5. Hukuk Dairesi 2024/4119 E. , 2024/10232 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/797 Esas, 2023/982 Karar DAVA TARİHİ : 25.08.2014 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/394 Esas, 2018/310 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı
**5. Hukuk Dairesi 2024/4119 E. , 2024/10232 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/797 Esas, 2023/982 Karar DAVA TARİHİ : 25.08.2014 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/394 Esas, 2018/310 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davalı idare lehine oluşan usulî kazanılmış hak gözetilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ... ve davalı idare vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve davalı idare vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar murisi vekili dava dilekçesinde özetle; Çorum ili, ..., Ulukavak Mahallesi 42 ada 22 parsel ile 63 ada 18 parsel sayılı taşınmazlara kamulaştırma yapılmaksızın kaldırım yapmak ve kanal açmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlara müvekkili idare tarafından fiilen el atılmadığını, davanın idari yargı mercilerinin görev alanına girdiğini, taşınmazlarda davacının kullanımını engelleyecek bir durum bulunmadığını, müvekkili idarenin kanal açmasının mümkün olmadığını, kanal yapım işinin DSİ Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda olduğunu ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı idare lehine oluşan usulî kazanılmış hak gözetilmek suretiyle davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... ve davalı idare vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davayı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle açtıklarını, ıslah dilekçesinde de fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması talebinde bulunduklarını, buna rağmen davalı idare lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle hüküm kurulduğunu, bu durumun mülkiyet hakkının açık ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür. 2.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlara müvekkili idare tarafından el atılmadığını, kanal açmanın DSİ Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda olduğunu, davanın bu kuruma yöneltilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda ne kadarlık bir alana el atıldığının belirtilmediğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazlardan 63 ada 18 parsel sayılı taşınmazın imar planında yol ve kanal olarak ayrıldığı 42 ada 22 parsel sayılı taşınmazın ise kanal olarak işaretli olduğu, taşınmazlardan 42 ada 22 parsel sayılı taşınmazın tamamına fiilen el atıldığının anlaşılmasına göre taşınmazın bedelinin tamamına ölü kayıt malikinin mirasçısı olan davacıların hissesi oranında hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine dava konusu 63 ada 18 parsel sayılı taşınmazın bir kısmına fiilen el atılmışsa da proje bütünlüğü gereği bu taşınmazın tamamının bedelinin hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar verilmesinde, dosya kapsamından imar planlarının ilgili parselin bulunduğu alanın kanal olarak halen gözüken alan dahilinde bırakılarak tasarlandığının, kanalın belediye tarafından DSİ Genel Müdürlüğüne yaptırıldığının anlaşılmasına göre, husumetin davalı ... Başkanlığına yöneltilmesinde isabetsiz bulunmadığı, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporundaki özelliklerine ve imar planı içerisinde bulunduğunun anlaşılması ile yerleşim yerine ve ana merkezlere mesafesine göre taşınmazın arsa vasfında olduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince itibar edilen 02.04.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporu dikkate alınarak ilk kararın sadece davalı ... tarafından istinaf edilmesi karşısında iadeden önceki kararla davacı yararına hükmedilen bedelin artık davalı idare için usulî kazanılmış hak olduğu nazara alınarak iade öncesinde verilen hükümdeki miktar üzerinden davacının davasının kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı ... ve davalı idare vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildikten sonra 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası gerekçe gösterilerek harcın maktu alınmasına ilişkin hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... ve davalı idare vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; davacıların murisi vekili ile 22.12.2016 tarihinde imzalanan protokol uyarınca en son ödemenin 13.03.2017 tarihinde yapıldığını, davalılardan ...’nun payına düşen bedeli almadığına dair beyanı bulunsa da, ... vekilince bedelin bankaya depo edildiğini, sonuç olarak bedelin müvekkili idare tarafından ödendiğini ve bu bedelin semerelerinden mahrum kaldığını, mirasçılar arasındaki iç ilişkilerin müvekkili idareyi bağlamadığını, sonuç olarak davalı ...’ya ait payın müvekkili idare adına tesciline karar verilmesini, aksi kanaatte olunması halinde ödenen bedelin faizi ile birlikte iadesi yönünde hüküm kurulması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2942 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesi ve 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek 4 üncü madde. 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 4. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki Çorum ili, ..., Ulukavak Mahallesi 42 ada 22 parsel ile 63 ada 18 parsel sayılı taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davacı ... ve davalı idare vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmıştır. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası; "Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; "09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinde sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 nci ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçlarının ve vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması gerektiğinden 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanı bulunmamaktadır. 5. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının nispi harca ilişkin bölümüne dokunulmaksızın istinaf isteminin şeklî olarak esastan reddine karar verildikten sonra istinaf harcının maktu alınmasına karar verilmesi suretiyle 1983 yılı sonrası fiili el atma nedeniyle açılan tazminat davalarında Ek Madde 4 gereğince maktu harç alınacağı yönünde irade ortaya konulmuş ancak kamu düzenine ilişkin ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gereken ve İlk Derece Mahkemesinde nispi alınan harcın 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 2 numaralı alt bendi uyarınca yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle düzeltilmesi yoluna gidilmeden 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrasından istifade ile Yargıtayın harca yönelik uygulamasının etkinliğinin ortadan kaldırılması, bu şekilde Yargıtayın içtihat birliğini sağlama görevinin devre dışı bırakılarak hukukî öngörülebilirlik ve hukukî güvenliğin zedelenmesi sonucunu doğurduğundan kararın bozulması gerekir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı ... ve davalı idare vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, 2. Kamu düzeni gereği Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının harca ilişkin (3) numaralı bendin hükümden tümüyle çıkartılması, yerine "Alınması gereken 22.766,19 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 5.691,55 TL'nin mahsubu ile bakiye 17.074,64 TL harcın davalı idareden alınarak Hazineye irat kaydedilmesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Aşağıda yazılı kalan harcın davalı idareden alınmasına, davacı ...'dan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.