3. Hukuk Dairesi 2024/2748 E. , 2025/2203 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/815 E., 2024/1109 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2016/948 E., 2023/548 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı hastane vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri k…
**3. Hukuk Dairesi 2024/2748 E. , 2025/2203 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/815 E., 2024/1109 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2016/948 E., 2023/548 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı hastane vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan 28.800,00 TL maddi tazminat ile 75.500,00 TL manevi tazminatın karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davalı hastane vekilinin duruşma istemi ile davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktar itibariyle reddine karar vermek gerekmiştir. Dahili davacılar vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; kusma, baş dönmesi ve denge bozukluğu şikayeti nedeni ile yapılan muayene ve çekilen MR sonucunda, müvekkiline beyin sapı tümörü teşhisi konulduğunu, acilen ameliyat edilmesi, tümörün riskli bir bölgede bulunduğu bilgisinin yakınlarına verildiğini, bundan sonra tedavinin riskli ve kapsamlı olması da gözetilerek birden fazla hekim ile görüşülmesi sonucunda, ameliyatın davalı hastanede davalı hekim tarafından 28.800,00 TL bedelle gerçekleştirilmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, 14.09.2015 tarihinde yapılan ameliyat sonucunda, davacının durumunun iyi olduğu, ameliyatın başarılı geçtiği ve %95 oranında tümörün temizlendiği, %5' lik kısım yönünden ışın cerrahisi tedavisi ile temizleneceğini, parçanın temiz olduğu ancak patoloji sonucunun beklenmesi gerektiği hususunda davalı hekim tarafından müvekkilinin yakınlarının bilgilendirildiğini, 13.09.2015 - 21.09.2015 tarihleri arasında hastanede kalan müvekkilinin ameliyat öncesindeki şikayetlerinin devam ettiğini, durumun normal olduğu, şikayetlerin zamanla geçeceği bilgisi verildiğini, 10.10.2015 tarihinde müvekkilin kardeşinin arandığını, tümörün alınmadığı, başka bir doktora götürülmesi halinde durumun anlaşılacağına dair bilgi verilmesi üzerine, davalı hekim ile görüşüldüğünü, bu defa tümörün %25-%30 dokusunun çıkarıldığı bilgisinin verildiğini, şikayetlerin artması üzerine yeniden çektirilen MR neticesinde tümörün alınmadığının, çapının aynı olduğu, epikriz formu ameliyat notunda yer verilen bilginin gerçek olmadığı ve patolojiye gönderilen doku örneğinin sağlıklı beyin dokusuna ait olduğu, esasen tümöre hiç ulaşılamadığının anlaşıldığını, 17.11.2015 tarihinde dava dışı Yeditepe Üniversitesi Hastanesi'nde ikinci ameliyat için 84.500,00 TL ödendiğini, ameliyat sonucunda tümörün tamamının alındığını, patoloji raporu ile de iyi huylu olduğunun öğrenildiğini, davalı hekimin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğinden davalıların sorumlulukları bulunduğunu, süreç nedeniyle müvekkilinin bedenen ve ruhsal yönden çöküş yaşadığını ileri sürerek; oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 28.800,00 TL maddi, 400.000,00 TL manevi tazminatın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 15.06.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebinin ameliyat bedeline ilişkin olduğunu belirterek ikinci ameliyat bedeli de dahil edilerek maddi tazminat talebini 113.300,00 TL'ye artırılmıştır. Yargılama sırasında davacı vefat etmiş, mirasçıları davayı takip etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri; aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini, tedavi süreci ve sonucunun beklenilmediğini, kusur bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; doktorların hastalarını yaptıkları işlemlerle ilgili doğru bilgilendirme yükümlülüğünün bulunduğunu, bunun özen yükümlülüğü çerçevesinde değerlendirldiğini, ameliyat notları ve tanık beyanları dikkate alındığında vekilin/doktorun bilgilendirme yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiği hususunun davalılar tarafından ispatlanamadığı, bu hususun tıbbi bir eksiklik olduğu, buna göre özenle davranmak zorunda olan vekilin/doktorun en hafif kusurundan bile sorumlu olduğundan ödenen ameliyat parasının iadesinin gerektiği, davalı şirketin de adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu uyarınca sorumluluğu bulunduğu, ikinci ameliyat bedelinin tahsili talebinin ise ilk ameliyat nedeniyle davacının durumunun ağırlaştırmaması nedeniyle yerinde görülmediği; davacı müteveffanın ameliyat sonrasında sağlık durumu hakkında doğru bilgilendirilmemesinden ötürü huzursuz hissettiği ve mağdur olduğu, ayrıca yeniden ameliyat olmak zorunda kaldığı gerekçesiyle; maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 28.800,00 TL ameliyat bedelinin; manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 75.000,00 TL'nin 14.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu uyarınca, davalı doktorun, ameliyatta tümöre ulaşamadığı ve tümörü çıkaramadığı, bunun zaman zaman görülen bir durum olduğu ve bir kusur olarak değerlendirilemeyeceği, hastanın bu ameliyatta bir zarar da görmediğinin tespit edildiği, ameliyatın hastanın tedavisine bir etkisi olmadığı tespiti yapılmış olsa bile doktorun uyguladığı ameliyat sonrasına ilişkin hastasını bilgilendirmesi hususunda kusurunun bulunduğu, buna göre İlk Derece Mahkemesince maddi ve manevi tazminat talebi konusunda yapılan değerlendirmenin yerinde bulunduğu gerekçesiyle; taraf vekillerinin başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir gerekçe bulunmadığını, bilirkişi ek ve kök raporunda davalı doktorun edimini kötü ifa ettiğinin tespit edildiğini, epikriz formunun doğru bilgiyi içermediğini, bilirkişi raporunda, uygulanan ışın cerrahisinin uygun olmadığına dair ifadeye yer verildiğini, ikinci kez ameliyat nedeniyle zararın artmasına sebebiyet verildiğini, tedavinin tıp bilimine uygun olmadığını ve geciktirildiğini, bu kapsamda hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük kaldığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık; davalı özel hastane ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine özellikle dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında uygulanan tedavi bakımından davalı hastane ve doktora atfı kabil bir kusurun olmadığının ancak hasta ve yakınlarına gerekli bilginin verilmemesi ve tekrar ameliyat seçeneğinin sunulmamasının kusurlu davranış olduğunun tespit edilmiş olmasına, tedavinin geciktirildiğinin ispatlanamamasına ve 21.09.2015 tarihli ışın cerrahisi tedavisine ilişkin bilgilendirme ve onam formu içeriğine göre usul ve kanuna uygun olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının uygun bulunduğu anlaşılmakla, dahili davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekillerinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE, 2. Dahili davacılar vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.