T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1429 KARAR NO : 2026/278 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.05.2023 NUMARASI : 2022/300 E. - 2023/333 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 19.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.02.2026 İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.05.2023 tarih 2022/300 E. - 2023/333 K. sayılı kararın Dair…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1429 KARAR NO : 2026/278 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.05.2023 NUMARASI : 2022/300 E. - 2023/333 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 19.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.02.2026 İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.05.2023 tarih 2022/300 E. - 2023/333 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 21.09.2020 tarihinde davalı sigorta şirketince ZMMS ve İMMS poliçeleriyle sigortalanan, davalı ....A.Ş.'ye ait ve .... iradesindeki ..... plakalı aracın, müvekkili ....'e ait ve onun sevk iradesindeki .... yabancı plakalı araca çarparak aracın arka tampon ve arka kaput kısımlarında maddi hasarın oluşmasına sebebiyet verdiğini, müvekkiline ait araçta kaza neticesi oluşan hasar miktarı ve aracın rayiç değeri dikkate alındığında aracın total pert olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, aracın tamir masrafının Almanya’da bulunan .....Servis Merkezi tarafından düzenlenen 21.12.2020 tarihli fiyat teklifi ile KDV dahil 4.249,07 EUR olarak tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine yapılan hasar başvurusu üzerine 06.01.2022 tarihinde 2.014,00TL tutarında kısmi ödeme yapmış olup ödeme tarihi itibari ile TCMB Efektif Satış Kur oranı (15.1636) dikkate alındığında kısmi ödeme tutarı olan 132,82 Euro'nun mahsubuyla 3.947,18 EUR bakiye hasarın ve ekspertiz ücreti 859,03 Euro'nun davalı işletenden kaza tarihi olan 21.09.2020'den itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı TL olarak, davalı sigorta şirketi bakımından (ZMMS sigortası sıfatıyla poliçe teminatı ile sınırlı olmak kaydıyla ve ZMMS poliçe teminat liminiti aşan kısmıyla genişletilmiş kasko İMMS poliçe teminatı dikkate alınarak) 20.11.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. CEVAP : Davalı sigorta şirketi vekili, müvekkili sigorta şirketi tarafından davacı yana maddi hasar talebine yönelik bütün ödemelerin gerçekleştirilmiş olup haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ikame edilen işbu davanın reddi gerektiğini, davacı-tarafça ikame edilen davada müvekkil-davalı şirketin her hangi bir kusuru olmaması nedeniyle sorumluluğu bulunmadığını, orijinal parça ve iskonto taleplerinin reddine karar verilmesini, söz konusu aracın perte çıkmasının mümkün olmadığını, davacı taraf yine Almanya şartlarına göre bir hasar miktarı talep etmekte olduğundan Almanya piyasa koşulları çerçevesinde aracın total pert şekilde işlem gördüğünü iddia etmekteyse de, Türkiye'de gerçekleştiğinden dava konusu olaya Almanya koşulları içerisinde bakılması ve değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı .... Şirketi vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirketin ikametgahının Antalya olduğunu, davanın HMK m.6 gereğince yetkili Antalya İş Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davacı kanun hükümlerine aykırı olarak diğer davalının bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesi olan yetkisiz mahkemede davayı açtığını, Kanunun lafzından anlaşılacağı üzere sigortacının merkez veya şubesinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili olmasına karşın kanun hükmünde bölge müdürlüklerinin sayılmadığını, davaya konu kazaya karışan.... plakalı araç, 01.02.2022 tarihinde dava dışı ....'a zimmetlendiğini, dava dışı ..., müvekkili şirkette şoför pozisyonunda çalıştığını, aracın pert olduğuna dair haricen alınan bilirkişi raporu hükme esas alınamayacağını, zararın olayın gerçekleştiği yerdeki değer üzerinden hesaplanması gerektiğini, davaya konu aracın yurt dışında kaskosunun olup olmadığı araştırılmasının gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın oluşunda .... plaka sayılı araç sürücüsü ...'un davacı sürücü idaresindeki araca arkadan çarparak kazasının meydana gelmesinde etken olduğu, .....plaka sayılı araç sürücüsü .....'in ise kusurunun bulunmadığını, aldırılan eksper uzman raporunda 2.000,00-EUR tespit edilen değer kaybının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından 16.01.2022 tarihinde yapılan 2.014,00 TL ödeme karşılığı 132,82 EUR düşüldüğünde, bakiye zararın 1.867,18 EUR olduğu gerekçesiyle açılan davanın kısmen kabulü ile 1.867,18-EUR maddi tazminatın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının, davalı sigorta şirketi bakımından ZMMS sigortası poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile poliçenin limiti aşan kısmı yönünden genişletilmiş kasko İMMS poliçe limiti dahilinde 16/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine, 857,03-EUR ekspertiz ücretinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının yargılama giderlerine dahil edilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ :Davacı vekili, davalı işleten .... AŞ nin hümolunan tazminata ilişkin kaza tarihinden itibaren faiz sorumluluğu olduğunu, davacıya ait ... marka, model yılı ..., alt modeli ...., motor gücü ... kW ve kilometre durumu 206.935 km araç için düzenlenen 17.02.2022 tarihli uzman ekspertiz raporunda araç rayiç değeri 5.300,00-EUR olarak tespit edildiğini, aracın kaza tarihinde 15 yaşında olup bilirkişi raporunun hazırlandığı tarihte 17 yaşına geldiğini, müvekkile ait araçla aynı nitelikte ve fakat 15 yaşındaki araçları üzerinden bir değerlendirme yapılması gerekirken, 17 yaşındaki araçlara ait satış ilanlarının emsal olarak kabul edildiğini, Alman bilirkişi raporunda aracın rayiç eğerinin 5.300,00 EUR olarak belirlendiği yönündeki tespitte açıkça, önceki veya eski hasarların dikkate alındığı belirtilmesine karşın, bilirkişi raporunda bu hasarlar nedeniyle mükerrer indirim yapıldığını, bilirkişi raporunda araç hurda değerine dair yapılan tespitin de kaza tarihine göre yapılması gerektiğini, araç rayiç değeri gibi hurda değeri tespitinin de kaza tarihi olan 21.09.2020 tarihi itibari ile yapılması gerektiğini, mahkemece müvekkilce yurt dışında sarf edilen 857,03 EUR ekspertiz giderinin yargılama giderlerine dahil edilmişse de, bu bedelin TL'na çevrilerek yargılama gideri sayılmasının doğru olmadığını belirtmiştir. Davalı sigorta vekili, Anayasa Mahkemesi iptal kararında trafik sigortası genel şartlarını ortadan kaldırılmadığından, davada ZMMS Genel Şartları dikkate alınarak yargılama yapılması gerektiğini, zira trafik kazasının AYM’nin iptal kararından önceki bir tarihte gerçekleştiğini, Aym'nin 153/5 maddesi gereğince de Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini, davacı tarafa maddi hasarın ödendiğini ve borcun sona erdiğini, davacı aracının kaza nedeniyle oluşan hasarın onarımından sonra işçilik ve parça bedelleri ödenerek aracın kullanıma hazır hale getirildiğini, başka bir fatura/onarım belgesi dahi olmadan, afaki rakama dayalı olarak hazırlanan eksper raporlarının kabul edilemeyeceğini, kusur oranının da Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu'ndan alınan rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, ekspertiz raporu makul giderler kapsamında bulunmadığını, davacının aracın trafikteki tescil kaydını sildirip sildirmediği tespit edilerek, sildirmiş ise uzman bilirkişi marifetiyle aracın sovtajı belirlenerek ikinci el değerinden düşülerek ve ödemeler de mahsup edilerek davacının zararı belirlenmesi, aracın kaydı sicilden silinmemişse tamir bedeli belirlenip bu bedele hükmedilmesi gerektiğini, bu kapsamda Yargıtay uygulamasına uygun olarak yeniden hesaplama yapılması gerektiğini belirtmiştir. Davalı .... Şti vekili, davalı sigorta şirketinin bölge müdürlüğü bulunan ancak şubesi bulunmayan İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılmasının kanun hükmüne aykırı olup, İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkisizliğine karar verilerek dosyanın müvekkili şirket merkezinin bulunduğu Antalya Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, davacının somut bir zararı bulunmamakta olup aracın total pert işlemine tabi tutulduğu ispatlanmadığını, aracın kaza sonrasında değerini %70 ve üzeri oranda kaybetmesi halinde pert olacağını, pert kaldının aracın plakasına işleneceğini, akabinde aracın buna göre işlem göreceğini, kazanın akabinde yurt dışına götürülerek pert olduğu iddia edilen araçların trafik tescil kaydının silinip silinmediğinin araştırılması gerektiğini, davacı aracınının trafikteki tescil kaydını sildirip sildirmediği tespit edilerek, sildirmiş ise uzman bilirkişi marifetiyle aracın sovtajı belirlenerek ikinci el değerinden düşülerek ve ödemeler de mahsup edilerek davacının zararı belirlenmesi gerektiğini, aracın pert işlemine tabi tutulduğuna ilişkin bir kayıt ve yahut yazılı delil bulunmadığını, bunun mahkeme tarafından da araştırılmadığını, aracın resmi olarak pert işlemine tabi tutulmadığı durumda, aracın Türkiye'deki onarım bedelinin 2.014,00 TL olduğu da göz önüne alınırsa, aracın üzerinde herhangi bir pert kaydı bulunmadığından araç Türkiye'de çok daha düşük bedellere onarılıp Almanya rayiç değerinden satışa çıkarılma ihtimali bulunduğunu, davacının aracın total pert işlemine tabi tutulduğuna ve kendisine yalnızca sovtaj bedelinin ödendiğine ilişkin bir belge sunmadığını, yalnızca eksper raporu, aracın resmi olarak pert işlemine tabi tutulduğunu ve davacının zarar etmiş olduğunu ispatlamadığını, haksız fiilden doğan borçların haksız fiilin gerçekleştiği yer hukukuna tabi olması sebebiyle aracın hasar bedelinin Türkiye piyasa koşullarına göre belirlenmesi gerektiğini, kaza akabinde hasara ilişkin ekspertiz raporu alınarak Türkiye koşullarına göre hasar bedeli belirlendiğini ve davacıya hasar ödemesi yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda itirazlarının değerlendirilmediğini, ek rapor taleplerinin reddedildiğini, hasarlı aracın ne durumda olduğunun bilinmediğini, aracın Türkiye'de ve yahut başka bir yerde raporda tespit edilenden çok daha az bedelle tamir edilmiş olma olasılığı bulunduğunu, raporun denetime elverişli ve hukuka uygun olabilmesi için araç üzerinde keşif yapılarak araçtaki hasarın ve onarım bedelinin tespit edilmesi gerektiğini, yargılama giderlerine dahil edilen ekspertiz ücretinin makul giderlerden sayılamayacağını, davaya konu aracın pert olduğuna ilişkin yazılı bir delil bulunmamasına rağmen pert olduğunun kabul edildiği ve mevzuata aykırı olarak yabancı piyasa koşullarına göre hasar bedeli hesaplandığı, borcun ifa edilmiş olması nedenleriyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazasında hasarlanan davacıya ait Alman plakalı araçta meydana gelen hasar bedelinin ZMMS ve İMMS poliçeleri kapsamında tazmini istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, davacı, yurt dışında ikamet etmekte olup, yabancı plakalı aracıyla Türkiye'ye geldiğinde kazaya karıştığı, kazadan sonra ikamet ettiği ülkeye giderek aracın hasar bedelini, rayiç değerini ve sovtaj bedelini tespit ettirmiştir. Davacının Almanya'dan aldırdığı bilirkişi raporunda araçtaki hasar bedelinin 5.725,15 EUR olduğu, araç rayiç değerinin 5.300,00 EUR olduğu hurda değerinin ise 1.220,00 EUR olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda araç rayiç değerinin 3.750,00 EUR olduğu, sovtaj değerinin 1.750,00 EUR olduğu tespit edilmiş ve aracın total pert olduğu kabul edilerek rayiç değerden sovtaj değeri düşülerek zarar hesaplanmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD'sinin 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K. ) Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. (Yargıtay 17.HD'sinin 2019/1797 E-2020/8207 K sayılı kararı) Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı, davacının aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamayacağı, aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olduğu, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay HGK'nun 24.06.2015 tarih ve 2014/17-28 E - 2015/1745 K.) 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 17. HD'nin 17.05.2018 tarih ve 2015/8003 E. - 2018/5155 K.) Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Yabancı plakalı araçların hasar tazminat talepleri yönünden aracın pert değerlendirilmesi yapılsa dahi, aracın onarım bedeli, aracın satın alındığı ülke rayicindeki piyasa değeri ile karşılaştırılması bakımından önem arz etmektedir. Şöyle ki; eğer aracın satın alındığı ülke rayicindeki piyasa değeri, onarım giderinden fazla ise davacı yalnız onarım giderini, onarım giderinden az ise, aracın olay gününde satın alındığı ülkedeki sürüm değerini davalıdan isteyebilir. Bu durumda mahkemece, aracın Türkiye'deki tamir bedeli, olay tarihinde kayıtlı olduğu ülkedeki ikinci el piyasa rayiç değeri ile karşılaştırılarak hangisi az ise o miktara hükmedilmesi gerekir. (Yargıtay 4. HD'nin 31.02.2012 tarih ve 2021/26157 E. 2022/1048 K.) Somut olayda, davacı hasarlı aracı gümrüğe terk etmemiş, ikamet ettiği ülkeye götürmüştür. Davacı aracını gümrüğe terk etmiş olsaydı, yurtdışı ikinci el değeri ile Türkiye'deki tamir masrafı belirlenerek bu iki tutar karşılaştırılıp hangisi az ise o değer üzerinden hüküm kurulması gerekirdi. Araç Almanya'ya götürüldüğünden, öncelikle davacının aracın trafikteki tescil kaydını sildirip sildirmediği tespit edilerek, sildirmiş ise aracın sovtaj bedeli ikinci el değerinden düşülerek ve ödemeler de mahsup edilerek davacının zararının belirlenmesi; aracın kaydı sicilden silinmemişse, kazanılmış haklar korunarak Almanya'daki tamir bedeline hükmedilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 08.03.2016 tarih ve 2014/6873 E. - 2016/2916 K ). Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda davacıya ait aracın pert total değerlendirilmesine tabi tutulduğu ve aracın Almayan ülkesindeki piyasa rayiç değerinin onarım giderinden fazla olduğu, aracın davacı tarafından Almanya ülkesine götrüldüğü ve davacının aracın pert bedelini mahsup etmek suretiyle zarar talebinde bulunduğunun anlaşılması karşısında; hasara ilişkin yapılan hesaplama tazminat sorumlularının lehine olduğundan bu husus istinaf kanun yoluna başvuran davalıların sıfatına göre sonuca etkili değildir. Ekspertiz gideri yargılama giderlerinden olup yargılama giderlerine eklenerek davanın kabul ve red oranına göre karar verilmesi gerekir.( Yargıtay 17. HD'nın 21.10.2019 tarih ve 2017/1822 E.-2019/9723 K) Davacı tarafça Almanya'da yapılan ekspertiz masrafının karar tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının yargılama giderine eklenerek davanın kabul red oranına göre taraflar arasında paylaştırılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. HD'nın 05.03.2015 tarih ve 2014/24135 E.-2015/3870 K., 22.12.2014 tarih ve 2014/21991 E. 2014/19194 K.) Dolayısıyla bu yöndeki davacı vekilinin istinaf itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. İstikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir. (Yargıtay 11.HD'nin 12/05/2022 tarih ve 2020/6387 E. - 2022/3774 K. ) Esasen, haksız eylem nedeniyle meydana gelen zararda ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüt oluşmuş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Davacı vekilince, dava dilekçesinde davalı işleten açısından açıkça kaza tarihinden itibaren faiz talep edilmesine karşın, mahkemece davalı işletenin de diğer davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulmasında isabet görülmemiş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmüştür. Diğer taraftan, davacı vekilince bilirkişi raporunda emsal alınan araç fiyatlarının kaza tarihi itibarıyla tespit edilmediği belirtilmiş ise de, söz konusu bedellerin bizzat davacı tarafça sunulan ekspertiz raporundan alınmış olduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.b maddesi uyarınca kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde davalılara yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin toplam tazminatın, dava değerinin limite oranı dahilinde hüküm altına alınması gerekir. (Yargıtay 17.HD'nin 14.06.2017 tarih ve 2016/12075 E. - 2017/5498 K.) Bu itibarla, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bakiye poliçe limitiyle sınırlı olup, bakiye poliçe limitinin ZMMS ve İMMS bakımından hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesi gerektiği halde bunun yapılmamış olmasının hükmün infazında tereddüte neden olacağı, ancak iş bu hususun da yeniden yargılamayı gerektirmediği değerlendirilmekle HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı sigorta vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ..... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekili ile davalı sigorta vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.05.2023 tarih 2022/300 E. - 2023/333 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 1.867,18 Euro'nun davalı işleten... ..AŞ'den kaza tarihi olan 21.09.2020 tarihinden itibaren; davalı sigorta şirketinin ise bakiye ZMMS poliçe limiti olan 38.986,00 TL ile ile sınırlı olmak kaydıyla ve bakiye ZMMS poliçe limitini aşan kısım yönünden ise aynı davalının genişletilmiş kasko İMMS poliçe limiti olan 50.000 TL ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 16/01/2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre uygulanacak değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden TL karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Davacının ekspertiz gideri olan 857,03 Euro'nun karar tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden TL karşılığının yargılama gideri içerisinde değerlendirilmesine, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.054,78-TL harçtan peşin alınan 1.085,64-TL harcın mahsubu ile bakiye 969,14-TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2.maddesi gereğince hesap ve takdir edilen 30.071,68-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2.maddesi gereğince hesap ve takdir edilen 30.071,68-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken ve müteselsilen verilmesine, Davacı tarafça yapılan 1.166,34-TL başvurma ve peşin harç, 1 KEP gideri 0,75-TL, 10 tebligat gideri 150,50-TL, 2 bilirkişi ücreti 1.400,00-TL, 857,03-EUR ekspertiz ücreti karşılığı 13.806,75-TL olmak üzere toplam 16.524,34-TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü nazara alınarak 7.818,92-TL'lik kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı .....A.Ş tarafından 5 tebligat gideri 57,00-TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü nazara alınarak 30,02-TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalı .....A.Ş 'ne verilmesine, bakiyesinin davalı.....A.Ş üzerinde bırakılmasına, 7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 1.360,00-TL arabulucu ücretinden 643.52-TL'sinden davalının, 716.48-TL'sinden davacının sorumlu tutulmak kaydı ile davacı ve davalıların müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, Taraflar tarafından yatırılan gider avansından arta kalan bulunması halinde karar kesinleştiğinde ilgili taraflara iadesine, 4-Davalı ..... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 2.054,78 TL'den peşin alınan 1.400,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 654,78 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yoluna başvuran davacı ile davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, 6-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı .....A.Ş. tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 60,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 798,00 TL giderin takdiren 399,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan bir gider bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. .