Başvuru, cezaevinde hükümlü bulunan başvurucuya ait sekreter altlığına el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, cezaevinde hükümlü bulunan başvurucuya ait sekreter altlığına el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 4/6/2014 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Bakanlığın görüşü başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1973 doğumlu olup Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevinde hükümlüdür. Başvurucunun cezaevi kantininden aldığı sekreter altlığını tamir ettirmek üzere ağaç işleri atölyesine götürmesi üzerine sekreter altlığına el konulmuştur. Başvurucunun müracaatı üzerine Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulunca 14/4/2014 tarihli kararla başvurucunun sekreter altlığının arka kısmına ek yaptığı, içinde yasak olan maddeler saklayabileceği ve kontrolünün de zor olduğu gerekçeleriyle hükümlüye verilmesinin uygun olmadığına; sekreter altlığının arkasına yapılmış olan ahşap ilavenin sökülmesi durumunda başvurucuya iade edilebileceğine karar verilmiştir. Başvurucu, bu karara karşı 28/4/2014 tarihinde Sincan İnfaz Hâkimliğine şikâyet başvurusunda bulunmuştur. Sincan İnfaz Hâkimliğince 5/5/2014 tarihli kararla şikâyetin reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, hükümlü hakkında yapılan uygulamanın ceza infaz kurumu kurallarına uygun olduğu ve mevzuata aykırı bir yönünün bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu, bu karara karşı 12/5/2014 tarihli dilekçe ile Sincan Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuştur. Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin 16/5/2014 tarihli kararıyla başvurucunun itirazı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek reddedilmiştir. Bu karar 26/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesi şöyledir:"(1) Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç maddeleri yönetmelikle düzenlenir." 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) maddesinin ilgili kısmı şöyledir: ".. Hükümlülerin kendilerini geliştirmeleri için gerekli görülen eğitim ve kültürel çalışmalarında kullanabilecekleri malzemeleri, koğuş, oda ve eklentiler dışında, idare tarafından uygun görülecek yerlerde ve denetim altında bulundurmasına ve kullanmasına kurum olanakları çerçevesinde izin verilebilir. ... Ceza infaz kurumu işyurdu yönetim kurulunca kantinde satışına karar verilen, bu Yönetmelikte sayılmayan ve kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyen eşyaların stok oluşturmayacak şekilde koğuş, oda ve eklentilerde bulundurulmasına izin verilebilir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesine Protokol'le eklenerek 1/6/2010 tarihinde yürürlüğe giren önemsiz zarar kriterine ilişkin içtihadında bu yeni kriterin, Sözleşme ve protokolleri ile güvence altına alınan hakların Avrupa düzeyinde hukuksal açıdan korunmasını sağlama yönündeki temel görevine yoğunlaşması için önemsiz başvuruları ivedilikle inceleme olanağı vermesi amacıyla oluşturulduğunu belirtmektedir (Stefanescu/Romanya [k.k.], B. No: 11774/04, 12/4/2011, § 35). "Deminimis non curat praetor" prensibine göre yeni kabul edilebilirlik şartı -bir hak ihlali ne denli gerçek olursa olsun- uluslararası bir mahkeme tarafından incelenmeyi gerektirecek asgari bir ağırlık düzeyine ulaşması gerektiği görüşüne dayanır (Korolev/Rusya (k.k.), B. No: 25551/05, 1/7/2010). Bu kriterin incelenmesinde ihlal edildiği iddia edilen hakkın mahiyetini, ihlal iddiasının ciddiyeti ve/veya ihlalin başvuranın kişisel durumu üzerinde oluşturacağı olası sonuçlarını da gözönünde bulundurmak gerekir (Giusti/İtalya, B. No: 13175/03, 18/10/2011, § 34). AİHM, söz konusu kriteri uygularken Sözleşme ve protokollerinin güvence altına aldığı insan haklarına saygının başvurunun esastan incelenmesini gerektirip gerektirmediği hususunu da incelemektedir. Bu kapsamda AİHM, önem kriteri getirilmeden önce deönüne gelmiş olan Sözleşme ile ilgili hususta açık ve çokça uygulanmış olan bir içtihadın bulunması durumunda bu incelemenin yapılmasının gerekli olmadığına hükmettiğini (Van Houten/Hollanda (kayıttan düşürme), B. No: 25149/03, 29/9/2005, §§ 33-38; Kavak/Türkiye (k.k.), B. No: 34719/04 ve 37472/05, 19/5/2009) hatırlatarak Mahkeme içtihatlarını genişletebilecek veya bunlara katkı sağlayabilecek nitelikteolmayan başvuruları incelememektedir (Tayfun Görgün/Türkiye (k.k.), B. No: 42978/06, 16/9/2014).