Başvuru, gözaltında gerekmediği hâlde kelepçe takılması, buna ilişkin görüntülerin basında yayınlanması ve gözaltı süresi boyunca kötü koşullarda tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gözaltında gerekmediği hâlde kelepçe takılması, buna ilişkin görüntülerin basında yayınlanması ve gözaltı süresi boyunca kötü koşullarda tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca kötü muamele yasağının ihlali dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilerek başvurunun bu kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının (Savcılık) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: 1968 doğumlu olan başvurucu, Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmaktayken 24/8/2016 tarihinde meslekten ihraç edilmiştir. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmaları kapsamında 16/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu, gözaltındayken gerekmediği hâlde kendisine kelepçe takıldığını ve adliyeye girişi sırasında basın mensuplarınca fotoğraflarının çekildiğini belirterek görevli polis memurları hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına 10/3/2017 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştur. Savcılık, söz konusu şikâyet hakkında 16/3/2017 tarihinde görevi kötüye kullanma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (işleme konulmama kararı) vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"...Şikayetçi darbe girişimi sonrası gözaltına alındığını bunun öncesinde kolluğun yasaya aykırı şekilde lojmandan çıkmasına engel olduğunu ayrıca aramanın da yasanın taşıdığı şartlar oluşmadan yapıldığını ve sürekli elleri arkada ters kelepçeli tutulduklarını beyan ederek şikayetçi olmuştur.Şikayette belirli bir kolluk görevlisinin ismi ya da sicili yazılmadan tüm kolluğu kapsayacak şekilde genel nitelikte olduğu ayrıca kolluğun yasaların kendisine yüklediği görevi yerine getirdiği bir suç işlemediği anlaşılmakla 4483 Sayılı Kanunun 4/Son maddesi uyarınca işleme konulmamasına,..." Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Şanlıurfa Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 4/4/2017 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu 12/4/2017 tarihinde tebliğ edilen karara karşı 25/4/2017 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Yakalanan veya tutuklanan kişilerin nakliMadde 93- (1) Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir.” 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Muhafızın görevini kötüye kullanmasıMadde 295 - (1) Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün muhafaza veya nakli ile görevli kişilerin, görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmeleri halinde, görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (2) Muhafaza veya nakli ile görevli olan kimse, görevinin gereklerine aykırı olarak gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün bulunduğu yerden geçici bir süreyle uzaklaşmasına izin verirse; altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün bu fırsattan yararlanarak kaçması halinde, kaçmaya kasten imkan sağlama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”B. Uluslararası Hukuk Uluslararası Mevzuat 1955 tarihli Suçların Önlenmesi ve Suçluların Islahı üzerine Birinci Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilen ve Ekonomik ve Sosyal Konsey tarafından 31 Temmuz 1957 tarihli ve 663 C (XXIV) sayılı, 13 Mayıs 1977 tarihli ve 2076 (LXII) sayılı kararları ile onaylanan Mahpusların Islahı için Asgari Standart Kurallar kısıtlama araçlarına ilişkin aşağıdaki temel ilkeyi içermektedir: “ Kelepçe, zincir, demir ve dar gömlek gibi kısıtlama araçları bir cezalandırma vasıtası olarak hiçbir zaman kullanılamaz. Ayrıca, zincir ve demir kısıtlamak için kullanılamaz. Aşağıdaki haller dışında, diğer kısıtlama araçları da kullanılamaz: (a) Mahpusun yargısal ya da idari bir makam önüne getirildiği zaman çıkarılması koşuluyla, nakil sırasında kaçmasına karşı bir önlem olarak kullanılması;...” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Uygulaması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kısıtlama yöntemlerinden biri olan kelepçeleme, yasal yakalama ya da tutuklama ile bağlantılı olarak uygulandığında ve koşulların makul olarak gerektirdiğinden daha fazla güç kullanma ya da kamuya teşhir içermediğinde genellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinde düzenlenen işkence yasağı kapsamında bir sorun teşkil etmez. Bu bağlamda söz konusu kişinin yakalamaya direneceğine, kaçmaya yelteneceğine, zarara yol açacağına ya da delil karartacağına inanmak için bir nedenin var olup olmadığı önem taşımaktadır (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 56; Öcalan/Türkiye [BD], B. No: 46221/99, § 182; Gorodnitchev/Rusya, B. No: 52058/99, 24/5/2007, §§ 101, 102, 105, 108; Mirosław Garlicki/Polonya, B. No: 36921/07, 14/6/2011, §§ 73-75).