11. Ceza Dairesi 2019/10511 E. , 2020/932 K. İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz Yazısının Tarihi- Sayısı : 30/05/2016 - 2019/109372 İtiraz Edilen Daire Kararı : Dairemizin 25.02.2015 tarihli 2013/2613 Esas ve 2015/22826 sayılı onama Kararı İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Ankara (Batı) Adliyesi 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2010 tarihli 2018/434 Esas ve 2010/44 sayılı Kararı İtiraza Konu Olan Sanık : ... Suç : Özel belgede sahtecilik Özel belgede sahtec…
**11. Ceza Dairesi 2019/10511 E. , 2020/932 K.** **"İçtihat Metni"** İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz Yazısının Tarihi- Sayısı : 30/05/2016 - 2019/109372 İtiraz Edilen Daire Kararı : Dairemizin 25.02.2015 tarihli 2013/2613 Esas ve 2015/22826 sayılı onama Kararı İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Ankara (Batı) Adliyesi 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2010 tarihli 2018/434 Esas ve 2010/44 sayılı Kararı İtiraza Konu Olan Sanık : ... Suç : Özel belgede sahtecilik Özel belgede sahtecilik suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda; Ankara Batı (Sincan) 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 02/02/2010 tarihli 2008/434 esas ve 2010/44 karar sayılı hükmün sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25/02/2015 tarihli 2013/2613 esas ve 2015/22826 karar sayılı “onama” kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık lehine itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilen dava dosyası ve ekleri yeniden incelenerek gereği görüşüldü: Sanığın şikayetçinin dairesini annesi Şadiye Toptepe için kiralamak üzere şikayetçi ile sözlü olarak anlaştığı, depozito ile bir aylık kirayı şikayetçiye teslim ettiği ve daireye yerleştiği, kira sözleşmesinin sözlü olarak oluşturulduğu ve ayrıca sanık ...’nin yazılı kira sözleşmesini de Levent Toytepe ismiyle müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla imzalayıp şikayetçiye vermek suretiyle taahhüt altına girdiği, yazılı kira sözleşme dışında da münferiden bir belge ile de bir borca kefil olmanın mümkün olduğu gözetildiğinde yazılı kira sözleşmesinin kiracı ve kiralayan tarafından imzalanmamasının sonuca etkili bulunmadığı, suça konu belge, imza atan yönünden borç ve hukuki sonuç doğurucu nitelik taşıdığından Dairemizin “onama” kararında bir isabetsizlik bulunmadığı bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı yerinde görülmediğinden KARARIN DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 6352 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 308/3. maddesi uyarınca itiraz konusunda karar verilmek üzere dosyanın YARGITAY CEZA GENEL KURULUNA gönderilmesine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabul edilmesi gerektiği görüşünde olan üye ...'un karşı oyu ile 05.02.2020 tarihinde oy çokluyla karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş ayrılığı, özel belgede sahtecilik suçunun maddi konusu olan “belge”nin oluşup oluşmadığına ve sahte isimle atılan kefil imzasının hukuki sonuç doğurup doğurmadığına ilişkindir. Somut olayda; Sanık, kiralık ilanı için verilen telefondan 06.03.2008 günü şikayetçiyi arayarak evi annesi için kiralamak istediğini ve evi görmek istediğini söylediğinde şikayetçinin anahtarın apartman yöneticisinde olduğunu ve bu kişinin yanına uğrarsa evi görebileceğini söylediği, bilahare 08.03.2008 günü buluştuklarında sözlü olarak anlaşarak kira bedelinin 300,00 TL olarak kararlaştırıldığı ve şikayetçinin kira sözleşmesi düzenlediği, bu sözleşmeye sanığın müteselsil kefil olarak sahte isimli imza attığı, şikayetçinin kiracı olan sanığın annesinin imzasını istediğinde ise sanığın annem hasta dediği, yanına gidelim dediğinde sanığın bunu kabul etmediği, bunun üzerine şikayetçinin evi kiraya vermekten vazgeçtiği, sanığın bu şekilde söz konusu evi annesi adına kiralayacağını söyleyip ve gerçek ismini gizleyerek sahte bir isimle kira sözleşmesini kefil sıfatı ile imzaladığı ve eylemini de bu şekilde kabul ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu kabule göre; kiracı ve kiralayanın imzası bulunmayan, kefil imzası sahte isimle atılmış ve tamamlanmamış bir kira sözleşmesi suçun konusudur. Bir belgenin sahtecilik suçunun maddi konusu olabilmesi için; 1-Yazılı olması, 2-Düzenleyenin belli olması, 3-Hukuki değer taşıması, gerekir. Bir diğer anlatımla “Belge”, hukuki hüküm ifade eden, bir hakkın doğmasına ve bir olayın ispatına yarayan yazı olarak da tanımlanabilir. Kira sözleşmeleri niteliği itibarıyla tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdir. Karşılıklı özgür iradelerin birleşmesi suretiyle sözlü veya yazılı olarak oluşur. Tarafları kiraya veren ile kiracıdır. Bu açıklamaya göre; somut olayda kiracı ve kiralayan imzaları olmadığı için düzenleyeni bulunmayan ve hukuki değer taşımayan, hükümsüz bir kira sözleşmesinin sahtecilik suçunun maddi konusu olan bir belge niteliğinde olmadığı izahtan varestedir. Sanığın müteselsil kefil olarak sahte imza ile belgeyi imzalamasının sahtecilik suçunun konusu olabilmesi için ise bu imzanın hukuki değer taşıması gerekir.Ancak, kefalet sözleşmesinin fer’iliği ilkesi gereğince, geçerli bir kefalet sözleşmesinin söz konusu olabilmesi için, öncelikle kira sözleşmesinin geçerli biçimde kurulmuş olması gerekir. Kira sözleşmesi baştan beri somut olayda olduğu gibi hükümsüzse, bu sözleşmeden doğan borçlar mevcut olmayacağı için, kefalet sözleşmesi de geçersiz olacaktır. Dolayısı ile sanığın sahte isim ile attığı kefil imzasının da hukuki bir değeri bulunmamaktadır. Anılan nedenlerle, özel belgede sahtecilik suçunun unsurları oluşmadığından, sanığın beraatine karar verilmesi yönünde itiraza gelen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının kabul edilmesi gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 05.02.2020 ... 11. Ceza Dairesi Üyesi