(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/11228 E. , 2009/15511 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalı ...’ye hiçbir borcu olmadığı halde kendisi hakkında icra takibi yaptığını, davalı ...’nin ev almak için kendisi…
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2009/11228 E. , 2009/15511 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalı ...’ye hiçbir borcu olmadığı halde kendisi hakkında icra takibi yaptığını, davalı ...’nin ev almak için kendisinden 18.885YTL borç para aldığını,4.2.2000 tarihli havale ile bu borcun ödendiğini, davalılara borcu olmadığını ileri sürerek, ... 19.İcra Müdürlüğünün 2008/4417 esas sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalılar,davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini dilemişlerdir. Mahkemece,davacı borçlunun 10.6.2008 tarihli haciz esnasında takip konusu borcu şartsız olarak kabul ettiği,borcun 7.500YTL’sini ödediği,kalan kısmı ise belirli vadelerde ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği,icra tutanağının aksi sabit oluncaya kadar itibar edilmesi gereken belgelerden olduğu,icra tutanağının aksinin yazılı delille ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine,takip konusu alacağın %40’ı olan 48.000YTL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş;hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davalı ...’nin 04.02.2000 tarihinde banka havalesi ile davacının hesabına 18.885YTL para gönderdiği,bu paranın tahsili için18.03.2008 tarihinde icra takibi başlattığı, takipten sonra alacağını diğer davalı ...’e 16.04.2008 tarihli temlikname ile temlik ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Davacı,takip konusu havale yoluyla verilen paranın davalı ...’ye daha önce verdiği borcun geri ödemesi olduğunu ileri sürerek takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki davayı açmıştır.Davalı ..., takip konusu parayı davacıya borç olarak gönderdiğini, davacının haciz esnasında borcu kayıtsız şartsız kabul ettiğini savunmuştur. Menfi tesbit davasında kural alacaklının alacağını kanıtlamısı gerekir. Davalı alacağını kanıtlamak için 4.2.2000 tarihli havalıye dayanmıştır. 2009/11228-15511 İlke olarak, şayet havale makbuzu üzerinde bir açıklama bulunmadığı takdirde havalenin mevcut bir borca karşılık yapıldığı kabul edilir. Davalının dayandığı havalede borç olarak gönderildiği hususunda bir açıklama yoktur. Davalılar iddiasını yasal delillerle kanıtlamalıdır.İspat yükü,davalı alacaklı taraftadır.Haciz baskısı altında borcun kabulü davalılar yararına hak doğurmaz.Kaldı ki,davacı borçlu,haciz tutanağında haklarını saklı tutmuştur. Öyle olunca, mahkemece, davalıların havalenin borç olarak gönderildiğine ilişkin tüm delilleri toplanıp değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken haciz baskısı altında tutulan ihtirazı kanıtla imzalanan haciz tutanağına itibar edilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 28.12.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Davacı, 8 yıl kadar gayri resmi karı-koca hayatı yaşadıkları davalının, aleyhine ilamsız icra takibine girişerek usulsüz olarak kesinleştirdiğini, takibe dayanak yapılan havale dekontunun mevcut bir borcun ödenmesi olduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tesbitini istemiştir. Davalı, davacıya borç gönderdiğini, davacının borcunu kabul ve ikrar ettiğini, savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Yukarıda kısaca özetlendiği gibi, dava menfi tespite ilişkin olup, kural olarak böyle bir davada ispat külfeti davalı taraftadır. Davalı, banka havale dekontuna, ayrıca davacının haciz sırasındaki kabul ve ikrarına dayanmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, şayet banka havalesinde bir açıklama yoksa bunun karine olarak bir borcun ödenmesi için yapıldığı kabul edilir. Bu konuda sayın çoğunluğun işaret ettiği hususlar doktrinde ve uygulamada hemen hemen oybirliği ile kabul edilmektedir. Ne var ki, karine böyle olmakla birlikte bunun aksi aynı kuvvetle deliller ile her zaman kanıtlanabilir. Somut olayda davalı, banka havale dekontuna dayanarak icra takibine girişmiş ve davacının fiilen ayrı yaşadığı eşinin evine hacze gidildiğinde, davacı, önce haczin kendi evinde 2009/11228-15511 yapılmasını istemiş, akabinde yine kendi ihtiyarı ile borcu kabul ettiğini belirterek bir ödeme planı oluşturulmuştur. Belirlenen bu taksitle ödeme planı icra memurunun ve tarafların imzalamaları ile bağlayıcı bir belgeye dönüşmüştür. İ.İ.K'nun 8/son maddesi gereğince icra tutanakları, kapsadıkları husus hakkında kanuni karine teşkil eder. Bir başka anlatım ile icra tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Borçlu haciz tutanağında borçlu olduğunu ikrar etmiş ise, o zaman tutanağının aksi ancak aynı kuvvetle yazılı delil ile ispat edilebilir. Davacının böyle bir ikrarından sonra haciz tutanağının ilk sayfasının en altına ve tek taraflı "hakkım saklıdır." şeklinde derkenar düşmesi sonuca etkili değildir. Haciz işlemi davacının fiilen ikamet ettiği yerde gerçekleştirilmemiş olup, davacı dava dilekçesinde dahi bu ikrarının haciz tehditi altında olduğunu ileri sürmemiştir. Ayrıca gözden uzak tutulmaması gereken bir husus da davacı doktor olup, bu eyleminin hukuki sonuçlarını gayet iyi bilebilecek bir eğitim düzeyi ve bilincine sahiptir. Mahkemece de, banka havalesinin hukuki sonuçları irdelenmemiş, davacının haciz tutanağındaki kabul ve ikrarı değerlendirilerek sonuca gidilmiştir. Böyle olunca, davanın reddine yönelik kararın onanması gerekirken, aksi yöndeki sayın çoğunluk kararına katılamıyoruz.