürürlükte olan tüm yasal gerekliliklere haiz olması, bu konuda ilgili faaliyetler için (geri kazanım, topla- ma/ayrıştırma/bertaraf vb.) geçerli çevre izni veya geçici faaliyet belgesine ve/veya lisansa sahip olması, ekte yer alan sözleşmelerde istenen hususları sağlaması önemle gerekmektedir." hükmünü içerdiğini, 1.32. maddesinin; "Yüklenici'nin sahip olduğu geçerli çevre izninde veya geçici faaliyet belgesinde ve/veya lisansında bulunmayan atık kodları için başka bir çevre izni veya geçici faaliyet belgesi ve/veya lisansına sahip kuruluş ile işbirliği yapılması durumunda, bu kuruluşun da belgeleri Sözleşme esasında ibraz edecektir. Yapılan işbirliği sözleşmesine rağmen eksik kalan tehlikeli atıkların bertarafı için noter onayı ile atıkların tesisten alınacağı taahhüt edilmektedir" hükmünü içerdiğini, 1.33 maddesinin ise; "Sözleşme konusu işin neticesinde oluşan atıklar, İşveren tarafından ilgili yönetmeliğe bağlı kalınarak tehlike sınıfına göre tanımlanacaktır. Tehlikeli ve tehlikesiz atıklar, atık kodlarına göre Yüklenici'ye verilecektir. Yüklenici, Sözleşme konusu atık malzemeleri seçime tabi tutmayacaktır. İşveren atık malzeme seçimi konusundan tek yetkili olup Yüklenici bu konuda itirazda bulunamaz. " hükmünü içerdiğini ve taraflar arasında akdedilmiş sözleşmenin davacı şirketin, tehlikeli ve tehlikesiz olmak üzere çıkan tüm atıkların mevzuata uygun şekilde bertarafının sağlanması işini de üstlenmiş olduğunun son derece açık olduğu ve bu kapsamda davacı şirketin başlangıçtan itibaren sözleşme söz konusu hurdaların, tehlikeli ve tehlikesiz atıkların yalnızca satışını değil, gerektiğinde mevzuat uyarınca bertarafını yani olumsuz çevresel etkilerinin giderilmesini sağlayan işlemlerin yerine getirilmesini de üstlendiğini, davacının mevzuat uyarımca, radyasyonlu olduğunu iddia ettiği atıkları Türkiye Atom Enerjisi Kurumu yetkilileri gözetiminde alması ve bertaraf işlemlerini yaptırması gerektiğinin açık olduğunu, davacının bu davranışları sebebiyle söz konusu hurdaların müvekkili şirketçe depo, nakliye ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu vasıtasıyla imha edilmek zorunda kalındığını, bu durum müvekkilinin sebep olduğundan uğranılan zararları tahsil etme hakkı saklı tuttuklarını, ayrıca davacı tarafın 60.000 kg (60 ton) hurdanın radyasyonlu olduğunu iddia etmekte ise de, müvekkili şirket tarafından Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'na gönderilen hurda miktarının, 3.900 kg taşıyıcı konteynır ağırlığı düşüldüğünde, yalnızca 17 Ton 420 kg olduğu ve bu kapsamda davacının 60 ton hurdanın radyasyonlu olduğuna dair iddiasının da samimiyetsiz olduğu gibi gerçeği yansıtmadığının açık olduğunu beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.