Başvuru, 2003 yılında uğranılan bıçaklı saldırı sonucu gerçekleşen ölüm olayıyla ilgili ceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi ve devam etmesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, 2003 yılında uğranılan bıçaklı saldırı sonucu gerçekleşen ölüm olayıyla ilgili ceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi ve devam etmesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir. Başvuru Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla 16/12/2013 tarihinde yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 17/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 24/8/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: 12/9/2003 tarihinde saat 00 sıralarında kendisine ait hayvan sürüsünü otlatmakta olan A.B., Şırnak-Cizre kara yolu Kızılsu mevkisinde bir erkek cesedi olduğunu fark etmiştir. Aynı gün saat 00 sıralarında Çavuşhan Mahallesi Muhtarı S.Ç.ye telefonla bilgi vermiş, S.Ç. saat 30'da Kumçatı Jandarma Karakol Komutanlığı görevlilerine olayı bildirmiştir. Jandarma Komutanlığı askerleri, Şırnak-Cizre kara yolunun kilometresinde, anayola 65 metre mesafede, anayoldan ayrılan Kızılsu tali yoluna ise 10 metre mesafede sırtüstü yatan söz konusu erkek cesedine saat 30 sıralarında ulaşmıştır. Bölgede yaşanan terör eylemleri nedeniyle ceset üzerinde uzaktan kumandalı bomba düzeneği olabileceği değerlendirilerek inceleme yapılmış; çevrede gerekli güvenlik önlemleri alındıktan sonra ancak gece saat 00 sıralarında Cumhuriyet savcısı olay yerine gelmiştir. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) ve Adli Tıp Kurumu tarafından ceset üzerinde ayrı ayrı yapılan incelemeler neticesinde maktulün boynunun vücudundan ayrılmayacak şekilde kesilmiş olduğu, vücudunun on yedi farklı bölgesinde bıçak yarası bulunduğu tespit edilmiştir. Cesedin üç dört gün açıkta beklediği, bileklerinden bağlandığı, ayaklarının çıplak olduğu ve yerde sürüklenmiş olduğu da diğer tespitler olarak kayıtlara geçmiştir. Maktulün cesedinin bulunduğu Kızılsumevkisinde anayol kenarında maktule ait çakmak, cep telefonu ve terlikler bulunmuştur. Ceset ise anayola daha uzak bir mesafede bulunmuştur. Olay yeri inceleme ekibi tarafından cesedin yanında faile ait olabileceği değerlendirilen bir adet ayak izi tespit edilmiştir. Olay yerine ait fotoğraflar çekilerek soruşturma dosyasına eklenmiştir. Maktulün üzerinden Reşat Yıldırım adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı çıkmış, yakınları tarafından teşhis edilerek kimliği doğrulanmıştır. Maktulün cebinden 47 PE ... plakalı kamyona ait ruhsat ve sigorta poliçeleri çıkmasına rağmen olay yerinde araç ve anahtarına rastlanmamıştır.Maktul üzerinden çıkan cep telefonu ve bazı isimler ile telefon numaralarının yazılı olduğu bir kâğıt parçası incelenmek üzere muhafaza altına alınmıştır. Ayrıca maktulün cebinde “ne olur sevgilim bana doğruyu söyle” sözleriyle başlayan,“seni çok seviyorum çilili” sözleriyle biten bir mektup bulunmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 12/9/2003 tarihinde 2003/900 sayılı soruşturma başlatılmıştır. Maktul üzerinde ölü muayenesi ve otopsi işlemleri yapılmıştır. Soruşturma işlemleri genel olarak kolluk tarafından yürütülmüştür. Jandarma Komutanlığı aracılığıyla tanıkların ifadeleri alınmış ve fezleke düzenlenerek Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmuştur. Anılan fezlekede ailesinden maktule ait olduğu öğrenilen 0537 202 ... numaralı telefon ile en son 6/9/2003 günü saat 55’te 0536 833 ... numaralı telefon ile 45 saniye görüşme yapılmış olduğu, 0537 202 ... numaralı telefon hattının Reşit Yıldırım adına değil İsmail Çetin adına kayıtlı olduğu ve İstanbul'dan alındığının tespit edildiği ancak olay yerinde bulunan cep telefonu üzerinden çıkan telefon hattının P. adına kayıtlı 0537 721 ... numara olduğu, kartın 11/9/2013 günü Şırnak’ta “B… İletişim”den alındığı, bu numara ile hiç görüşme yapılmadığı, kamyonunu bırakıp kaçan eşkâlleri belli ancak kimlikleri tespit edilemeyen iki şahıs tarafından Reşit Yıldırım'ın öldürülmüş olabileceği, kaçan şahıslardan birinin P. isimli şahıs olabileceğinin, kamyonu bırakıp kaçan iki kişiyi gören ve kısmen eşkâl tarifi yapan R.Ç., H.T. ve Z.Ç.nin verdikleri ifadede samimi olmadıklarının, P. hakkında tespit edilen bilgilerden Reşit Yıldırım'ın ölümü ile ilgili bu şahsın da ilgisinin olabileceğinin kuvvetle muhtemel olduğunun değerlendirildiği ifade edilmiştir. Fezlekede yer verildiği üzere olay yerinde bulunan cep telefonunun içinden çıkan sim kartın maktule ait olmadığı anlaşılmıştır. Maktulün kullandığı sim kart bulunamamış, P. adına kayıtlı başka bir sim kart ele geçirilmiştir. İletişim şirketinden alınan kayıtlarda sim kart ile hiç görüşme yapılmadığı anlaşılınca bu konuda başka araştırma yapılmamıştır. Maktulün resmî olarak evli olmadığı ancak beş yıldır birlikte yaşadığı F.Ç. Jandarma Komutanlığına verdiği ifadesinde imam nikahlı eşi olarak bahsettiği maktulün başka bir kadınla ilişkisi olup olmadığını bilmediğini, maktulün son olarak 6/9/2003 tarihinde arkadaşı ve ortağı N.Ö., eşi E.Ö. ve S.Ö. ile birlikte iki gece evde konakladığını ve sonra bir daha kendisinden haber alamadığını belirtmiştir. F.Ç., kolluk görevlilerinin Reşat Yıldırım’ın evlerinde misafir olarak kalan arkadaşının eşi E.Ö. ile ilişkisi olup olmadığına yönelik ısrarcı sorusuna bir kez daha bilmediği yanıtını vermiştir. Tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere maktul, 2003 yılı Ağustos ayında satın aldığı ancak parasını ödemediği kamyonu ile Şırnak çevresindeki köyleri dolaşarak saman ticareti yapmaktadır. Oto komisyoncusu K., defalarca aramasına rağmen maktule ulaşamadığını ve alacağını hâlâ tahsil edemediğini belirtmektedir. Saman ticareti için gittiği köylerde bazı geceler kaldığı bilinen maktulün Dağdibi köyünde Iraklı evli iki kadınla ilişkisi olduğu iddia edilmektedir. Aynı zamanda başvurucu olan maktulün ağabeyi İ.Y.ye göre maktul ölümünden iki hafta önce Dağdibi köyünde üç gece kalmıştır. Ancakbahsi geçen kadınların kimler olduğu konusunda bilgi bulunmamaktadır. Maktulün iş seyahatlerinden birine katılaneşi F.Ç., maktulün ölümüyle ilgisi olabileceğini düşündüğü bir olayı şöyle aktarmaktadır: Pirinçli köyünde maktulün ortağı N.Ö.nün evinde iki gece konakladıktan sonra ayrılmak üzereyken yanına yaklaşan on beş yaşındaki F.Ö. “Senin kocan pistir, yaramaz, bozuktur, bir daha bu köye gelmesin.” demiştir. F.Ö. tanık olarak jandarmaya verdiği ifadesinde bu iddiayı reddetmiştir. Maktulün ölümünden önceki gün bu köyde bulunduğu bilinmektedir. Geçitboyu, maktulün zaman zaman gittiği köylerden bir diğeridir. Kesin olarak bilinmeyen bir tarihte maktul ve kardeşi İ.Y., Geçitboyu köyünden ismini bilmedikleri bir şahsa saman satmışlardır. Saman ücretini tahsil edemedikleri için aralarında münakaşa çıkmış, şahıs tarafından tehdit edilmişlerdir. Olayı köyün imamının gördüğü belirtilmekle birlikte tehdit eylemini gerçekleştirenlerin kim oldukları bilinmemektedir. Jandarma kayıtlarına göre maktul en son bu köyde görülmüştür. Maktulün öldürüldüğü değerlendirilen 10/9/2003 gecesi saat 00 sıralarında maktule ait kamyon kimliği belirsiz iki erkek şahıs tarafından Davutköy'e şüpheli bir şekilde bırakılmıştır. 17 ile 25 yaş arasında, birisi 65 metre diğeri 80 metre boylarında olduğu belirtilen şahıslar kamyonun mazotunun bittiğini belirterek aracı uygunsuz bir yere park ettikten sonra kaçarak köyü terk etmişlerdir. Bu kişilerin açık kimlikleri bilinmemektedir. Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan tüm araştırmalara rağmen faillerin kimliklerini tespit etme olanağının artık kalmadığı gerekçesiyle aldığı daimî arama kararını 30/4/2004 tarihinde Jandarma Komutanlığına bildirmiştir. Bu karar üzerine kolluk, üçer aylık sürelerle faillerin araştırılmaya devam edildiğini bildiren ancak ne şekilde araştırıldığının belirtilmediği bir yazıyı düzenli olarak Cumhuriyet Başsavcılığına göndermeye başlamıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı 15/1/2007 tarihinde, ilgili iletişim şirketinden “0537 202 ... numaralı hat ile 2003-2003 tarihleri arasında yapılan görüşmelerin IMEİ nosu ve yer bilgisinin gösterilerek gönderilmesi” talebinde bulunmuştur. 8/5/2009 tarihinde maktulün üzerinden çıkan sim kartın adına kayıtlı olduğu P. hakkındatutuklanmak üzere yakalama emri düzenlenmiştir. Kasım 2001 ila Nisan 2003 tarihleri arasında Şırnak'ta askerlik yapan P.nin kimlik fotokopisini telefon bayisine verdiği,bilgisi dışında adına hat çıkarıldığı anlaşılınca 3/4/2012 tarihinde yakalanarak kasten öldürme suçundan ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığının almış olduğu daimî arama kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Cumhuriyet Savcısı son olarak 9/10/2013 tarihinde Jandarma Komutanlığına, daimî arama kararında belirtilen üç aylık süre içinde yazısına cevap verilmediğini belirtmiştir. Soruşturma faili meçhul olarak devam etmektedir. Başvurucular 16/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bakanlığa yapılan bildirimde (bkz. § 5), Anayasa’nın maddesi uyarınca başvurucuların yaşam haklarının ihlal edilip edilmediği, bu kapsamda özellikle de aşağıda yer verilen hususlar hakkında görüş sunulması talep edilmiştir:“a. Maktulün cebinde bulunan mektubun kim tarafından veya kimin için yazıldığının araştırılıp araştırılmadığı b. Dağdibi Köyünde yaşadığı ve maktulle ilişkisi olduğu belirtilen Iraklı kadınlarla ilgili araştırma yapılıp yapılmadığı c. Pirinçli Köyünden F.Ö. isimli çocuğun maktul hakkında sarf ettiği sözlerin nedeninin araştırılıp araştırılmadığı d. Maktulün son kez görüldüğü Geçitboyu Köyünden maktulü tehdit eden kişilerin kimliklerinin tespit edilip edilmediği e. Halen devam etmekte olan soruşturmanın makul bir özen ve hızla yapılıp yapılmadığı …” Bakanlık görüşünde, özellikle dikkate alınması talep edilen hususlarla ilgili olarak Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı ile yazışma yapıldığı, bu kapsamda Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sunulan 6/8/2015 tarihli ve 2003/900 Soruşturma sayılı yazıda söz konusu soruşturma sürecinde maktulün cebinde bulunan mektubun kim tarafından ve kimin için yazıldığının tespit edilemediği, söz konusu mektubun emanete alınmış olduğu, ekte gönderilen maktulün kardeşi İ.Y.nin 13/9/2003 tarihli ifadesinde ''Bana göstermiş olduğunuz mektubu yazan elin sahibini de bilmiyorum. Yazı itibariyle tanıyamadım. Tahminimce kardeşim alacak meselesi nedeniyle öldürülmüştür.'' şeklinde beyanda bulunduğu, bunun dışında söz konusu mektuba ilişkin herhangi bir belgenin soruşturma dosyası içinde mevcut olmadığı ifade edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının anılan yazısında, maktulün Dağdibi köyünde yaşadığı ve maktulle ilişkisi olduğu belirtilen Iraklı kadınlarla ilgili olarak tanık beyanlarına başvurulmak suretiyle araştırma yapıldığı, tanıklardan İ.S.nin 21/9/2003 tarihli ifadesinde ''Bu şahsın köyde herhangi birisiyle büyük çaplı alacak verecek davası veya kadın ilişkisinin olup olmadığını bilmiyorum.'' şeklinde beyanda bulunduğu,aynı şekilde tanıklardan A.S.nin de 20/9/2003 tarihli ifadesinde ''Reşat'ın bizim köyden herhangi bir kadınla ilişkisinin olduğunu duymadım.'' şeklinde beyanda bulunduğuancak konuya ilişkin tanık beyanlarına başvurmak suretiyle araştırma yapılmış olmasına rağmen Iraklı olduğu belirtilen kadınların kimlik bilgilerinin tespit edilemediği bildirilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı anılan yazısında ayrıca Pirinçli köyünden F.Ö. isimli çocuğun soruşturma kapsamında konuya ilişkin olarak beyanına başvurulduğu ancak çocuğun “Ben Reşat'ın eşi Fatma'ya 'Kocan pistir, bozuk ve yaramaz adamdır, bir daha bu köye gelmesin' demedim.” diyerek söz konusu iddiaları reddettiği, maktulün son kez görüldüğü Geçitboyu köyünden maktulü tehdit eden kişilerin kimliklerinin tespit edilemediği ifade edilmiştir.B. İlgili Hukuk Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun soruşturma usul ve esaslarına ilişkin 18/10/2011 tarihli Genelge'sinin ilgili bölümü şöyledir:“… Faili meçhul olay ve cinayetlerin soruşturulmasında,...g) Soruşturma evraklarının ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından sık sık gözden geçirilmesi, ancak sadece soruşturma evrakının en üstündeki müzekkereye cevap verilmiş olup olmadığı ile yetinilmeyerek içeriği itibarıyla başkaca eksik kalmış bir husus varsa onun da tamamlanması için gerekli yazının yazılması, sonucunun uygun aralıklarla takip edilmesi,”