Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/3126 E. , 2024/3963 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3126 Karar No : 2024/3963 DAVACI : ...Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı DAVANIN KONUSU : Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" olarak tanıtılan ve 27/05/2024 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanarak yürürlüğe giren eğitim programı değişikliği kararının usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle iptali ve yürütmesinin…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/3126 E. , 2024/3963 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3126 Karar No : 2024/3963 DAVACI : ...Derneği VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı DAVANIN KONUSU : Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" olarak tanıtılan ve 27/05/2024 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanarak yürürlüğe giren eğitim programı değişikliği kararının usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dava dilekçesi ve ekleri 2577 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü. İNCELEME VE GEREKÇE : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden, davacı derneğin kamuya yararlı çalışan dernekler arasında olduğu, tüzüğünün 3. maddesinde Derneğin amacının; Atatürk ilke ve devrimleri (Kemalizm) ile gerçekleşmiş olan hakların korunması, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve çağdaş eğitim yolu ile çağdaş insan ve çağdaş topluma ulaşılması olarak belirlendiği, Çalışma ilkelerinin sayıldığı 4. maddesinde; Evrensel hukuk ilkeleri, Anayasa ve yasalar doğrultusunda evrensel insan haklarına saygılı; demokratik, laik bir toplum ve sosyal hukuk devleti düzeninin gerçekleştirilmesi, korunması ve geliştirilmesi, bireylerin hukuksal, siyasal, ekonomik, kültürel, toplumsal konumunun geliştirilmesi, tüm insan hakları ve özgürlüklerinden yararlanmalarının sağlanması, toplumda çevre bilincinin ve kültürel mirasımızla ilgili duyarlılığın artırılması ve çevre sorunlarıyla ilgilenilmesi, amaç doğrultusunda çocuklar ve gençlerin sosyal, kültürel ve bedensel gelişmelerinin sağlanması, sağlık sorunlarının çözümüne destek olunması, eğitimde fırsat eşitsizliğini gidermek amacıyla kız çocuklarının okullaştırılma oranının artırılmasının sağlanması, kadınların eğitimli ve meslek sahibi bireyler olmaları için çalışmalar yapılması, çağdaşlaşma ve eğitimde reform çalışmalarına öncülük edilmesi, derneğin çalışma ilkeleri olarak sayılmıştır. Bu durumda, davacı Derneğin Tüzüğünde, yukarıda ifade edildiği şekilde, üyelerinin haklarını korumak amacıyla dava açabileceğine veya Derneğin amaçları arasında üyelerinin haklarını korumak için hukuki yollara başvurabileceğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmediği gibi dava konusu düzenlemenin iptalinde davacı Derneğin üyelerinin menfaat birliği de bulunmadığından davacı Derneğin dava açma ehliyetinin bulunmaması nedeniyle, davanın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-c ve 15/1-b maddeleri uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde kararın kesinleşmesinin ardından davacıya iadesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 28/06/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri gözönüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, bu idari işlemlerle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ile ilgili olanlar tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır. Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması gerekmektedir. Öte yandan, kendi üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kurulmuş sendika, dernek, vakıf gibi özel hukuk tüzel kişiliğini haiz sivil toplum örgütlerinin de, kuruluş amaçlarıyla sınırlı olmak üzere dava açmaları mümkündür. Davacı derneğin tüzüğü'nün 3. maddesinde derneğin amacının; Atatürk ilke ve devrimleri (Kemalizm) ile gerçekleşmiş olan hakların korunması, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve çağdaş eğitim yolu ile çağdaş insan ve çağdaş topluma ulaşılması olarak belirlendiği, 4.7 maddesinde; çağdaşlaşma ve eğitimde reform çalışmalarına öncülük edilmesi hususunun çalışma ilkeleri arasında yer aldığı, 5.4. maddesinde; okul, kurs, yuva, yurt, pansiyon, konukevi, eğitim ve kültürevi, kitaplık, kütüphane, çocuk ve gençlik kulüpleri ve benzeri eğitsel ve sosyal kuruluşlar, sportif etkinlikler için yerleşik alanlar, kamplar, tesisler kurmak ve bunları işletmek, vakıflar kurmak, burs vermek hususu ile doğal afetler, savaş, terör, iş kazası ve şiddet mağdurlarına ve bu mağdurların çocuklarına, başta eğitim amaçlı olmak üzere gerekli çalışmaları yapmak, gerekli tesisleri kurmak hususunun çalışma biçimleri arasında sayılmıştır. Buna göre, işbu davayı açmakta davacı derneğin menfaatinin bulunduğu, işin esasına girilerek inceleme yapılması gerektiği görüşüyle, davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen karara katılmıyorum.