Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında Zarar Tespit Komisyonuna yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle açılan davada mahkemenin delilleri eksik ve hatalı değerlendirerek kanuna ve usule aykırı karar vermesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, belli bir ırka mensubiyetten dolayı maddi ve manevi zarara uğranılması nedeniyle eşitlik ilkesinin, davanın karşı tarafının devlet olmasından dolayı reddedilmesi neden
Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında Zarar Tespit Komisyonuna yapılanbaşvurunun reddedilmesi nedeniyle açılan davada mahkemenin delilleri eksik ve hatalı değerlendirerek kanuna ve usule aykırı karar vermesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, belli bir ırka mensubiyetten dolayı maddi ve manevi zarara uğranılması nedeniyle eşitlik ilkesinin, davanın karşı tarafının devlet olmasından dolayı reddedilmesi nedeniyle tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, karar sonucuna göre bir kısım zararın karşılanmaması sebebiyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 23/7/2013 tarihinde İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde tespit edilen eksikliklerin giderilmiş ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 17/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 6/1/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların murisi, Diyarbakır ili Lice ilçe merkezinde 22/10/1993 tarihinde güvenlik kuvvetleri ile teröristler arasında yaşanan çatışmalar sırasında mal varlığının zarara uğradığını belirterek 5233 sayılı Kanun uyarınca 21/12/2004 tarihinde Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. 5 No.lu Komisyonunun 30/12/2008 tarihli ve E.2008/5-682 sayılı kararında, ev eşyasında oluşan zarara karşılık 000 TL, bahçe arazisi için 448 TL, sulu arazi için 696 TL ve yaş bağda oluşan zarara karşılık 948 TL olmak üzere toplam 092 TL ödenmesine karar verilmiştir. Başvurucuların murisi, 27/3/2008 tarihinde vefat etmiş; 24/4/2009 tarihli uyuşmazlık tutanağının düzenlenmesiyle birlikte başvurucular, Komisyon kararının iptali ve tazminat talebiyle Diyarbakır İdare Mahkemesinde dava açmışlardır. Diyarbakır İdare Mahkemesi 30/4/2010 tarihli ve E.2009/1351, K.2010/1080 sayılı kararıyla Komisyon kararını iptal etmiş, başvurucuların maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Dava dosyasının ve Mahkememizin E.2009/280 sayılı dosyasına davalı idare tarafından sunulan belgelerin incelenmesinden, Diyarbakır İli Lice İlçe Merkezinde 22/10/1993 tarihinde güvenlik kuvvetleri ile teröristler arasında yaşanan çatışmalar sırasında malvarlığının zarara uğradığını belirten davacılar murisinin 5233 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak için davalı idareye başvuruda bulunduğu,bu başvuru üzerine davalı idare tarafından oluşturulan bilirkişi komisyonunun 15/3/2008 tarihinde Lice İlçe Merkezinde keşif yaptığı, bu keşif sonucunda düzenlenen tutanağın “Tespitler” ve “Açıklamalar” kısmında davacılar murisine ait bina,bağ,bahçe,meyve ağacı ve arazi zararının bulunduğunun ancak, telef olan hayvan zararı tespitinin yapılamadığının belirtildiği, Diyarbakır Valiliği 5 No’lu Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı’nın Lice İlçe Merkezi ile olarak yapılan başvurular için 12/9/2008 tarihinde yaptığı toplantıda aldığı karar ile “1993 yılı Bayındırlık Müdürlüğü tespiti olan dosyalarda tespitler doğrultusunda işlem yapılmasına, 1993 yılı Bayındırlık Müdürlüğü ve 2001 yılı Mahkeme tespiti olan dosyalarda 1993 yılı Bayındırlık Müdürlüğü tespitinin esas alınarak işlem yapılmasına,tespit tutanaklarında sadece ‘su basmanı görüldü’ ibaresi bulunan dosyaların 1993 yılı Bayındırlık Müdürlüğü tespiti yoksa reddine,dosya içeriğinde keşif tutanaklarında belirtilen arazi miktarlarının kabulüne,arazilerin 1994-2000 yılları (2000 yılı dahil) olmak üzere kullanılmayan yılın 7 yıl üzerinden değerlendirilmesine, keşif tutanaklarında bağ ve bahçe tespiti olan dosyalarda ağaç tespitleri bağ ve bahçe içerisinde değerlendirildiği için reddine, 2001 yılından sonra köye dönüş olmasına rağmen tespitlerin 2008 yılında yapılmasından dolayı keşif tutanaklarında ağaç yaşları belirtilmediğinden sözkonusu ağaçların 2001 yılından sonra dikilmiş olabileceği göz önünde bulundurularak ağaç tespitlerinin reddine” karar verildiği, akabinde dava konusu işlemle, davacılar murisi adına, uğradığı tüm zarar kalemlerine karşılık olarak toplam 092,00 TL. ödenmesine hükmedildiği anlaşılmaktadır.Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin maddesi gereğince 5233 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak için yapılan başvurular üzerine gerek görülmesi halinde ilgili komisyon tarafından keşif yapılabilecektir. Bu keşifte uyulması gereken usul ise yine aynı madde metninde açıklanmış ve komisyon başkanının, belirlemiş olduğu keşif yeri ile gün ve saatini komisyon üyeleri ve/veya bilirkişi ile başvuru sahibine veya yetkili temsilcisine yazılı olarak bildireceği;bu bildirim üzerine dilerse başvuru sahibinin kendisi,veli veya vasisi veya yetkili temsilcisi ve varsa şahitleri keşif mahallinde hazır bulunacağı, muhtar veya o yer mahallinden iki kişinin de keşifte hazır bulunmasının temin edileceği; başvuru sahibi veya yetkili temsilcisinin keşif esnasında hazır bulunmaması halinde ise bu durumun tutanakta belirtileceği ifade edilmiştir.Olayda ise bu usule uyulmaksızın keşif yapıldığı, keşif yeri ile gün ve saatinin davacılar murisi veya yetkili temsilcisine yazılı olarak bildirilmediği; başvuru sahibinin kendisi veya yetkili temsilcisi ve varsa şahitlerinin de keşif mahallinde hazır bulundurulmadığı, sadece mahalle muhtarı ile iki azanın varlığında keşif yapıldığı anlaşılmıştır.Her ne kadar Mahkememizin 29/12/2009 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta keşiflerin yapılmasının ilan yolu ile tebliğ edildiği belirtilmekte ise de; Yönetmelikte, açık bir biçimde “yazılı bildirimden” bahsedildiğinden ve bu yazılı bildirimin bireysel nitelikte olması gerektiği açık olduğundan, diğer deyişle ilan yoluyla bildirimde bulunulması gibi bir usul öngörülmediğinden, yapılan bu ilanın usulî eksikliği ortadan kaldırmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Kaldı ki, yapılan ilanın ne zaman ve ne şekilde yapıldığı belli olmadığı gibi davalı idare bu ilana ilişkin bir belgeyi de dosyaya sunamamıştır. Öte yandan,davacılar vekili de Lice İlçe Merkezinde yapılan keşiflerde birden çok alt komisyonun aynı anda değişik mahalle ve mezralarda tespit yaptığını ve avukat olarak kendilerinin keşifte bulunmalarının mümkün olmadığını belirtmiş; Mahkememizin benzer nitelikteki diğer dosyalarında mevcut keşif tutanakları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda da keşiflere ilgililer veya vekillerinin katılmadığı anlaşılmıştır.Bu yüzden, usule aykırı biçimde yapılan keşfe dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemin iptali gerekmektedir.Mahkememizin bu kararı uyarınca, davacılar murisinin başvurusu hakkında, yukarıda anılan eksiklikler giderilerek bir keşif yapıldıktan sonra yeniden bir karar verilmelidir.Ayrıca, başvuru hakkında, usulüne uygun keşif gerçekleştirilip yeniden değerlendirme yapılırken, davacılar murisinin sadece malik olduğu malvarlığı için değil (kaldı ki davacı taşınmazlarının bir kısmını malik sıfatıyla değil zilyet sıfatıyla kullandığını dosyaya sunduğu bazı dilekçelerde kabul etmektedir) aynı zamanda zilyet olduğu veya bir şekilde fiilen kullandığı malvarlığı için de 5233 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanabileceği göz önünde bulundurulmalı ve zilyet olduğu veya bir şekilde fiilen kullandığı malvarlığı için de zarar tespiti araştırması yapılmalıdır (Zira Danıştay Dairesi’nin 22/6/2009 tarih ve E.2009/5693, K.2009/6777 sayılı kararında da benzer bir husus vurgulanmaktadır). Gerekirse bu konuda,yapılacak keşif sırasında tanık ifadelerine başvurulmalı; ev eşyalarında oluşan zararın tespitinde de aynı yöntem izlenmelidir.Yukarıda da belirtildiği üzere, Mahkememizin dava konusu işlemin iptal edilmesine yönelik bu kararı gereğince davalı idare, davacılar murisinin başvurusu hakkında yukarıda belirtilen eksiklikleri de göz önüne alarak inceleme yapıp yeniden bir karar vereceğinden, davacıların 000,00 TL. maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi yolundaki isteminin bu aşamada kabulüne olanak bulunmamaktadır.Davacılara 000,00 TL. manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi yolundaki isteme gelince;5233 sayılı Kanunun geçici maddesinde terör olayları veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerden dolayı geçmişte maddi zarara uğramış olanların bu zararlarının karşılanması için ilgili idareye başvuruda bulunmaları ve başvuru üzerine dava açmaları olanağı tanınmış, belirtilen dönemlerde meydana gelen manevi zararlarla ilgili olarak ise böyle bir olanak tanınmamıştır. Dolayısıyla, geçmişe yönelik manevi zararların tazmini isteminin 5233 sayılı Kanun kapsamında değil,genel hükümlere göre ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun maddesinde öngörülen sürelerde yapılması gerekmekte idi. Bu yüzden, geçmişe yönelik olup 2577 sayılı Kanunun maddesinde belirtilen süreler geçirildikten sonra, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddi üzerine uyuşmazlık konusu edilen manevi tazminat isteminin, bu açıdan da kabulü mümkün bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle;dava konusu işlemin İPTALİNE, maddi ve manevi tazminat isteminin REDDİNE,..." Başvurucuların temyizi üzerine karar, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 18/1/2012 tarihli ve E.2011/4303, K.2012/137 sayılı ilamıyla onanmıştır. Onama ilamının ilgili kısmı şöyledir:"...Bakılan uyuşmazlıkta davacılar murisi tarafından mal varlığına ulaşılamaması nedeniyle uğranılan zararın değil terörle mücadele faaliyeti sırasında mal varlığında meydana gelen zararın tazmini istenilmektedir....Dava konusu işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararı sonucu itibarıyla yerindedir.Öte yandan Dairemiz kararı üzerine davalı idare tarafından zarar miktarına yönelik yeniden hesaplama yapılarak karar verileceğinden idare mahkemesi kararının tazminata ilişkin kısmı bu aşamada incelenmemiştir.Açıklanan nedenlerle, Diyarbakır İdare Mahkemesinin, 30/4/2010 tarihli ve E.2009/1351, K.2010/1080 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına,..." Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 13/12/2012 tarihli ve E.2012/7082, K.2012/14086 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Ret kararı 25/6/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş, başvurucular 23/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bu arada İdare Mahkemesinin kararı doğrultusunda Komisyon yeniden değerlendirme yapmış; 5/10/2011 tarihli ve E.2011/5-475 sayılı kararında, prefabrik ev için 390,27 TL, taş duvarlı ahır için 436,40 TL, yaş bağ için 469,57 TL, bahçe arazisi için 409,99 TL, ev eşyası için 412 TL olmak üzere toplam 118,23 TL ödenmesine karar vermiştir. Başvurucuların tazminat miktarını kabul etmemesi üzerine 14/12/2011 tarihli uyuşmazlık tutanağı düzenlenmiş, başvurucular Komisyon kararının iptali ve tazminat talebiyle Diyarbakır İdare Mahkemesinde dava açmışlardır. Diyarbakır İdare Mahkemesi, 20/12/2012 tarihli ve E.2012/98, K.2012/1499 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Dava dosyasının incelenmesinden, Diyarbakır İli Lice İlçe Merkezinde 22/10/1993 tarihinde güvenlik kuvvetleri ile teröristler arasında yaşanan çatışmalar sırasında malvarlığının zarara uğradığını belirten davacılar murisinin 5233 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak için davalı idareye başvuruda bulunduğu, bu başvuru üzerine davalı idare tarafından oluşturulan bilirkişi komisyonunun 15/3/2008 tarihinde Lice İlçe Merkezinde keşif yaptığı, bu keşif sonucunda düzenlenen tutanağın “Tespitler” ve “Açıklamalar” kısmında davacılar murisine ait bina, bağ, bahçe, meyve ağacı ve arazi zararının bulunduğunun ancak, telef olan hayvan zararı tespitinin yapılamadığının belirtildiği, Diyarbakır Valiliği 5 No’lu Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı’nın Lice İlçe Merkezi ile olarak yapılan başvurular için 12/9/2008 tarihinde yaptığı toplantıda aldığı karar ile “1993 yılı Bayındırlık Müdürlüğü tespiti olan dosyalarda tespitler doğrultusunda işlem yapılmasına, 1993 yılı Bayındırlık Müdürlüğü ve 2001 yılı Mahkeme tespiti olan dosyalarda 1993 yılı Bayındırlık Müdürlüğü tespitinin esas alınarak işlem yapılmasına, tespit tutanaklarında sadece ‘su basmanı görüldü’ ibaresi bulunan dosyaların 1993 yılı Bayındırlık Müdürlüğü tespiti yoksa reddine, dosya içeriğinde keşif tutanaklarında belirtilen arazi miktarlarının kabulüne, arazilerin 1994-2000 yılları (2000 yılı dahil) olmak üzere kullanılmayan yılın 7 yıl üzerinden değerlendirilmesine, keşif tutanaklarında bağ ve bahçe tespiti olan dosyalarda ağaç tespitleri bağ ve bahçe içerisinde değerlendirildiği için reddine, 2001 yılından sonra köye dönüş olmasına rağmen tespitlerin 2008 yılında yapılmasından dolayı keşif tutanaklarında ağaç yaşları belirtilmediğinden sözkonusu ağaçların 2001 yılından sonra dikilmiş olabileceği göz önünde bulundurularak ağaç tespitlerinin reddine” karar verildiği, 30/12/2008 tarih ve 2008/5-682 sayılı Diyarbakır Valiliği 5 No’lu Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı işlemi ile davacılar murisi adına, uğradığı tüm zarar kalemlerine karşılık olarak toplam 092,00 TL. ödenmesine hükmedildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın Mahkememizin 30/4/2010 tarihli, E.2009/1351, K.2010/1080 sayılı kararı ile usule aykırı keşif yapılması nedeniyle işlemin iptal edildiği, 12/10/2010 tarihinde yeniden keşif yapılarak Uyuşmazlık Tutanağının düzenlenmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Olayda, davalı idarece davacılara, ev eşyası için 412,00 TL, prefabrik ev için 390,27 TL, taş duvar ahır için 436,40 TL, yaş bağ için 469,57 TL, bahçe arazisi için 409,99 TL olmak üzere mal varlığına ulaşamama nedeniyle toplam 118,23 TL ödenmesine karar verildiği görülmektedir.Davacının malvarlığı zararının bulunup bulunmadığına ilişkin yapılan tespit sonucu hazırlanan ve davacı vekilince de imzalanan keşif tutanağı doğrultusunda davacının mal varlığına ulaşamaması nedeniyle mahrum kaldığı zarar kalemlerinin hesaplandığı, yapılan hesaplamalarda hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Dava konusu işlem hukuka uygun olduğundan, davacıların tazmini gereken zararı da bulunmamaktadır.Davacıların, 000,00-TL manevi tazminat istemine gelince; 5233 sayılı Yasa, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle meydana gelen zararlardan sadece “maddi” nitelikte olanların sulh yoluyla tazminine ilişkin esas ve usulleri belirlediğinden, davacıların anılan Yasa kapsamında, esasen koşulları da bulunmayan manevi tazminat taleplerinin karşılanmasınaolanak bulunmadığından, davacıların manevi tazminat talebinin de reddi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davanın reddine,..." Başvurucuların temyizi üzerine karar, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 19/11/2014 tarihli ve E.2013/9740, K.2014/8508 sayılı ilamıyla onanmıştır. B. İlgili Hukuk 5233 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir." 5233 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar." 5233 sayılı maddesi şöyledir: "Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır:a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar.b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri.c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar."