8. Hukuk Dairesi 2023/3456 E. , 2024/6454 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/2 E., 2022/164 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasındaki 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 Sayılı Kanun) 713/1 inci ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 14 üncü maddelerine dayalı tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 16. (Kapatılan) Hukuk Dairesince İlk Derece…
**8. Hukuk Dairesi 2023/3456 E. , 2024/6454 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/2 E., 2022/164 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasındaki 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 Sayılı Kanun) 713/1 inci ve 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) 14 üncü maddelerine dayalı tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 16. (Kapatılan) Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede, 27.02.1968 tarihinde ilan edilen tesis kadastrosu, 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre yapılıp 05.07.1971 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu, 06.11.2001 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2/B çalışması ile 2018 yılında yapılan uygulama kadastrosu bulunduğu anlaşılmaktadır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... köyünde kuzeyi tapulama harici, doğusu 82 parsel güneyi yol ve 72 parsel batısı tapulama harici yer ile çevrili tahminen 3,5 dönüm civarındaki taşınmazın uzun yıllardır müvekkilinin tasarruf ve zilyetliği altında bulunduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkilinin nizasız ve fasılasız ve malik sıfatıyla oluşan zilyetliğinin 30 yılı aştığını, taşınmazın kadastro harici yerlerden olduğunu, taşınmazın bugüne kadar tarım amaçlı kullanıldığını, halen de kullanıldığını, taşınmaz üzerinde müvekkili tarafından yetiştirilen 30-40 yaşlarında zeytin, ceviz, badem ve incir ağaçları bulunduğunu, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın müvekkili adına tapu kütüğüne kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; nizalı taşınmazın kadastro tespiti sırasında taşlık, kayalık, çalılık ve fundalık olması sebebiyle tespit harici bırakıldığını, taşınmazın imar, ihya ve zilliyetlikle tescilinin mümkün olmadığını, muhtelif tarihlerde Milli Emlak Servisince tahakkuk ettirilen ecrimisil belgeleri bulunduğunu, açılan davanın reddi ile Türk Medeni Kanunu'nun 713/6 ncı maddesi gereğince Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. 2. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurumun 4721 sayılı Kanun'un 713/3 üncü maddesinde belirtilen ilgili kamu tüzel kişiliklerinden olmadığını, 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu (5216 Sayılı Kanun) hükümleri gereği Belediyelerine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın süresinde açılmadığını, öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın imar ihya suretiyle kazanımı şartlarının gerçekleşmediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2013 tarihli ve 2011/881 Esas, 2013/182 Karar sayılı kararı ile, davaya konu taşınmazın fen bilirkişisi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kısım olduğu, ancak (B) harfi ile gösterilen kısmın ... köyü 82 numaralı tescilli kadastro parseli içerisinde kaldığı, bu şekilde zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, (A) harfi ile gösterilen kısmın kadastro sırasında tapulama harici bırakıldığı, buranın orman sayılmayan yerlerden olduğu, antik yada doğal sit alanı içerisinde kalmadığı, yaklaşık 30 yıldır davacı tarafından kullanıldığı, öncesinde davacının dedesi ... tarafından kullanıldığı, sınırlarının hiç değişmediği, devletçe sulanan taşınmazlardan olmadığı, Kadastro kanunu 14 üncü maddesindeki 100-40 dönümlük sınırların aşılmadığı, evveliyatının çalılık olduğu, ... tarafından kökletilip tarla haline getirildiği, bu şekilde imar ve ihyasının yapıldığı, bu taşınmazda hak eden başka kimselerin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın davacı ... oğlu ... adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.12.2013 tarihli ve 2013/12094 Esas, 2013/11848 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermek için yeterli olmadığı, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için dava konusu yere ait uydu ve hava fotoğrafları getirtilerek inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, bilirkişi ve tanık sözlerinin hava fotoğrafları ve komşu taşınmaz kayıtlarıyla denetlenmediği, tescili istenen taşınmazın niçin tescil harici bırakıldığının sorulmadığı, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ile 3 kişilik jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetleri aracılığıyla keşif yapılması, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi, temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğraflarının değerlendirilmesi, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesi, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarının denetlenmesi, taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu vasıtasıyla taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı, hangi tarihte imar-ihyaya başlandığı, tamamlandığı ve zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü hususlarının özellikle irdelenmesi, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2014/145 Esas, 2016/276 Karar sayılı kararı ile, davaya konu taşınmazın fen bilirkişilerinin 16.05.2016 tarihli krokili raporunda (A) harfi ile gösterdikleri 2908.15 m²’lik kısım, (B) harfi ile gösterdikleri 862.99 m²’lik kısım ve (C) harfi ile gösterdikleri 581.89 m²’lik kısım olduğu, krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın ... Mahallesi 82 parsel nolu taşınmaz içerisinde kalması nedeniyle davacının bu kısma yönelik tescil talebinin yerinde olmadığı, krokide (C) harfi ile gösterilen taşınmazın da yüksek eğim sebebi ile toprak muhafaza karakteri taşıdığı, su ve toprak rejimine zarar vereceği ve de imar - ihyasının tamamlandığı süre dikkate alındığında kazandırıcı zamanaşımından dolayı mülkiyet edinme şartlarının oluşmadığının 20.03.2016 tarihli ziraat bilirkişileri raporunda belirtildiğinden davacının bu kısma yönelik tescil talebinin de reddine karar vermek gerektiği, krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmaz yönünden ise davacı lehine kazanma şartlarının gerçekleştiği, zira bu taşınmazın ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığı, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, antik ya da doğal sit alanı içerisinde kalmadığı, evveliyatının fundalık, çalılık niteliğinde iken davacının dedesi tarafından emek ve para sarfıyla imar-ihya edilerek tarla olarak arpa, buğday, yulaf ekilmek suretiyle kullanıldığı, taşınmazın dedesinden davacıya kaldığı, davacı tarafından da arpa, buğday, yulaf ekilmeye devam edilerek bir süre önce taşınmazın zeytin bahçesine dönüştürüldüğü, Kadastro Kanunu 14 üncü maddesindeki 100-40 dönümlük sınırların aşılmadığı, imar ihyasının 1985-1990 yılları arasında tamamlanmak suretiyle tamamen kültür arazisi haline getirildiği, bu taşınmazda davacı dışında hak eden başka kimselerin bulunmadığı, davacının taşınmaza dava tarihi itibariyle 20 yılı aşkın süredir aralıksız ve çekişmesiz olarak malik sıfatıyla zilyet olduğu, her ne kadar 10.06.2015 tarihli orman bilirkişi raporunda taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiş ise de aynı raporda taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları dışında kaldığının ancak sırf eğiminin %20 olmasından dolayı orman sayılan makilik ve fundalık yerlerden olduğunun belirtildiğinin görüldüğü, 07.03.2016 tarihli orman bilirkişi raporunda ise taşınmazın eğiminin ortalama %10-12 olarak hesaplanarak orman sayılmayan yerlerden olduğunun rapor edildiği, ziraat bilirkişilerinin raporunda da (A) harfi ile gösterilen kısmın eğiminin %5-6 civarında olduğunun belirtildiği, buna göre orman bilirkişi raporları arasında giderilmesi gereken bir çelişki bulunmadığı kanaatine varıldığı, açıklanan tüm bu nedenlerle davacı lehine kazanma koşullarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davacı tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile; Fen Bilirkişileri ... ve ... tarafından tanzim olunan 16.05.2016 tarihli rapor ve ekindeki krokide (A) harfi ile sarı renkle gösterilen 2908.15 m²’lik taşınmazın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 28.01.2021 tarihli ve 2017/565 Esas, 2021/432 Karar sayılı kararıyla; davanın Hazine ve kamu tüzel kişiliği olarak da ... Köyü Tüzel Kişiliği hasım gösterilerek açıldığı, karar tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi gereğince ... ile ...'nın da ilgili kamu tüzel kişilikleri olarak davada yer almaları gerektiği, yargılama sırasında davanın ...'na yöneltildiği ancak ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının davada taraf olarak yer almadığı, bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlanmadığı, Mahkemece öncelikle davacıya, davasını 6360 sayılı Kanun uyarınca ...'na da yöneltmesi için süre ve imkan tanınması, taraf teşkilinin sağlanması halinde anılan belediyeden savunma ve delillerinin sorulması, bildirdiği takdirde delillerinin toplanması ve bundan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyulan bozma doğrultusunda taraf teşkili sağlanarak tarafların delilleri toplanarak yapılan incelemede, dava konusu taşınmazın fen bilirkişilerinin 16.05.2016 tarihli raporlarının eki krokisinde (A) harfi ile gösterdikleri 2.908.15 m²’lik kısım, (B) harfi ile gösterdikleri 862.99 m²’lik kısım ve (C) harfi ile gösterdikleri 581.89 m²’lik kısımlardan oluştuğu, davacının tescilini talep ettiği (A) harfi ile gösterilen taşınmazın ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığı, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, antik ya da doğal sit alanı içerisinde kalmadığı, evveliyatının fundalık, çalılık niteliğinde iken davacının dedesi tarafından emek ve para sarfıyla imar-ihya edilerek tarla olarak arpa, buğday, yulaf ekilmek suretiyle kullanıldığı, taşınmazın dedesinden davacıya kaldığı, davacı tarafından da arpa, buğday, yulaf ekilmeye devam edilerek bir süre önce taşınmazın zeytin bahçesine dönüştürüldüğü, Kadastro Kanunu 14 üncü maddesindeki 100-40 dönümlük sınırların aşılmadığı, imar ihyasının 1985-1990 yılları arasında tamamlanmak suretiyle tamamen kültür arazisi haline getirildiği, bu taşınmazda davacı dışında hak eden başka kimselerin bulunmadığı, davacının taşınmaza dava tarihi itibariyle 20 yılı aşkın süredir aralıksız ve çekişmesiz olarak malik sıfatıyla zilyet olduğu, her ne kadar 10.06.2015 tarihli orman bilirkişi raporunda taşınmazın orman sayılan makilik ve fundalık yerlerden olduğu belirtilmiş ise de aynı raporda taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları dışında kaldığının ancak sırf eğiminin % 12'yi geçmesi nedeniyle orman sayılan makilik ve fundalık yerlerden olduğunun belirtildiği, 07.03.2016 tarihli orman bilirkişi raporunda ise taşınmazın eğiminin ortalama %10-12 olarak hesaplanarak orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, ziraat bilirkişilerinin raporunda da (A) harfi ile gösterilen kısmın eğiminin % 5-6 civarında olduğunun belirtildiğinden orman bilirkişi raporları arasında giderilmesi gereken bir çelişki bulunmadığı kanaatine varılarak bu kısma ilişkin olarak davacı lehine kazanma koşullarının gerçekleştiği kabul olunarak krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar vermek gerektiği, dava konusu taşınmazın krokide (B) harfi ile gösterilen kısmının ... Mahallesi 82 parsel nolu tapulu kısım içerisinde kaldığından davacının bu kısma yönelik imar ihya sebebiyle tescil talebinin yerinde olmadığı, krokide (C) harfi ile gösterilen taşınmazın da yüksek eğim sebebi ile toprak muhafaza karakteri taşıdığı, su ve toprak rejimine zarar vereceği ve de imar- ihyasının tamamlandığı süre dikkate alındığında kazandırıcı zamanaşımından dolayı mülkiyet edinme şartlarının oluşmadığından bu kısma ilişkin talebinin de yerinde olmadığından reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, fen bilirkişilerinin 16.05.2016 tarihli raporları ve ekindeki krokide (A) harfi ile sarı renkte gösterilen 2.908,15m² alanlı taşınmazın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince Yargıtay bozma ilamında belirtilen eksiklikler giderilmeden hüküm kurulduğunu, taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen ve adına tescile dair karar verilen davacının 3402 sayılı Kanun uyarınca zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin yeterli araştırma yapılmadığını, mahallinde yapılan keşifte dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarına itibar edildiğini, ancak kullanıcıların kullanım sürelerinin maddi olaylara dayandırılmadan farazi olarak tespit edildiğini, dosyada mevcut önceki tarihli keşifte dinlenen tanıklar ve mahalli bilirkişilerin anlatımları ile bozma sonrası yapılan keşifteki anlatımlar arasında çelişkiler bulunduğunu, Yerel Mahkemece hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddi ile Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi gereği taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, davacı tarafın davasının kabulüne dair verilen kısım yönünden kararın bozulması gerektiğini açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 Sayılı Kanun'un 713/1 ve 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddelerine dayalı tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 Sayılı Kanun'un 713/1 inci ve 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.