Başvuru, suçluluğa ilişkin karinelerden yararlanılarak ispat yükünün ters çevrilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, suçluluğa ilişkin karinelerden yararlanılarak ispat yükünün ters çevrilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/3/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Kars ilinde veteriner hekim olarak çalışırken işyerini 5/11/2012 tarihinde kapatmıştır. Başvurucunun ruhsatı da iptal edilmiştir. Anılan işyeri, kapatıldıktan sonra 7/2/2013 tarihinden itibaren veteriner hekim A.A. tarafından aynı amaçla -veteriner kliniği olarak- kullanılmaya başlanmıştır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri tarafından yapılan denetimde başvurucunun Ankara'da faaliyet gösteren bir ecza deposundan 21/1/2012 ve 19/7/2012 tarihli iki adet fatura ile 300 kutu izinsiz üretilen veteriner tıbbi ürünü satın aldığı tespit edilmiştir. Anılan bilgi, ilgililer hakkında işlem yapılmak üzere Kars Valiliğine 6/6/2013 tarihinde bildirilmiştir. Anılan yazı üzerineyapılan denetim sonunda tutulan 2/7/2013 tarihli tutanakta, başvurucunun iş yerini 5/11/2012 tarihinde kapattığı, sonrasında A.A isimli veteriner hekimin aynı adreste faaliyet göstermeye başladığı ve işyerinde ihbara konu ürüne rastlanmadığı belirtilmiştir. Kars Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü yetkililerince, bulundurulması yasak veteriner tıbbi ürünü bulundurduğu gerekçesiyle 11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun maddesine istinaden 5/9/2013 tarihinde başvurucuya 750 TL idari para cezası verilmiştir. İdari para cezasına ilişkin kararda, başvurucunun işyerinde cezaya konu ürünü sattığına veya bulundurduğuna dair bir delile yer verilmemiştir. Başvurucu; hakkındaki cezaya dayanak olan mevzuatta, anılan ürünün bulundurulmasının yasak olduğunun belirtildiğini, kapattığı veteriner kliniğinde bu ürüne rastlanmadığını ve bu ürünün satın alındığının tespit edilmesi üzerine hakkında idari para cezası verildiğini belirterek anılan cezaya itiraz etmiştir. Başvurucunun anılan cezaya karşı yaptığı itiraz, Kars Sulh Ceza Mahkemesinin 22/1/2014 tarihli ilamıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:"[İ]şyeri kapatılmadan önce ürünün satıldığına veya bulundurulduğuna dair tespit olmasa da, sonradan aynı yerde açılan işyerinde bu ürünlerin bulunduğunun tespit edilmesi, alınan ürün miktarının toplam 300 kutu oluşu göz önüne alındığında yasak ürünün satmak için bulundurulduğunun açık olduğu, bu haliyle idari para cezası karar tutanağının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, itirazın reddine [karar verildi.]"Anılan karar, itiraz üzerine Kars Asliye Ceza Mahkemesinin 17/2/2014 tarihli ilamıyla kesin olarak reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 20/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.Başvurucu 21/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 5996 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"b) Veteriner tıbbî ürünle ilgili onay alınmadan veteriner tıbbî ürünü ithal eden ve üretenlere otuzbin Türk Lirası, satan ve bulunduranlara yirmibin Türk Lirası idarî para cezası verilir..." 3/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:“(4) Mahkeme, başvuruda bulunan kişilere cevap dilekçesinin bir örneğini tebliğ eder; talep üzerine veya re'sen tarafları çağırarak belli bir gün ve saatte dinleyebilir. Dinleme için belirlenen günle tebligatın yapılacağı gün arasında en az bir haftalık zaman olmasına dikkat edilir. Dinleme sırasında taraflar veya avukatları hazır bulunur. Mazeretsiz olarak hazır bulunmama, yokluklarında karar verilmesine engel değildir. Bu husus, tebligat yazısında açıkça belirtilir. …(6) Dinlemede sırasıyla; hazır bulunan başvuru sahibi ve avukatı, ilgili kamu kurum ve kuruluşunun temsilcisi, varsa tanıklar dinlenir, bilirkişi raporu okunur, diğer deliller ortaya konulur.(7) Mahkeme, ilgilileri dinledikten ve bütün delilleri ortaya koyduktan sonra aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen ve hazır bulunan tarafa son sözünü sorar. Son söz hakkı, aleyhinde idarî yaptırım kararı verilen tarafın kanunî temsilcisi veya avukatı tarafından da kullanılabilir. Mahkeme son kararını hazır bulunan tarafların huzurunda açıklar…” B. Uluslararası Hukuk İlgili Sözleşme Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), suçluluk karineleri ve ispat yüküne ilişkin olarak ilkeler belirlemiştir. Buna göre ispat yükünün iddia makamından alınıp savunma makamına verilmesi hâlinde masumiyet karinesi ihlal edilebilir (Telfner/Avusturya, B. No: 33501/96, 20/3/2001, § 15). AİHM, Salabiaku/Fransa (B. No: 10519/83, 7/10/1988, §§ 24, 28, 29) başvurusunda, fiilî veya hukuki karinelerin her hukuk sisteminde bulunabileceğini belirttikten sonra ceza hukukundaki karinelerin belli koşulların oluşması durumunda kabul edilebileceğini ifade etmiştir. Mahkemeye göre fiilî veya hukuki karinelerin bulunduğu durumlarda suç isnadı altındaki kişiye bunun aksini ortaya koyma olanağının mutlaka tanınması ve kişinin savunma hakkının kısıtlanmaması gerekir. Bu karinelerin kabul edilebilirliği, ceza davasında risk altında bulunan menfaatle de doğrudan ilgilidir. Sözleşmeci devletler, ceza hukuku kapsamında karinelere başvururken dava konusunun önemi ile savunmanın hakları arasında adil bir denge kurmalıdırlar. Yararlanılan araçlar, ulaşılması gereken meşru amaçla orantılı olmalıdır (Janosevic/İsveç, 21/5/2003,B. No: 34619/97, § 101). Özet olarak AİHM; savunma hakkının kısıtlanmaması, suç isnadı altındaki kişilere karinelerin aksini ortaya koyma olanağının tanınması ve hâkimin sanığı şüpheden yararlandırmak konusunda mutlak takdir hakkının bulunması durumunda masumiyet karinesinin ihlal edilmiş sayılmayacağını ve kanun koyucuların bu tür hükümler ihdas etmesinin masumiyet karinesine aykırı olmayacağını belirtmektedir (Pham Hoang/Fransa, B. No: 13191/87, §§ 33, 36).