8. Hukuk Dairesi 2020/649 E. , 2020/2491 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkilinin iş yerinde haciz yapıldığını borçlunun eski kiracı olduğunu, ancak 2013 yılında kira sözleşmesinin feshedildi
**8. Hukuk Dairesi 2020/649 E. , 2020/2491 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkilinin iş yerinde haciz yapıldığını borçlunun eski kiracı olduğunu, ancak 2013 yılında kira sözleşmesinin feshedildiğini, borçlunun adresten ayrıldığını, mahcuzların müvekkiline ait olduğunu, haksız ve kötü niyetli olarak haciz işlemini yapan davalı alacaklı hakkında haczedilen mal değerinin % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili, haciz sırasında borçlu şirkete ait çeşitli ticari evrak ve belgeler bulunduğunu, her iki şirketin yetkilisinin ve ortağının ...olduğunun gizlendiğini, aynı konuda faaliyet gösterdikleri gerekçesiyle davanın reddini, davacı aleyhine % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, haciz sırasında borçlu şirket unvanının yeraldığı pek çok evrak bulunduğu, borçlu şirketin eski ortağının haciz mahallinde hazır olduğu ve üçüncü kişi şirketin şube müdürü olduğu, her iki şirketin aynı şirket olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Mahkemece üçüncü kişi ile borçlu arasında muvazaalı devir bulunduğundan bahisle üçüncü kişinin açtığı davanın reddine karar verilmiştir. 24.7.2015 tarihinde, borçluya 2012 yılında ödeme emri tebliğ edilen adreste haciz yapılmış ve hacizde borçlu adına güncel tarihli çok sayıda fatura ve evrak bulunmuştur. Bulunan evrakların alt kısmında ... Turizm... Ltd Şirketinin adının yazılı olduğu haciz zaptından anlaşılmaktadır. Üçüncü kişinin adının hacizde bulunan evraklarda yazılı olmasının yanında borçluya ait otel isminin kullanılıyor olması turizm sektöründe faaliyet gösteren ve önceki işletmenin müşteri çevresini kaybetmek istemeyen işletmeler için muvazaa ölçütü olarak kabul edilemez ve karineyi borçlu lehine işletmek için yeterli sayılmaz. Bu durumda İİK'nin 97/a maddesinde düzenlenen mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine olduğunun kabulü ile yasal karinenin aksinin davacı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Davalı alacaklı borçlu ile üçüncü kişi arasındaki muvazaa iddiasının ispatı için sicil kayıtları ve icra dosyasına dayanmış ise de, kayıtlar uyarınca borçlu ve üçüncü kişi aynı adreste beraber faaliyet göstermedikleri gibi, ortaklık bağı da bulunmamaktadır. Borçlu şirket, üçüncü kişi şirket ile 2010 yılında yaptığı kira sözleşmesini 03.08.2013 yılında feshederek haciz mahallinden ayrılmış, üçüncü kişi ise mülkiyeti kendisine ait olan yerde 04.06.2015 tarihinde şube açmıştır. Hacizde hazır bulunan borçlu şirketin eski ortağı ...2012 yılında borçlu şirketten ayrılmış , üçüncü kişinin haciz adresinde yeni açılan şubesine 2015 yılında müdür olarak atanmıştır. Borçlunun adresten ayrılmasından iki yıl sonra haciz adresinde üçüncü kişinin şube açmış olması ve borçlu şirketten ayrılan ortağın üç yıl sonra üçüncü kişi şirkette müdür olarak görev almış olması aynı sektörde çalışan firmalar arasında hayatın olağan akışına aykırılık oluşturmaz. Bu nedenle bildirilen deliller muvazaa iddiasının ispatı için yeterli ve güçlü delil teşkil etmezler ve mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir. O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nin 366 ve HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.