T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/287 KARAR NO : 2025/1505 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/12/2022 NUMARASI : 2022/176 E. 2022/827 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 24.10.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 24.10.2025 İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.12.2022 tarih 2022/176 E. 2022/827 K. sayılı kararın Dairemiz…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/287 KARAR NO : 2025/1505 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/12/2022 NUMARASI : 2022/176 E. 2022/827 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 24.10.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 24.10.2025 İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.12.2022 tarih 2022/176 E. 2022/827 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, müvekkiline ait ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, 23/09/2021 tarihinde park halindeki ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkiline ait araçta maddi hasar oluştuğunu, müvekkiline ait aracın, davalı sigorta şirketi tarafından KASKO kapsamında sigortalanmış olup araçta meydana gelen zararın kasko poliçesi kapsamında davalı yanca giderilmesi gerektiğini, araçta meydana gelen hasarın tespiti amacıyla taraflarınca bağımsız Sigorta Eksperi ...'dan rapor alınmış olup alınan bu rapor ile müvekkiline ait araçta KDV dahil toplamda 21.402,10 TL hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, tespit edilen bu tutar üzerinden onarım yaptırıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından araçta meyda gelen zararın giderilmesine yönelik 17/12/2021 tarihinde 6.708,00 TL ödeme yapılmışsa da ödemenin müvekkilin zararını karşılamadığını, sigorta şirketine zararın tazmini için 19/01/2022 tarihinde yaptıkları başvurunun olumlu sonuçlanmadığını, bu sebeplerle davalarının kabülü ile, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile kısmi dava olarak şimdilik 100,00 TL bakiye hasar tazminatının sigorta şirketinin eksik ödeme yaparak temerrüde düştüğü 17/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkil sigorta şirketi tarafından yapılan ekspertiz raporu ile araçta meydana gelen hasarın 6.708,00-TL olarak tespit edilerek davacı vekili hesabına ödeme 17.12.2021 tarihinde yapıldığını, davacı tarafın işbu dava ile hasar tazmini taleplerinin karşılanmadığı 19.01.2022 tarihinde müvekkil sigorta şirketine başvuruda bulunmuş ancak gerçek zarar her iki tarafın da tacir olduğu ve sözleşme serbestisi ilkesi gereğince kabul ettiği poliçe şartları gereğince ödenmiş olduğundan kabul edilmediğini, müvekkil sigorta şirketi kasko sigorta poliçesi şartları gereğince gerçek zararı ödediğini, davacının poliçe şartlarında mevcut kloz ve muafiyetlere uygun olarak gerçek zararı ödendiğinden davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen kasko poliçesine göre rizikonun risk periyotu içerisinde gerçekleştiği, mahkememize sunulan bilirkişi raporuna göre davacının maliki olduğu araçta toplam (kdv dahil) 20.886,00 TL hasarın oluştuğu, taraflarında kabulünde olan %4 muafiyet ile davalının dava tarihinden önce yaptığı 6.708,00 TL' lik ödeme sonucu bakiye zararın 8.178,00 TL olduğu, kasko poliçesinin " Muafiyet Uygulamaları" başlıklı klozlarının, dava dosyasında uygulama yerinin bulunmadığı celp edilen hasar dosyasının ekinde yer alan sürücü belgesi, araç kiralama sözleşmesi ve KABİS sistemine bildirim formu ile anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin eksik ödeme yaptığı tarihten itibaren dava konusu tazminat talebi TTK'da düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından ve bu tür sözleşmeler TTK.’nun 3. ve 4. maddeleri hükmü uyarınca, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, mutlak ticari işler kapsamında bulunduğundan kabul edilen bedele avans faiz işletilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, yerel mahkemece poliçe de yer alan mevcut "tedarik parça klozu" hükmü kurulmadığını ve değerlendirilmediğini, tarafların poliçede ki şartlar konusunda anlaştığını, parça tedarikinin sigortacı tarafından yapılmasının taraflarca mutabakata varıldığını, esas olan hasarın onarımının gerçekleşmesi ise davacı tarafın parça tedarik sistemindeki fiyatlar ile hasarın giderildiği, bilirkişinin sigortacı ile tedarik parça sağlayan firmalar ile yapılan anlaşmaların sigortalıyı bağlamadığı yönünde değerlendirmenin ise poliçede belirtili kloz ile ortadan kalktığını, çünkü sigortalı dava konusu uygun bedelli poliçe tedarik parça klozu gereğince hasar anında parçaların sigortacıdan tedarik edeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, poliçe de yedek parça tedarikinin şirket tarafndan yapılacağının kararlaştırıldığını, eksper ücreti ile ilgili arabulucuk görüşmesi yapılmamış olduğundan dava şartı yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, bilirkişi raporunda hasarlı parçaların hurda değerinin düşmediğini, poliçe de kloz da dahi kıymet kazanma tenzili bulunmakta iken hurda değer düşümü hakkında değerlendirme de bulunmadığını, bilirkişinin klozlar ile ilgili hiçbir değerlendirme yapmadığı gibi, hasarlı parçaların hurda değerini de %10 iskonto oranı üzerinden parça fiyatlarında Yargıtay kararları gereğince herhangi bir tenzil uygulamadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı davacı aracında oluşan hasarın akiti konumundaki kasko poliçecisi davalı yanca karşılanmasına yönelik maddi tazminat davası istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. TTK’nın mal sigortasına ilişkin genel esaslarına göre mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarların tazminiyle yükümlüdür. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütününün sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesi ve genel şartlarına göre, aracın kasko sigortacısı olan davalı sigorta şirketi, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalı davacının aracında meydana gelen gerçek zararı teminat altına aldığından, davacının aracının karıştığı trafik kazası neticesinde davacının aracında oluşan zarardan davalı sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesi kapsamında sorumlu olacağı sabittir. Taraflar arasında düzenlenen Kasko poliçesindeki özel şart TTK’nın 1452. maddesinde sayılan emredici Kanun hükümlerine aykırı olmadığı gibi 1486. maddede yer alan koruyucu hükümlere de uygun bulunmaktadır. Ayrıca TTK’nın 1423/2. maddesi gereği poliçede yer alan kloza on dört gün içinde itiraz etme hakkı olan davacının bu kayda herhangi bir itirazı da olmamıştır. Bu durumda taraflar arasında poliçede kararlaştırılan muafiyet kaydının geçerli olduğu yönünde bir kuşku bulunmamaktadır. Sigorta şirketi, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumludur ve kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigorta şirketi tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Bir başka ifade ile zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti davalı sigorta şirketi üzerindedir. Sigorta şirketinin, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispat etmesi gerekir. Bu kapsamda her ne kadar davacı aracının yetkisiz serviste onarımı yapılmasından bahisle davacının anlaşmaya aykırı davrandığı ileri sürülmüş ve bu kapsamda yetkisiz servis tarafından temin edilen parçalarda ilgili markada iskonto oranı % 44 olarak uygulanarak ve davacı aracındaki hasarın ise fatura ibraz edilmemesi nedeniyle KDV hariç bedeli hesaplanarak davadan evvel ödenen 6.708,00 TL'lik ödemenin gerçek ve yerinde bir ödeme olduğu ileri sürülmekte ise de konu edilen sigorta poliçesi incelendiğinde; onarım yeri-tüm servisler başlıklı maddesinde "iş bu poliçe ile teminat altına alınan aracın sigortalının tercih ettiği servislerde onarımının yapılacağı hususunda sigortalı/sigorta ettiren ile mutabık kalınmıştır" şeklindeki hüküm göz önüne alındığında davacı aracının davalı anlaşmalı yetkili/özel serviste onarımının yapılması gerekmediğinden bu yönden savunma yerinde görülmemiş, fatura olsun/olmasın araç onarımı yapılmakla gerçek hasar bedeli ödeneceğinden KDV tutarının hariç bırakılması yönünde savunma da yerinde görülmemiş ve böylece davalı yanın genel muafiyet başlıklı maddesinde kararlaştırılan % 4 orandaki muafiyet indirimi haricinde indirim yapılmasına yönelik işleminin yerinde olmadığı anlaşılarak bu hususlarda ileri sürdüğü istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Aracın poliçede belirtilen servislerde onarımı yapıldığına dair bir belge sunulmamıştır. Yine davacı tarafça da dava dilekçesinde poliçenin ya da poliçede bulunan muafiyet kaydının geçersiz olduğu yönünde bir iddiada bulunulmadığı gibi, dayandığı bilgi ve belgelerde bu yönde bir belirlemeye yer verilmemiştir. Aksine geçerli sözleşme ilişkisi içerisinde gerçek zarar bedelinin karşılanmadığı iddia edilerek talepte bulunulmuş olmasına göre tespit edilen gerçek zarara poliçe kapsamında % 20 tenzili muafiyet uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama neticesinde davalının 6.844,80-TL hasar tazminatından sorumluluğu cihetine gidilmesine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince bu husus gözetilmeksizin davanın tam olarak kabulüne karar verilmesinde hukuki kabulde isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden istinaf başvurusu yerindedir. Yukarıda yapılan açıklama karşısında gerçek zarar ilkesi gereğince sigorta şirketinin aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olduğu, mal sigortalarından olan kasko sigortasında zarar bedelinin tamamen karşılanmasının asıl olduğu, davacı aracındaki gerçek hasar tutarının belirlenmesine yönelik bilirkişi raporundaki inceleme ve değerlendirmelerin dairemizce benimsenen ilke ve esaslar ile örtüştüğü, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve gerçekçi olduğu, davacı aracında oluşan zarardan davalının kasko sigorta poliçesi kapsamında sorumlu olduğu, her ne kadar sigorta tarafından yapılan ödeme ile zararın karşılandığı belirtilmiş ise de davacı aracının bu kaza sebebiyle yedek parça, işçilik ve KDV dahil toplam 20.886,00 TL tutarda hasara uğradığı, sigorta bilirkişisi tarafından % 4 oranındaki genel muafiyet hasar bedeli üzerinden yapılmış ise de rayiç değeri üzerinden yapılması gerektiği ve ancak bilirkişi tarafından davacı aracı yönünden rayiç değer belirlemesi yapılmamış ise de davacıya yapılan ödemeye yönelik ekspertiz incelemesindeki tutara yönelik bir istinaf talebi olmadığı göz önüne alındığında 150.000,00 TL'lik rayiç değerin % 4'ü oranında hasar bedelinden indirim yapılmakla ve kalan miktardan da davadan önce yapılan ödeminin düşülmesi ile davacı aracındaki karşılanmayan hasar bedelinin 8.178,00 TL olarak İDM'ce tespitinin isabetli ve yerinde olduğu, uygulanandan başka tenzili muafiyet koşullarının oluştuğunun davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilemediği, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 558,63-TL'den peşin alınan 140,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 418,63-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 24.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.