Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/1534 E. , 2024/3763 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/1534 Karar No : 2024/3763 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı t
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/1534 E. , 2024/3763 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/1534 Karar No : 2024/3763 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Devlet Hastanesinde 22/01/2018 tarihinde yapılan ameliyat ve sonrasında uygulanan tedavi neticesinde testisinin alınmasında idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranılan zarara karşılık 150.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 225.000,00 TL tazminatın idarenin temerrüde düştüğü tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının görmüş olduğu sağlık hizmeti ve bu hizmeti veren doktorlardan genel cerrah ...'ın ortaya çıkan komplikasyonun yönetiminde ve uygun müdahalenin yapılmasında kusurlu olduğunun bilirkişi raporuyla sabit olduğu, raporda ayrıca zamanında gerekli müdahale yapılsa da organın kurtulmasının garanti olamayacağından bunun hafif kusur olarak değerlendirildiğinin belirtildiği, konunun uzmanı bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirme karşısında gerekli müdahale yapılsa da organın kurtulmasının garanti olamayacağı hususunun benimsendiği, gerçekten de bu durumun bilinemeyebileceği, bununla birlikte meydana gelen olayda idarenin hizmet kusurunun varlığı ve davacının herhangi bir kusuru bulunmadığının bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu gözetildiğinde, bu hususun bilinememesinin davalı idare lehine yorumlanması yerine davacı lehine yorumlanmasının hakkaniyete daha uygun düşeceği değerlendirildiğinden ve yaşanan hizmet kusurunun hafif olmasının davacının zarara uğradığı gerçeğini değiştirmeyeceğinden davacının maddi ve manevi zararlarının tazmini gerektiği kanaatine varıldığı, bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak davacının organ kaybına bağlı %10 engel oranı üzerinden aktüerya bilirkişisince hesaplanan kusura karşılık gelen tazminatın 71.948,12 TL olduğu anlaşıldığından davacı tarafından talep olunan 150.000,00 TL maddi tazminatın 71.948,12 TL'sinin kabulü ile bu miktarın idareye başvuru (başvuru dilekçesinde 17/05/2018 olarak gözükmekte) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin de reddi gerektiği, manevi tazminat açısından ise, davacıya uygulanan tedaviler neticesinde meydana gelen organ kaybının her ne kadar kurtulmasının garanti olmadığı anlaşılmakta ise de, sağlık hizmeti sunan doktorun sağlık hizmeti komplikasyonunun yönetiminde kusurlu davrandığının Adli Tıp raporuyla ortaya çıkması, davacının orşiektomi (testis) organ kaybına uğramasına bağlı olarak bundan sonraki yaşamında engellilik halinin kendisinde endişe ve üzüntüye yol açacağı, manevi tazminatın, idari eylem veya işlem nedeniyle duyulan acı, elem ve ızdırabı kısmen de olsa karşılamaya yönelik bir manevi tatmin aracı olması ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı hususları birlikte gözetilerek davacı tarafından talep olunan 75.000,00 TL manevi tazminatın takdiren 40.000,00 TL'lik kısmının kabulü ile bu miktara idareye başvuru (başvuru dilekçesinde 17/05/2018 olarak gözükmekte) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; hükme esas alınan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı bilirkişi raporunda yapılan değerlendirme ile gerekli müdahalenin yapılması halinde dahi organın kurtarılmasının garanti olmayacağının ortaya konulduğu, yine söz konusu raporda, organ kaybının, gelişen komplikasyona bağlı olduğuna işaret edildiği, bu durumda, bünyesinde risk taşıyan tıbbi hizmetlerden yararlananların uğradıkları zararların tazmini idarenin ağır hizmet kusurunun ortaya konulmasına bağlı olduğundan ve anılan raporla ortaya konulan durumu nedeniyle idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğundan söz edilemeyeceğinden maddi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmediği, öte yandan, söz konusu raporla ortaya konulan durum nedeniyle yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletildiği konusunda davacıda şüphe, endişe ve üzüntüye yol açmış olabileceği düşünüldüğünde davacının manevi tazminat talebinin, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmayacağı ilkesi gözetilerek makul ölçüde karşılanması gerektiği gerekçesiyle davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, maddi ve manevi tazminatın kabul edilen kısımlarının kaldırılmasına, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 17/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, taburcu edilmeden önce Doppler USG tetkikinin yapılmayarak 8 saat içinde organının kurtarılması şansının hekim hatası yüzünden kaybedildiği, dava konusu komplikasyonun kasık fıtığı ameliyatlarında çok sık karşılaşılan ve derhal müdahale edilmesi gereken komplikasyon olduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere hekimin komplikasyona ait belirtilere rağmen gerekli önlemi almayarak hizmet kusuru neticesi zarara sebep olduğu iddialarıyla; davalı idare tarafından, davacının sağlık kuruluşunda ilk müracaatından itibaren yeterli tıbbi müdahale ve işlemler ehil sağlık personeli vasıtasıyla tam zamanında, tıbbi ilke ve esaslara uygun olarak büyük bir titizlik içinde yapıldığı, hizmetin sunulmasından kaynaklanmayan ve sağlık personelinin gayretleri ile kontrol edilmesi ve önlenmesi mümkün olmayan sebeplerden dolayı gerçekleştiği açık bulunan neticenin meydana gelmesinde sağlık personeline atfedilebilecek herhangi bir kusur olmadığından idarenin eylemi ile netice arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, davalı idarenin hizmet kusuru mevcut olmadığından manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı 02/01/2018 tarihinde kasığındaki şişlik şikayeti ile ... Devlet Hastanesine başvurmuş, Genel Cerrahi Uzmanı Doktor... tarafından tetkik ve tahlilleri yapılmış, 22/01/2018 tarihinde sağ nüks kasık fıtığı tanısıyla ameliyat edilmiş, bir gün sonra 23/01/2018 tarihinde taburcu edilmiştir. Davacı 26/01/2018 tarihinde ağrılarının artması nedeniyle aynı hastaneye başvurmuş, yapılan muayene sonucu ameliyat yerinde ödem olduğu, ilaçlarını kullanması, ağrının geçmemesi halinde yeniden gelmesi söylenerek gönderilmiş, 30/01/2018 tarihinde durumunun kötüleşmesi nedeniyle tekrar doktoruna başvurmuş, doktoru tarafından Üroloji Polikliniğine sevk edilmiştir. Davacının Üroloji Polikliniğinde Op. Dr. ... tarafından yapılan skrotal Doppler USG tetkiki sonucunda torsiyon tanısı konulmuş ve detorsiyon operasyonu uygulanmış, 01/02/2018 tarihinde ameliyattan sonra da davacının ağrılarının devam etmesi üzerine 06/02/2018 tarihinde tam testis iskemisi tanısıyla tek taraflı orşiektomi operasyonu yapılmıştır. ... tarihinde ... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinden alınan Sağlık Kurulu raporunda engel oranı %10 olarak belirlenmiştir. Bunun üzerine davacı tarafından, oluşan zararlı sonucun dikkat ve özen eksikliğinden kaynaklandığı iddiasıyla davalı idareye maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun, zımnen reddi üzerine bakılan dava açılmıştır. Olayla ilgili bilirkişiliğine başvurulan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının ... tarih ve ... karar numaralı raporunda; "...adı geçenin yapılan fıtık ameliyatı neticesinde gelişen komplikasyona bağlı olarak organ kaybına uğramış olduğu, organ kaybına uğraması sürecinde hastanın herhangi bir kusurunun bulunmadığı, ... Devlet Hastanesinde görev yapan ve davacıya tıbbi operasyonları gerçekleştiren Genel Cerrah Dr....'ın ortaya çıkan komplikasyonun yönetiminde ve uygun müdahalenin yapılmasında kusurlu olduğu, bununla birlikte zamanında gerekli müdahale yapılsa da organın kurtulmasının garanti olamayacağı da göz önüne alındığında, bunun hafif kusur niteliğinde olduğu, tanı ve tedavi aşamasında tıbbi gereklilikler içinde davrandığı belirlenen Üroloji Doktoru Uzm. Dr. ...'a atfı kabil kusurun bulunmadığı, Acil Polikliniğinde hastayı değerlendiren Acil Hekimi Dr. ...'ın genel cerrahi konsültasyonu istemiş olduğundan dolayı kusurunun bulunmadığı, diğer hastane çalışanlarına atfı kabil kusur gözlenmediği" tespitlerine yer verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminat miktarının idarenin kusurunun ağırlığını ya da sorumluluğunu ve zarar doğuran olayla ilgisini ortaya koyacak şekilde belirlenmesi, olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta; Bölge İdare Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan değerlendirme ile gerekli müdahalenin yapılması halinde dahi organın kurtarılmasının garanti olmayacağının ortaya konulduğu, organ kaybının, gelişen komplikasyona bağlı olduğuna işaret edildiği, bünyesinde risk taşıyan tıbbi hizmetlerden yararlananların uğradıkları zararların tazmini idarenin ağır hizmet kusurunun ortaya konulmasına bağlı olduğundan ve raporla ortaya konulan durumu nedeniyle idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğundan söz edilemeyeceğinden maddi tazminata hükmedilmesinde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddi yönünde karar verilmişse de; dava konusu olay kapsamında düzenlenen ve yukarıda alıntısı yapılan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının... tarih ve ... sayılı raporunda; ... Devlet Hastanesinde görev yapan ve davacıya tıbbi operasyonları gerçekleştiren Genel Cerrah Dr....'ın ortaya çıkan komplikasyonun yönetiminde ve uygun müdahalenin yapılmasında kusurlu olduğu belirtildiğinden davacının organ kaybına uğramasında hizmet kusurunun bulunduğu açıktır. Bu nedenle, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmakta olup davacının maddi tazminat isteminin değerlendirilmesi gerekirken Bölge İdare Mahkemesince olayda hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Diğer taraftan, dava konusu olayın oluş şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince, takdir edilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ıztırabı kısmen de olsa giderecek, idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak düzeyde olmadığı görülmektedir. Bu itibarla, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf isteminin maddi tazminat istemi yönünden kabulüne, manevi tazminat istemi yönünden kısmen reddine, kısmen kabulüne ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:...1 sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/10/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.