Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/391 E. , 2024/131 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/391 Karar No : 2024/131 DAVACILAR : 1- … 2- … VEKİLİ : Av. … DAVALI : … Genel Müdürlüğü / … DAVANIN ÖZETİ : 18/06/2022 tarih ve 31870 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği'nin, 17/09/2022 tarih ve 31956 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik 6. maddesinin 1. fıkra
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/391 E. , 2024/131 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/391 Karar No : 2024/131 DAVACILAR : 1- … 2- … VEKİLİ : Av. … DAVALI : … Genel Müdürlüğü / … DAVANIN ÖZETİ : 18/06/2022 tarih ve 31870 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği'nin, 17/09/2022 tarih ve 31956 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Ancak, İstanbul ili içinde aynı cemaat mensuplarından oluşan cemaat vakfı sayısının on beşten az olması halinde seçim çevresi tüm ildir." cümlesinin, 10. maddesinin 1. fıkrasının, 13. maddesinin 1. fıkrasının 1. ve 2. cümlelerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesine uygun olmayan dava dilekçesinin reddedilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin gösterileceği belirtilmiş; 5. maddesinin 1. fıkrasında da, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı; ancak aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile dava açılabileceği; 14. maddesinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları hususu ilk inceleme konuları arasında sayılmış; 15. maddesinde de, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmaması halinde uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği kuralı getirilmiştir. Aynı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; anılan maddenin 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabileceği, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı; 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin ilk inceleme esnasında süre aşımı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, yasal süresi içerisinde açılmayan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur. 17/09/2022 tarih ve 31956 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle, 18/06/2022 tarih ve 31870 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinin 6. maddesinin 1. fıkrasına “Ancak, İstanbul ili içinde aynı cemaat mensuplarından oluşan cemaat vakfı sayısının on beşten az olması halinde seçim çevresi tüm ildir.” cümlesi eklenmiş; 2. maddesiyle, Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinin 10. maddesinin 1. fıkrası, "Vakıf, seçime ilişkin yönetim kurulu kararını, seçim çevresini, seçim tarihini, bulunduğu seçim çevresindeki seçmenlik şartlarını haiz tüm cemaat mensuplarını tespit ederek oluşturduğu seçmen listelerini, seçim tertip heyetinin kimlerden oluştuğunu, seçim tarihinden en az altmış gün önceden ilgili bölge müdürlüğüne yazı ile bildirir." şeklinde değiştirilmiş; 3. maddesiyle, aynı Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "vakıfta kayıtlı" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden; bakılmakta olan davanın ilk olarak …, … ve … tarafından 10/10/2022 kayıt tarihli dilekçeyle 17/09/2022 tarih ve 31956 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1., 2. ve 3. maddelerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açıldığı, davacılardan …'ın 14/11/2022 kayıt tarihli dilekçeyle davadan feragat etmesi üzerine, Dairemizin 02/10/2023 tarih ve E:2022/6589, K:2023/4977 sayılı kararıyla davadan feragat eden … dışındaki diğer iki davacı tarafından dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine göre kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde yenilenmek üzere dava dilekçesinin reddine karar verildiği; … ve … tarafından 22/01/2024 tarihinde sunulan dilekçeyle dava dilekçesinin yenilendiği, dilekçenin "konu" kısmında, 18/06/2022 tarih ve 31870 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği'nin 6., 10. ve 13. maddelerinin dilekçenin netice ve talep bölümlerinde belirtilen kısımlarının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemine yer verildiği, dilekçenin "netice ve talep" kısmında, anılan Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Ancak, İstanbul ili içinde aynı cemaat mensuplarından oluşan cemaat vakfı sayısının on beşten az olması halinde seçim çevresi tüm ildir." cümlesinin, 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Vakıf, seçime ilişkin yönetim kurulu kararını, seçim çevresini, seçim tarihini, vakıfta kayıtlı seçmen listelerini, seçim tertip heyetinin kimlerden oluştuğunu, seçim tarihinden en az altmış gün önceden ilgili bölge müdürlüğüne yazı ile bildirir." cümlesinin, 13. maddesinin 1. fıkrasının 1. ve 2. cümlelerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemine yer verildiği görülmektedir. Ancak gerek dilekçe içeriğinde gerekse netice ve talep kısmında, iptal istemine konu Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinin 10. maddesinin 1. fıkrasının, dava konusu Yönetmeliğin ilk halindeki metnine (dolayısıyla 17/09/2022 tarih ve 31956 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle ilga edilen düzenlemeye) yer verildiği, Yönetmeliğin 10. maddesinin mülga 1. fıkrasına yönelik iptal isteminin ise incelemesine hukuken olanak bulunmadığı, bu haliyle dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Öte yandan, dilekçe içeriğinde, iptali istenilen düzenlemelere ilişkin hukuka aykırılık iddialarına yer verilmiş olmakla birlikte, Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinin 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "vakıfta kayıtlı" ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin değişikliğin hukuki olarak maddenin yeterliliğini sağlamadığı iddiasına yer verildiği anlaşılmakta olup, Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "vakıfta kayıtlı" ibaresinin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin değişikliğin mi, yoksa 13. maddesinin 1. fıkrasının 1. ve 2. cümlelerinin mi dava konusu edildiği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle, Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinin 13. maddesinin 1. fıkrası yönünden dava dilekçesinin içeriği ile netice ve talep kısımlarının uyumsuz olduğu ve bu haliyle anılan fıkraya yönelik istemin açık ve net olmadığı, dolayısıyla dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine bu yönden de uygun düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır. Ayrıca, Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinin 13. maddesinde yer alan "vakıfta kayıtlı" ibaresinin yürürlükten kaldırılması haricinde bir değişikliğin yapılmadığı, anılan maddenin değişikliğe uğramayan kısımlarının doğrudan dava konusu edilmesinin 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca dava açma süresi bakımından mümkün olmadığı, ancak anılan düzenlemelerin uygulanması suretiyle davacı hakkında bir uygulama işlemi tesis edilmiş olması halinde dava konusu edilebileceği hususunun davacı tarafından dikkate alınması gerektiği de açıktır. Bu durumda, Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliğinin iptali istenilen kısım/kısımların açık, net ve tereddüte mahal vermeyecek bir şekilde belirtilmesi, maddelerin hangi kısımları veya cümleleri yönünden hukuka aykırılık iddiasında bulunulduğu hususunun ayrı ayrı gösterilmesi, mülga olan düzenlemelere yönelik iptal istemine yer verilmemesi, istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde belirtilmesi suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde 3. maddeye uygun şekilde düzenlenecek dilekçe ile noksanı tamamlandıktan sonra dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, 2- 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçelerde de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun davacıya duyurulmasına, 3-.Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacıya iadesine, 13/02/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.