4. Hukuk Dairesi 2021/23480 E. , 2024/3268 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/506 E., 2020/95 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta teminatı alacağı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; d
**4. Hukuk Dairesi 2021/23480 E. , 2024/3268 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/506 E., 2020/95 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta teminatı alacağı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin eşi ve babası olan .............,i'nin Fortis Bank'tan 22.07.2008 tarihinde konut kredisi kullandığını, murisi ile davalı şirket arasında kredili hayat sigortası yapıldığını, sigorta yapılırken murisin ameliyat olduğunu, ameliyatın ses tellerine ilişkin olduğunu ve guatr nedeni ile tefor ilacı kullandığını bildirdiğini, açıklama bölümünde 1998 yılında ses tellerine ilişkin ameliyat geçirdiğinin yazdığını, buna rağmen murisin vefatı ile kredi ödemesinin talep edilmesine rağmen davalı şirket tarafından talebin reddedildiğini belirtmiş ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 66.165,00 TL'nin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;sigorta ettirenin ihbar görevine aykırı davrandığını, müteveffada kesin tanı konulmuş tiroit bezi kanseri olduğunu ve bu hastalıktan dolayı vefat ettiğini, sigorta formunda bu hastalıktan murisin bahsetmediğini, bu nedenle sigorta sözleşmesinden müvekkilinin caydığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2015 tarihli ve 2014/858 Esas, 2015/123 Karar sayılı kararıyla;kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihten önce 7-8 yıl boyunca sigortalı murisin kanser tedavisi gördüğü, 2003 yılında tiroit kanserinden ameliyat olduğu, buna rağmen kanser hastalığını sigorta şirketine bildirmemesi nedeni ile beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 10.06.2019 tarihli 2016/16311 esas, 2019/7188 karar sayılı ilamıyla; ''.....Davacılar murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle, 25/07/2008-25.07.2013 tarihlerini kapsayan hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra, 15.09.2011 tarihinde davacıların murisi vefat etmiştir. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6762 sayılı TTK'nın 1290. Maddesi (6102 sayılı TTK 1435,1439 ve 1440. maddeler) her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır. Gerek TTK’nın 1290. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise sigortacının sözleşmeden cayma hakkı söz konusudur. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık, poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının tiroid kanseri olup olmadığı, sigortalının önceki hastalıkları ile ölümü arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, bu hastalıkları kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamından dava konusu hayat sigortası sözleşmesi imzalanırken sigortalı murisin; guater nedeni ile tefor adlı ilacı kullandığını, ses telleri ile ilgili 1998 yılında ameliyat geçirdiğini beyan ettiği, ancak kanser hastalığı bulunup bulunmadığı sorusuna hayır cevabı verdiği anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında alınan ATK raporunda; müteveffanın 2001-2003-2004-2005 yıllarında kanser tedavisi gördüğü, 15/09/2011 de vefat ettiği ve ölümünün metastatik tiroit kanseri ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, mevcut tıbbi belgelere göre poliçe başlangıcından önce kişiye tiroid kanseri tanısı konulduğu ve bu tanı nedeniyle radyoterapi almak üzere onkoloji kliniği kayıtları bulunduğu ancak kişinin hastalığının kendisi tarafından bilinip bilinmediğinin mahkemece aydınlatılması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporu hükme dayanak yapılarak sağlık beyan formu doldurulurken sigortalının kanser hastalığına hayır şeklinde cevap verdiği, sadece guater nedeni ile ilaç kullandığını ve ses tellerinden ameliyat olduğunu beyan ettiği, Oysa ki kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihten önce 7-8 yıl boyunca kanser tedavisi gördüğü, 2003 yılında tiroit kanserinden ameliyat olduğu, buna göre kanser hastalığının sigorta şirketine bildirmemesi nedeni ile beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dosya içinde bulunan tıbbi geçmişe ilişkin bilgilerden ve alınan bilirkişi heyeti raporundan; sigortalı murisin 2001 yılından itibaren tiroid kanseri olduğu, bu nedenle tedavi gördüğü, ameliyat geçirdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece sigortalı murisin poliçe düzenlenirken tiroid kanseri olduğunu davalı sigorta şirketine bildirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, ancak sigortalı muris dava konusu hayat sigortası poliçesi düzenlenirken guater nedeni ile tefor adlı ilacı kullandığını, ses telleri ile ilgili 1998 yılında ameliyat geçirdiğini beyan edip sadece kanser hastalığını bildirmediğinden müterafık kusuru var ise de salt bu nedenle davanın reddedilmesi sigortalının geçirdiği ameliyatı ve kullandığı ilacı bilmesine rağmen poliçeyi yapması konusunda sigorta şirketinin de kusurunun olduğu düşünülmemesi doğru değildir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre mahkemece karşılıklı kusurunun varlığı nedeniyle teminat miktarından indirim yapılarak tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.' gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; AKM12008000147 nolu YTL Aylık Azalan Kapitalli MH Poliçesi her türlü vefat halinde 66.165,00 YTL (TL) teminat ödemenin öngörüldüğü, uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere karşılıklı kusurun varlığı halinde teminat miktarından indirim yapılarak tazminata hükmedilmesi öngörüldüğünden; takdiren teminat miktarından %20 indirim yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; 52.932,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; poliçe uyarınca dain-i mürtehin sıfatını haiz olan Fortis'in yani güncel adıyla Türk Ekonomi Bankası A.Ş.'nin muvafakati gerektiğini, sigortalı müteveffa ile müvekkil şirket arasında akdedilen AKM12008000147 nolu YTL Aylık Azalan Kapitalli MH Poliçesi bu hükme uygun olarak aylık azalan tutarlı olarak belirlendiğini, davaya konu poliçe azalan kapitalli olup bu sigorta ilişkisi kapsamında müteveffanın vefat tarihindeki bakiye kredi borcu talep edilebileceğini, poliçe kapsamında vefat teminatına ilişkin ödeme yapmasına hükmedilse dahi bu tutarın sigortalı müteveffanın vefat tarihindeki azalan kapitalli teminat tutarı üzerinden karşılıklı kusur indirimine tabi tutularak belirlenmesi gerektiğini, sgortalı müteveffanın murisleri, dava tarihinde yalnızca sigortalı müteveffanın ölüm tarihine dek ödediği kredi taksitlerine karşılık gelecek miktarı müvekkili şirkete yöneltebilecek, bakiye kredi taksit tutarının ise bankaya ödenerek kredi borcunun kapatılmasını talep edebileceğini, sigortalı müteveffanın geçmişte gördüğü kanser tedavilerini müvekkil şirketten kasten gizleyerek poliçenin kurulması aşamasında müvekkil şirketi yanılttığı göz önünde bulundurulduğunda, karşılıklı kusur adı altında müvekkil şirketin sigortalı müteveffadan daha kusurlu olduğu değerlendirilerek poliçedeki vefat teminatı üzerinden yalnızca %20 indirime gidilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; Hayat Sigortası Poliçesinden kaynaklı vefat tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 saylı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Kanun'un 1435, 1439 uncu maddeleri, Hayat Sigorta Poliçesi Genel Şartları. 3. Değerlendirme Davacı ... Gözderesi'nin adının gerekçeli kararda adının yer almaması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine 15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.