4. Hukuk Dairesi 2014/12064 E. , 2015/13857 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 29/04/2014 NUMARASI : 2011/522-2014/314 Davacı U.. E.. vekili Avukat E.. G.. tarafından, davalı Y.. K.. aleyhine 14/11/2011 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/04/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne
**4. Hukuk Dairesi 2014/12064 E. , 2015/13857 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 29/04/2014 NUMARASI : 2011/522-2014/314 Davacı U.. E.. vekili Avukat E.. G.. tarafından, davalı Y.. K.. aleyhine 14/11/2011 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/04/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, davalının P.. G.. 14.11.2011 tarihli nüshasında ".. " başlığı altında yayınlanan yazı ile.. internet sayfasında 06/11/2011 tarihinde yayınlanan ".. " başlıklı yazıda bir çok gerçek dışı habere yer verdiğini, müvekkilini karaladığını, kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu, yapılan yayının hukuka aykırı olduğunu, belirterek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı vekili, davacı asilin, H.. R.. sıfatıyla yürüttüğü faaliyetlerinde engelliler lehine girişimlerde bulunmadığı yönündeki iddiasının sadece ve sadece düşünce açıklaması niteliğinde olduğunu, müvekkilinin, T.C. Anayasası'nın 25. maddesinde belirtilen düşünce ve kanaat hürriyetini kullandığını, müvekkil tarafından yazılan yazıların T.. G.. 27/09/2011 tarihli nüshasında yayınlanan ".. " başlıklı yazılarından alıntı yapıldığını, gazetecinin temel görevinin, gerçeklerin kamuoyuna yansıtılması olduğunu, alıntı yapılan haberin aleni olduğunu ve haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davalı tarafça, yazılar hazırlanırken gerçekliği ve kamu yararı konusunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, haberin objektif olmadığı, yazıda açıkça davacı asilin ünvan ve isminin zikredildiği, yazının alıntıya dayanmasının başlı başına basın özgürlüğü, düşünce ve kanaat özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, habere dayanak sunulan derginin B.. K.. 'nda belirtilen vasıfları taşımadığı gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı B.. Y.. 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa'nın T.. Ö.. bölümü ile T..K.. 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Dava konusu yayınlarda, davalı, davacı ile kişisel bir husumetinin olmadığını anlattıktan sonra davacı ile kişisel sorunları olsaydı onunla ilgili başka haber ve yorumlarıda köşesine taşıyacağını belirtip örnek olarak da 26 Eylül 2011 tarihinde T.. G.. yayınlanan ".. " başlıklı haberi alıntılayarak yayınlamıştır. Adı geçen haberde ise davacının H.. Ü.. rektörü olarak üniversite ile ilgili faaliyet gösteren şirketlerde yaptığı eylem ve işlemlere ilişkin "..." kapağıyla çıkan dergideki iddialara yer verilmiştir. Bu kapsamda, davacı hakkında yapılan haberde yer alan bilgilerin görünür gerçeğe uygun olduğu, gazetecinin maddi gerçeği araştırmak ve ortaya çıkarmaya ilişkin bir görevinin bulunmadığı, kişilik haklarına saldırı oluşturulabilecek bir yoruma da yer verilmediği anlaşılmaktadır. Şu durumda, çatışan yararlar dengesinin davacı yararına bozulmadığı, davalı yönünden de hukuka uygunluk nedenlerinin bulunduğu ve böylece davacının kişilik haklarının saldırıya uğramadığı benimsenmelidir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalının tazminatla sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.