Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 23/3/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde, yargılama sürecindeki dava dosyalarında ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerde yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1982 doğumlu olan başvurucu, 17/4/2016 tarihinden itibaren Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı (Kurum) bünyesinde Bingöl satış trafik şefi olarak çalışmakta iken Bingöl Valiliği İl Olağanüstü Hâl (OHAL) Bürosunun 22/11/2016 tarihli yazısına istinaden 7/2/2017 tarihinde Kurum tarafından başvurucunun iş akdi feshedilmiştir. OHAL Bürosunun 22/11/2016 tarihli yazısında, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına (Ulaştırma Bakanlığı) bağlı veya ilgili kurumlarda görev yapan personellerden Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) veya PKK/KCK'ya mensubiyeti, bu örgütlerle iltisakı veya irtibatı olduğu değerlendirilen kişilere ait bilgilerin liste hâlinde gönderildiği belirtilmiştir. Bu kapsamda ekli listede başvurucu ile ilgili olarak şu ifadelere yer verilmiştir:"FETÖ/PDY'ye müzahir Bank Asya'da hesap kaydı bulunmaktadır. 2014 yılında mevduat hesabını arttırdığı, FETÖ/PDY güdümünde faaliyetlerde bulunduğu değerlendirilmektedir." Başvurucu; feshin geçersizliğinin tespiti, işe iadesi ile haksız fesihten kaynaklanan tazminat ve hakettiği ücretlerinin ödenmesine karar verilmesi taleplerini ileri sürerek işveren aleyhine 13/3/2017 tarihinde işe iade davası açmıştır. Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesi(Mahkeme-iş mahkemesi sıfatıyla) tarafından kabul edilen dava dilekçesinde başvurucu feshin usul ve yasaya aykırı olduğunu, savunması alınmadan ve somut bir sebebe dayanılmadan iş akdinin feshedildiğini, fesih bildiriminde hangi sebebe istinaden sözleşmenin feshedildiği bilgisinin verilmediğini, herhangi bir örgüt ile irtibatının yahut iltisakının olmadığını ileri sürmüştür. Davalı Kurum; sunduğu 18/4/2017 tarihli cevap dilekçesinde 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsünün akabinde FETÖ/PDY üyeliği, mensubiyeti veya bu örgütle iltisakı yahut irtibatı olduğu değerlendirilen, ülke güvenliği ve değerlerine karşı tutum ve davranışlar içinde olan, görev yaptıkları dönemde kendisinden yeterli verim alınamayan, performansı beklentilerin altında kalan kişilerin önce genel müdürlük emrine alındığını, ardından görevlerine son verildiğini, başvurucunun iş akdinin de bu kapsamda haklı nedenle ve usulüne uygun olarak feshedildiğini, feshin son çare olarak kullanıldığını ifade etmiştir. Başvurucu; cevaba cevap dilekçesinde, hakkında soruşturma dahi olmadığı hâlde işveren tarafından FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu kanısına nasıl varıldığının fesih bildiriminden anlaşılmadığını ve savunmasının alınmadığını, feshin geçerli yahut haklı bir nedene dayanmadığını ileri sürmüştür. Mahkeme, işveren Kuruma, OHAL Bürosuna, Ulaştırma Bakanlığına, Jandarma Komutanlığına, İl Emniyet Müdürlüğüne, Millî İstihbarat Teşkilatına, Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazarak başvurucu hakkında özellikle örgüt ile irtibat yahut iltisakına ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesini talep etmiş; çeşitli tarihlerde duruşma açarak tarafların iddia ve itirazlarını dinlemiştir. Gelen müzekkere cevaplarında başvurucu hakkında herhangi bir soruşturma yahut kovuşturma kaydının olmadığı bilgisi iletilmiştir. Başvurucu 1/8/2018 tarihli beyan dilekçesinde, OHAL Bürosundan gelen cevabi yazıda hakkında hiçbir bilgi/belge yer almadığını belirtmiş; Bank Asya hesabına ilişkin olarak ise hesabı 2009 yılında açtığını, işveren Kurumun çalışanlarının maaşını Yapı Kredi Bankası üzerinden ödediğini ancak söz konusu Bankanın Bingöl’de şubesi olmadığını, muhafazakâr bir aile yapısı olduğu için faizsiz çalıştığını öğrendiği Bank Asyada hesap açtığını, Bank Asya hesabına aktarmak suretiyle maaşını aldığını beyan etmiştir. Hesabı açtığı dönemde Bankanın kime ait olduğunu, FETÖ/PDY ile bağlantısını bilmediğini ifade eden başvurucu; bu durumu darbe girişiminden sonra öğrendiğini, hesabı sadece maaşını almak için kullandığını, hesap hareketleri incelendiğinde rutin bankacılık hareketleri haricinde bir işleminin olmadığının görüleceğini belirtmiştir. Bunun dışında sadece iki defa yüksek para girişi yaptığını ifade eden başvurucu, bunlardan ilkini İstanbul’da çalıştığı dönemde biriktirdiği parasını Bingöl’de kullanabilmek için Bank Asyadaki hesabına toplu olarak yatırması ve kullanamayacağı diğer hesabı kapatması şeklinde gerçekleştiğini, diğerinin ise evlenmeden önce düğün hazırlığı için yatırdığı para olduğunu beyan etmiştir. Herhangi bir örgüt ile bağlantısının olmadığını, bu kapsamda hakkında bir soruşturma yahut kovuşturma da bulunmadığını belirterek feshin usul ve yasaya aykırı olarak yapıldığını ileri sürmüştür. Mahkeme 25/4/2019 tarihli karar ile davanın reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Tüm bu açıklanan nedenler ve 673 s. KHK Maddesi gereğince yapılan feshin geçerli nedene dayandığı ve ilgili KHK maddesi gereğince davacının işe iadesinin yasal olarak da mümkün olmadığı, davacının iş akdinin anılan yasal düzenlemeler kapsamında gerçekleştirilmiş olmakla feshin haklı değil geçerli nedenlerle gerçekleştirilmiş sayılacağının kabulü gerektiğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir." Başvurucu, yargılama sürecinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmek suretiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 13/2/2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Somut uyuşmazlıkta davalı taraf savunmasında; davacı hakkında Bingöl Valiliği Olağanüstü Hal Bürosunun değerlendirmesinin Ulaştırma ve Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının 2016 tarih ve 90159 sayılı yazısı gereği yapılan inceleme sonucunda davacı işçinin iş sözleşmesinin feshedildiğini belirtmiştir. Dosya içerisine alınan belgelere göre, davacının terör örgütü ile irtibat veya iltisakına ilişkin Bingöl Valiliği İl Güvenlik İşleri Bürosunca bir kısım tespitlerde bulunulmuş, bu tespitler davalı işverenliğe bildirilmiştir. Davalı işveren bakımından şüphe feshinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durmak gerekecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere burada çalışanın cezai sorumluluğunun olup olmamasından öte, fesih tarihi itibariyle iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğun ortadan kalkıp kalmadığının incelenmesidir. Yani inceleme hukuk yargılaması kapsamında yapılan bir inceleme çerçevesinde kalacak olup, ceza yargılaması ilkeleri açısından bir değerlendirme içermemektedir. İşverenin işçisi hakkında ileri sürülen iddiaların kapsamı dikkate alındığında elindeki imkanlar kapsamında yapabilecek olup da yapmadığı araştırma söz konusu değildir.Tüm bu tespitler ışığında, işverene verilen bilginin niteliği, taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği ve işverenden iş akdinin devamının beklenemeyecek derecede şüphe meydana geldiğinin kabulü gerekeceği, bu haliyle somut olayda işveren feshinin işe iade davası bakımından en azından geçerli nedene dayandığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmemiş olup istinaf taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir." Nihai karar 24/2/2020 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 23/3/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2007 tarihli ve E.2007/16878, K.2007/30923 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davalı işveren, davacının geçmişten gelen sabıkası ve özellikle yasadışı örgütle bağlantısı nedeni ile güvenlik önlemi olarak iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu fesih Alman Hukukunda ve Alman Federal Mahkemelerinde şüphe feshi olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Davacının geçmişte yasadışı örgüt üysi olması, davacının görev yaptığı bölgede terör olaylarının artması ve demiryolu ulaşımının da hedefte bulunması, davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu anlamına gelmektedir. Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedenle yapıldığı kabul edilmelidir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır. ..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/10/2018 tarihli ve E.2018/10430, K.2018/20956 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirme yapılacak olursa, somut olayda davacının iş sözleşmesinin feshi ile ilgili yasal dayanakların 4857 sayılı İş Kanunu ile birlikte Bakanlar Kurulu kararı ile ülke genelinde ilan edilen Olağanüstü Hal kapsamında çıkartılan kanun hükmünde kararnameler olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Söz konusu kararnamelerin iş sözleşmesi ile çalışan işçilere yönelik hükümleri incelendiğinde, gerek 667 sayılı KHK’nin maddesi gerekse 673 sayılı KHK’nin maddesinde bu kanun hükmünde kararnameler kapsamında iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir daha yeniden doğrudan veya dolaylı olarak eski işinde veya benzer işlerde görevlendirilemeyecekleri, bunların işe iadesinin mümkün olmadığı şeklinde emredici nitelikte düzenlemelerin yer aldığı görülecektir. Bu yasal düzenlemelerin nitelik itibariyle, kamu düzenine ilişkin ve açıkça emredici nitelikte olduğu değerlendirildiğinde, açılacak davalarda taraflarca hazırlama ilkesine üstünlük tanınamayacağı göz önüne alınmalıdır. Bu itibarla, ilgili kanun hükmünde kararnameler kapsamındaki fesihlere ilişkin olarak açılan işe iade davalarında, taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir.Buna göre görülmekte olan davada, sözleşmenin feshine dayanak bilgi ve belgelerin mahkemece resen araştırılması gerekmekte ise de, dosyada sadece Erzurum Cumhuriyet Baş Savcılığına davacı hakkında soruşturma veya kovuşturma olup olmadığı yönünde yazılan yazı cevabi ile yetinildiği , bu yönde başkaca bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı bankadan sorularak; bunun yanında resen araştırma ilkesi kapsamında davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumu’ndan getirtilmeli, varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asya nezdinde açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının davasının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/10/2018 tarihli ve E.2018/11972, K.2018/22382 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davacının ... sözleşmesinin feshinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin maddesi doğrultusunda davalı işverence oluşturulan komisyon kararıyla davalı kurum tarafından gerçekleştirilmiştir.Davacı işçi 4857 sayılı ... Kanunu hükümleri çerçevesinde çalışmış olmakla ... sözleşmesinin 2016 tarihindeki feshinde ... Kanunu'nun ve devamı maddeleri hükümleri uygulanmalıdır.Somut olayda davacının ... akdinin feshine neden olan bilgi ve belge işverence ibraz edilememiştir. Davacının ... akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı Kurumdan araştırılmalı; ayrıca davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asyaya açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/3/2018 tarihli ve E.2018/464, K.2018/6086 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Somut olayda; davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin hiçbir belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesi tarafından şüpheyi haklı kılacak güçte somut delillerin bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında Mahkemece öncelikle yapılacak iş; davacının banka kayıtları getirtilerek özellikle adı geçen Bank Asya da hesabının hangi tarihler arasında açık olduğu, bankaya toplu para yatırma ve çekme işlemlerinin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise hangi tarihler arasında hangi sebeplerle yapıldığına ilişkin bilgi ve belgelerin toplanması, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve istihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi teknolojileri Kurumundan davacının hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili işlem yapılıp yapılmadığının emniyet veya diğer güvenlik güçlerinden sorularak gelen yazı cevaplarının dosyaya getirtilmesi gerektiği gibi, ayrıca, davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayalı olup olmadığına dair denetime elverişli tüm delillerin de araştırılarak toplanması gerekmektedir. Feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması için belirtilen yönlerden gerekli araştırmaya gidilmeli ve toplanacak deliller dosya içeriği ile yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir."