4. Hukuk Dairesi 2021/4176 E. , 2021/7106 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; Sigorta Tahkim komisyonu İtiraz Hakem Heyetince verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, 23/07/2017 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada davacı şirkete ait aracın hasarlandığını, davacı tarafın kasko sigorta poliçesini düzenleyen davalı ... ş…
**4. Hukuk Dairesi 2021/4176 E. , 2021/7106 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; Sigorta Tahkim komisyonu İtiraz Hakem Heyetince verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, 23/07/2017 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada davacı şirkete ait aracın hasarlandığını, davacı tarafın kasko sigorta poliçesini düzenleyen davalı ... şirketinden hasar bedelini talep etmesi üzerine davalı ... şirketince “aracın yüksek miktarda alkol almış kişilerce kullanılması durumunda meydana gelen zararın teminat dışında olduğu” gerekçesi ile başvurunun reddedildiğini, sigortalı aracın kazadan sonra yanarak pert olduğunu, aracın kasko değerinin ödenmesi gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 10.000,00TL’nin temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslahla talep miktarını 151.000,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; başvurunun kabulü ile 151.000,00 TL tazminatın 25/10/2017 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, aracın hasarlı halinin hurda tescil belgesi ile sigorta şirketine teslimine karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyeti’nce davalı vekilinin itirazlarının reddine dair karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait aracın davalı şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğu ve dava dışı ... Bantası A.Ş'nin dain mürtehin olarak poliçede gösterildiği anlaşılmaktadır. TTK.nun 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı Yasanın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879. maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerekmektedir. TTK'nun 1456/1. maddesinde "Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder" düzenlemesine; 1456/2. maddesinde ise "Sigortacıya, mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde, ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça, sigortacı sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemez. Ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek yoktur. Sigortalı menfaate konu malın tamiri veya eski hâline getirilmesi amacıyla ve teminat gösterilmesi şartıyla, tazminat sigortalıya ödenebilir" düzenlemesine yer verilmiştir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesi uyarınca, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gereklidir. Somut olayda, dain mürtehin sıfatı bulunan ve menfaati olan dava dışı bankadan, dava açmaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatı olup olmadığı konusu araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, dava dışı bankadan, davanın açılmasına ve tazminatın davacıya verilmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmalı, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir. 2-6847 Sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 2918 sayılı KTK.'nun 48/6.maddesinde; ”Yapılan tespit sonucunda 1.00 promil ve üstü alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” düzenlemesi ve TCK.nın 179/3 maddesinde ise “Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki madde hükmüne göre cezalandırılır.” düzenlemesi ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinde yer alan; Taşıtın uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar” düzenlemesi karşısında %100 kusurlu olup 1.00 promil ve üstü alkollü sürücülerin emniyetli araç sevk ve idare edemeyecek durumda olmaları nedeniyle meydana gelen zarar münhasırlık raporu aranmadan sigorta teminatı kapsamı dışında sayılacaktır. Kasko sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması ya da tam kusurlu olmaması durumunda, trafik kazasının oluşumuna sadece sürücünün alkollü olması değil başka sebeplerinde etken olması nedeniyle meydana gelen zarar kasko sigortası teminat kapsamı içinde sayılacaktır. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için sürücünün sadece alkollü olması yetmeyip kazanın münhasıran alkolün etkisinde oluşması gerekmektedir. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.'nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkol oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması gerektiği benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713; YHGK 10.12.2014 gün ve 2013/17-1199 E. 2014/1018 K. sayılı ilamları). Kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün 0,56 promil alkollü olduğu saptanmış ise de, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Kazanın salt alkolün etkisiyle oluşması ve başka etmenlerin bulunmaması gerekir. Somut olayda kaza sonrası düzenlenen tutanakta sürücü ... ...’in sevk ve idaresindeki... plaka sayılı araçla aynı istikamette seyir halinde olan sürücü...’ın sevk ve idaresindeki 34 VA 2646 plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde çift taraflı, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, sürücü ... ...’in KTK 54/1-b maddesini ihlal etiğinden asli kusurlu olduğu, sürücü...’ın KTK 52/1-a maddesini ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince tarafların kusur oranlarının belirlenmesi yönünden uzman bilirkişi raporu alınmamış, Adli Tıp uzmanı tarafından hazırlanan 26/02/2018 tarihli raporda sigortalı sürücünün meydana gelen kazada %56 oranındaki alkol düzeyine göre “güvenli sürüş yeteneğinin bozulmadığı” yönündeki tespitine dayanarak, davalı ... vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında İtiraz Hakem Heyeti'nce; öncelikle davacı şirkete ait sigortalı aracı kullanan ... ...’in davacı şirket yetkilisi ya da çalışanı olup olmadığı, şirket yetkilisi ya da çalışanı değilse aracı izin alarak kullanıp kullanmadığı belirlendikten sonra, kaskolu araç sürücüsünün kaza anında 0,56 promil alkollü olduğu da gözetilerek, kazanın oluş şekli, kazanın meydana geldiği yer ve saat, karşı araç sürücüsünün davranış biçimi, yolun özellikleri (iniş eğimli ve virajlı oluşu) veya hava şartları gibi dış etkenlerin kazadaki etkisi değerlendirilerek, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin (sürücünün alkollü olmaması halinde de kazanın gerçekleşmesinin mümkün olup olmadığının) tespiti için, nörolog, sigorta hukukçusu ve makine mühendisinden oluşan 3 kişilik farklı bir bilirkişi heyetinden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3-Kabule göre de; Somut olayda, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davacı yararına davalı aleyhine tam nispi vekalet ücretine hükmedilmiş; davalı vekilinin İtiraz Hakem Heyeti nezdinde vekalet ücretine dair yapmış olduğu itiraz reddedilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince karar tarihi itibariyle davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında ücrete hükmedilmesi (maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydı ile) gerekirken yazılı şekilde tam nispi vekalet ücretine hükmedilmesi ve davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan itiraz başvurusunun reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1), (2)ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 19/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.