10. Hukuk Dairesi 2023/4123 E. , 2024/9259 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1598 E., 2022/2780 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/749 E., 2021/208 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzer
**10. Hukuk Dairesi 2023/4123 E. , 2024/9259 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1598 E., 2022/2780 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/749 E., 2021/208 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya ait işyerinde çalışmakta iken 24.03.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle meslekte kazanma gücünü kaybettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000,00.-TL maddi ve 75.000,00.-TL manevi tazminatın iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 04.02.2021 tarihli dilekçesi ile talebini 349.429,03 TL olarak arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesine yol açan eylem ile zarar arasında işçinin ve 3. kişinin ağır kusuru nedeniyle nedensellik bağının kesildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının çalıştığı makinede diğer haşıl makinesi operatörü ... ... ile birlikte işlem yaptığı sırada, leventin altından (ayaklarla ... arasına konularak yükseklik ayarının yapılmasını sağlayan) kaldırma aparatlarını alırken yaklaşık 600 kg ağırlığında olan leventin yuvasından ayrılarak davacının sağ elinin üzerine düştüğü, kusur durumuna ilişkin olarak 08.02.2016 tarihinde davalı işyerinde keşif yapıldığı, 21.04.2016 tarihli kusur raporunda davalı işverene %80, davacı işçiye %20 kusur atfedildiği, davalı vekilinin itirazları doğrultusunda dosyanın iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, heyetçe hazırlanan raporda; olaydaki riskleri de kapsar şekilde ve olaydan önce düzenlenmiş risk değerlendirmesinin bulunmadığı, kazanın gerçekleştiği makinede levendin düşmesi nedeniyle operatörün içinde bulunacağı risklerin bertaraf edilebilmesi için uygun güvenlik tertibatının bulunmadığı, sonrasında düzenlenen iş kazası değerlendirme formunda haşıl makinesi giriş bölgesine sensör takılmasının düşünüldüğünün belirtildiği, görgü tanığı ... ...'in de "makinenin yere düşmesini önleyen ayaklar yoktu, yeni makinelerde gördüğü anda işlem yapmasını engelleyen sensör ve leventin yere düşmesini engelleyen ayaklar bulunmaktadır" şeklinde ifade verdiği, bunun dışında, davalı vekilince "... yuvalarına oturtulduktan sonra davacının sol tarafta bulunan kaldırma ayağını sola doğru kaydırmak istediği sırada diğer haşıl operatörünün ... tepsisini dolu leventle beraber panodan kaydırma komutu vererek kaydırdığını ve bu sırada leventin makine yükleme programındaki ana panelden makineye tanımlanmamış olması nedeniyle yuvasından ayrılarak davacının sağ elinin üzerine düştüğünü" iddia edilmiş ise de, olay anında diğer operatörün ileri sürülen eylemi yaptığına ilişkin bir delil bulunmadığı, aynı makinede işlem yapan iki operatörün koordineli şekilde çalışması ve güvenli iletişim kurarak iş güvenliğini tesis etmeleri bakımından gerekli eğitimlerin verildiğine yönelik belgelerin dosyada yer almadığı tespitleri yapılarak davalı işverenin %80 oranında; davacı işçinin ise olay sırasında aklı ..., haşıl makinesinde ... yükleme işlerinden kaynaklanacak riskleri belli ölçüde idrak edebilecek yapıda bir kişi olduğu, bu niteliklere sahip bir kişinin, kendi güvenliğini sağlamak üzere ... uygun şekilde sabitlenmedikçe yükseklik ayarının ayaklarla ... arasına konulan ek aparatları eliyle almaya çalışmaması, ellerini risk bölgesinden uzakta ve güvenli alanlarda bulundurmaya azami özeni göstermesi gerektiği tespitleri yapılarak %20 oranında kusurlu bulunduğu, davacı tanıkların ve müfettiş raporunda dinlenen tanıkların beyanları, dosya sunulan iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili belgeler ve tüm dosya kapsamında; kazanın gerçekleştiği makinenin diğer tip makinelere göre daha eski teknolojiye sahip olduğu, bu makinelerde leventin bağlanması sırasında aparatların makaranın alt kısmına el yordamı konulduğu, makineye el girdiği zaman algılayacak sensörlerin bulunmadığı, aynı işi gören yeni tip makinelerde ise aparatların makinede otomatik olarak el değmeden çalışacak şekilde hazır bulunduğu, kaza gerçekleştikten sonra kazanın yaşandığı makineye lineer kızak ve motorlarla çalışan mekanik kaldırma aparatların takıldığı, böylece düşmesinin önlendiği ve sensör konularak el gördüğünde makinenin otomatik durmasının sağlandığı, bu hususun müfettiş raporunda işveren vekili sıfatı ile beyanı alınan Temer Tok’un da kabulünde olduğu, bu itibarla davalı işyerinde aynı işi gören makinelerden bir kısmında gerekli önlemler alınmasına rağmen kazanın gerçekleştiği makinenin de içinde bulunduğu diğer makinelerde kaza tarihinde gerekli önlemlerin alınmadığı, önlemlerin sonradan alındığının davalı işveren vekilinin de kabulünde olduğu anlaşılmakla iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli özen ve sorumluluğunun davalı işveren tarafından gösterilmediği, eğer kazanın gerçekleştiği makinede de diğer yeni tip makinelerdeki gibi bir sistem olsa idi kazanın gerçekleşme riskinin en aza inebileceği sonucuna ulaşılarak davalı işverenin somut olayda asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, davalı vekili tarafından dava dışı diğer işçi ... ...'in birtakım eylemleri ile kazanın gerçekleşmesinde ağırlı kusur olduğu yönünde iddia da bulunmuş ise de söz konusu işçinin davalı tarafça ileri sürülen eylemi yaptığına ilişkin şüpheye mahal vermeyecek açıklıkta bir delil bulunmadığı, bu itibarla söz konusu iddialarının mahkemede kanaat oluşturacak şekilde ispatlanamadığı, kusur raporunda davalı işverene %80, davacı işçiye ise %20 oranında atfedilen kusur aidiyet ve oranlarının uygun bulunarak hükme esas alındığı, davacı kazazede işçinin maluliyet oranının yasal mevzuat ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda benimsenen prosedür işletilerek ATK 2. Üst Kurulun 04.06.2020/835 sayılı raporu ile %43,2 oranında kesinleştiği, bu oran üzerinden SGK tahsislerin farazi hesaplanması ve bulunan sonucun mahkemeye bildirilmesi amacı ile SGK'ya yazılan müzekkereye Kurum tarafından 18.01.2021 tarihinde verilen cevabi yazıda özetle; manuel olarak farazi gelir/aylık hesaplamaların Kurumca yapılamadığının bildirildiği, tüm doneler korunmak suretiyle yeni orana göre bağlanması gereken farazi gelirin 07.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda usulüne uygun hesaplandığı, aynı bilirkişi raporunda esas alınan ücret ve eklerinin tarafların bu ücrete itirazlarının bulunmadığı ve bu ücretin tüm dosya kapsamına uygun olduğu sonucuna varıldığı, bu ücret esas alınarak 07.01.2021 tarihli raporda aktüerya bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalara itibar edildiği ve ıslah edilen miktar ile bağlı kalınarak davacının maddi zararının olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine yönelik talebinin kabulüne karar verildiği; manevi tazminat bakımından yapılan değerlendirmede ise tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tarafların kusur durumu (davacı işçi %20, davalı işveren %80), olayın ağırlığı, kaza neticesinde davacı işçinin iş göremezlik oranının %43,2 olması, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikler dikkate alınarak davacının olay nedeniyle yaşadığı ve bundan sonra da yaşayacakları acı ve üzüntüyü bir nebze olsun hafifletmek amacıyla manevi tazminatın belirlendiği gerekçesiyle , "maddi tazminat talebinin kabulü ile 349.429,03 TL tazminatın kaza tarihi olan 24.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 70.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili, dava konusu olayın meydana geldiği sırada makinada iki operatör çalışmakta olduğunu, ... makine yükleme programındaki ana panelde tanımlanmış olsa dahi diğer operatör ... ...’in makinaya müdahale etmesi sonucunda kazanın meydana geldiğini, bu hatalı işlem sonucunda davacının sağ el iki parmağı ... kaldırma ayağı ile ... mili arasında sıkıştığını ve iki parmağının sıyrılmasına yol açtığını, eylemle zarar arasındaki uygun neden - sonuç bağı, işçinin veya üçüncü kişinin tam kusuru ile kesilmişse, istihdam edenin tazminatla sorumlu tutulamayacağının doktrin ve yerleşik yargı içtihatlarıyla sabit olduğunu, zararlandırıcı olayın meydana gelmesinde üçüncü kişi durumunda olan ... ... ile davalının % 100 oranında kusurlu olduğunu, olay üçüncü kişinin tamamen kusurlu davranışı sonucu oluştuğundan nedensellik bağının kesildiğini, yargılama sürecinde ve keşif esnasında da mahkemece bu yöndeki iddia ve taleplerinin incelenip değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, manevi tazminat isteminin şartlarının oluşmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı işyerinde, olayın meydana geldiği sırada çalışılan haşıl makinesinden iki adet bulunduğu, olayın vuku bulduğu ve davacının çalıştığı haşıl makinesinin otomatik olmadığı, diğer makinenin ise aparatlarının otomatik olarak el değmeden çalışacak vasıfta olduğu, dava konusu olaydan sonra, davacının çalıştığı eski tip makinenin aparatlarının da otomatik hale getirilmesinin sağlandığı anlaşıldığından; otomatik emniyet tedbirlerine sahip yeni tip makine temin etmeyen veya olaydan sonra yapıldığı gibi ilave önlemlerle eski tip makinenin aparatlarının da otomatik hale gelmesini sağlamayan davalı işveren yönünden tespit edilen %80 oranındaki kusurun dosya kapsamına uygun olduğu, söz konusu maddi olgular göz önüne alındığında, illiyet bağının kesildiğine yönelik istinaf başvurusuna itibar edilemeyeceğinin değerlendirildiği, diğer taraftan, dava konusu kaza olayı nedeniyle davacının uğradığı maluliyet oranının ATK 2. Üst Kurulunun raporuyla %43,2 olarak saptandığı, davalının %80 oranındaki kusuru ile davacının uğradığı zarar ve olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü ile davacının manevi tazminat konusundaki talebinin 75.000,00 TL olduğu dikkate alındığında, Mahkemece takdir edilen 70.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olmadığının değerlendirildiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ,davanın kısmen kabulü ile "maddi tazminat talebinin kabulü ile 349.429,03 TL tazminatın kaza tarihi olan 24.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, eylemle zarar arasındaki uygun neden - sonuç bağı, işçinin veya üçüncü kişinin tam kusuru ile kesilmişse, istihdam edenin tazminatla sorumlu tutulamayacağının doktrin ve yerleşik yargı içtihatlarıyla sabit olduğunu, zararlandırıcı olayın meydana gelmesinde üçüncü kişi durumunda olan ... ... ile davacının % 100 oranında kusurlu olduğunu, nedensellik bağının kesildiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri ile 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme A.Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3.Dosya içeriğine göre davacı lehine hükmedilen manevi tazminat tutarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısıma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B. Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek maddi tazminat yönünden Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz istemlerinin miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.