DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2023 E. , 2024/365 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2023 Karar No : 2024/365 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Odası VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... İdaresi Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 21/12/2022 tarih ve E:2020/433, K:2022/11716 sayılı kararının karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu is
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2023 E. , 2024/365 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2023 Karar No : 2024/365 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Odası VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... İdaresi Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 21/12/2022 tarih ve E:2020/433, K:2022/11716 sayılı kararının karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bursa ili, Osmangazi ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak ... tarih ve ... sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 21/12/2022 tarih ve E:2020/433, K:2022/11716 sayılı kararıyla; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 1. maddesi, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 9. maddesinin 2. fıkrası, Ek-3. maddesi, 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halindeki "nazım imar planı" ve "uygulama imar planı" tanımları, 6. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan hali, 8. maddesi, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 9. maddesi, 21. maddesinin 10. fıkrası, 24. maddesinin 9. fıkrası, 26. maddesi ile Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendine yer verilerek, Dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği yönünden; - Dava konusu parsellerin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “kentsel yerleşme alanları” olarak tanımlandığı, plan kararları ve uygulama hükümlerinde kentsel yerleşme alanı için “imar planı kararı ile kentsel kullanımlara ayrılan alanlardır” açıklamasının yer aldığı, - Alanın 28/10/2008 tarihli Bursa Merkez Planlama Bölgesi 1/25.000 ölçekli nazım imar planı revizyonunda “meskun alan” “2, ve 3. derece kaynak koruma alanı” ve “doğal sit” kullanımlarında olduğu, dava konusu plan değişikliği ile “2, ve 3. derece kaynak koruma alanı” gösteriminin ve "doğal sit" gösteriminin yer almadığı, alanın kentsel çalışma alanları kullanım kararı altında ticaret-turizm-konut alanı olarak belirlendiği, bölgedeki... Oteli'nin ana binasının 1935 yılından bu yana hizmette olduğu, 2003 tarihli 1/1000 ölçekli... ve ... Arası Uygulama İmar Planında parsellerin turistik tesisler sahası olarak planlandığı, 2008 tarihli 1/25.000 ölçekli nazım imar planında alanın yapılaşmaya açık, hatta parselin bulunduğu bölgeye yönelik 330-300 k/ha arasında yoğun bir yapılaşma kararı alındığı, dolayısıyla ilk kez dava konusu planlarla yapılaşmaya açılmadığı ve alandaki ticaret-konut-turizm gösteriminin üst ölçekli plan kararlarına aykırı olmadığı, - Dava konusu alanın kuzey batı kısmının 2008 tarihli planda kısmen "doğal sit (D)" alanı olarak tanımlandığı ancak dava konusu planlarda bu gösterimin kaldırıldığı, imar planı araştırma raporunun 14. sayfasında hotel tarafındaki sınırın kısmen derecesiz olduğu, 6 parselin uç kısmında ise 3. derece doğal sit olduğu ifadelerine yer verildiği ve planlar yapılırken bu alanların dikkate alınması gerektiği yönünde görüş verilmesi üzerine, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında dereceli ve derecesiz alanların plan paftasında lejant olarak işaretlendiği, 2014 tarihli Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-1ç'de doğal sit alanları lejant gösterimlerinin değiştiği, D1-D2-D3 şeklinde lejant gösterimlerinin getirildiği, dolayısıyla bu alanda doğal sit statüsünde bir alan var ise bunun derecesinin ilgili idarelerce davalı idareye iletilerek işaretlenmesinin sağlanması gerektiği ancak Bursa Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Komisyonunun... tarih ve ... sayılı kararında plan değişikliği aşamasında davalı idareleri yönlendirecek ve sit statüsünü belirleyecek bir uyarıya veya itiraza yer verilmediğinin görüldüğü, - 2 ve 3. derece kaynak koruma alanı gösteriminin kaldırılması yönünden plan kararı incelendiğinde, Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (y) bendinde "Koruma alanı" tanımına yer verildiği, 17/01/2001 tarihli jeolojik jeoteknik etüde göre parsellerin yerleşime uygun alan olarak belirlendiği ve 2014 tarihli Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek-1ç'de nazım imar planlarına ilişkin kaynak koruma alanı lejant gösteriminin yer almadığı, - Davalı idareler tarafından planların hazırlanması aşamasında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı ve Ulaşım Dairesi Başkanlığı, Osmangazi Belediye Başkanlığı, Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ve Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.'den olumlu görüş alındığı, Bursa Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararı ve Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının da olumlu olduğu, dolayısıyla dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. maddesi 1. fıkrasında yer alan "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır" hükmüne uygun olduğu hususları dikkate alındığında dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planında kamu yararı, planlama esasları ve şehircilik ilkelerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, Öte yandan dava konusu planların plan açıklama raporunun iki kademeli olacak şekilde araştırma raporu ve plan açıklama raporu şeklinde hazırlandığı, araştırma raporu içerisinde alanın konumu ve genel özellikleri, tapu ve kadastro bilgileri, jeolojik durumu, ulaşım bağlantıları, elektrik-doğalgaz-su hatları, çevresinde yer alan fonksiyonlardaki yapılaşma koşulları, mevcut yerleşim durumu gibi hususlara ilişkin bilgi ve belgeler sunulduğu, plan açıklama raporunda ise planların plan hiyerarşisi dikkate alınarak ayrı ayrı hazırlandığının anlaşıldığı, Dava konusu 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği yönünden; - 25/07/2008 tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında, dava konusu alanın "turizm tesis alanı, 2. derece kaynak koruma alanı, 2. ve 3. derece kaynak koruma alanı, derecesiz doğal sit alanı ve 3. derece doğal sit alanı" sınırı içinde kaldığı, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile söz konusu taşınmazların “ticaret, turizm ve konut alanı, park ve yol alanı, derecesiz doğal sit alanı ve 3. derece doğal sit alanı" olarak düzenlendiği, - Plan kararlarının üst ölçekli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planı kararlarına uygun olduğu, - Plan açıklama raporunda, “Planlama alanının işlevsiz durumda olması nedeniyle; özelleştirme kapsam ve programında olan parsellerin, üst ölçekli planlara uygun olarak ülke ve bölge ekonomisine katkı sunması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda; söz konusu parsellerin etkin ve verimli kullanılabilmesi için fiziki ve teknik eşikler, üst ölçek planlama kararları göz önünde bulundurularak 1/5.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği hazırlanmıştır.” ifadelerine yer verildiği dikkate alındığında yapılan değişikliğin planlama esasları ve şehircilik ilkelerine uygun olduğu, - Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 21. maddesinin 10. fıkrası ve 24. maddesinin 9. fıkrası uyarınca, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ölçeğinde bir alanın karma kullanım olarak gösterilebileceği, ayrıştırmanın ise 1/1000 ölçekli uygulama imar planında yapılacağı dikkate alındığında dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği, plan yapım yöntem ve tekniklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, Dava konusu 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği yönünden; Uyuşmazlığa konu taşınmazların, 31/01/2003 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında KAKS:1.75 yapılaşma koşullu turistik tesisler sahası olarak planlanmış iken dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile "ticaret, turizm ve konut alanı (tictk), trafo alanı, park ve yol" olarak planlandığı, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 21. maddesinin 10. fıkrası ve 24. maddesinin 9. fıkrası uyarınca, dava konusu uygulama imar planı değişikliğinde, karma kullanım alanlarında konut, ticaret ve turizm alanları belirsiz olduğundan uygulamada belirsizlik oluşacağı, Halbuki diğer mekansal kullanımlar gibi konut, ticaret ve turizm alanlarının da planlama alanı içerisinde ayrılacağı mekan ve miktarın belirlenmesinin uygulama işlemlerinin değil, bu işlemlerin dayanağını oluşturan ve yönlendiren 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının konusuna girdiği, Bu nedenle, planlama alanı içerisinde karma kullanım kapsamında olan barınma ihtiyacının karşılandığı ve günün her saati işlevini dinamik olarak muhafaza eden kullanımlar ile diğer kullanımların, her bir kullanımın kapsayacağı alan ve emsal oranı ayrıştırılarak uygulama imar planı aşamasında belirlenmesi gerektiği, zira belirlenen kullanıma göre ihtiyaç duyulan sosyal ve teknik altyapı alanlarının miktarı ve konumunun belirlenmesinin ancak bu suretle mümkün olabileceği, Bu durumda, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmaza ticaret-turizm-konut olmak üzere karma kullanım kararları getirilmesinin, İmar Kanunu'nda yer alan uygulama imar planı tanımına, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 21. maddesinin 10. fıkrası ile 24. maddesinin 9. fıkrasına uygun şekilde karma kullanım oranları ayrıştırılarak, açık ve net biçimde tanımlanmamış olması nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu 1/25000 ve 1/15000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri yönünden davanın reddine, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, yapılan plan değişiklikleri ile hiçbir teknik ve bilimsel gerekçeye dayanılmadan uyuşmazlık konusu alanın konut alanı olarak düzenlendiği, yapılan plan değişikliklerinin plan bütünlüğü içinde parçacıl ve noktasal bir yaklaşım getirmesi nedeniyle kamu yararına aykırı olduğu, 1/5000 ölçekli nazım imar planında “Turizm Alanı, 2. Derece Kaynak Koruma Alanı” olan taşınmazların “ticaret+turizm+konut, trafo alanı, park ve yol alanı” olarak düzenlendiği, planlanan konut alanına ilişkin bir nüfus hesabı yapılmadığı ve bu alana ilişkin eşdeğer alan ayrılmadığı, bu nedenle plan değişikliğinin yasa ve yönetmeliklere aykırı, plan ana kararlarını bozucu, donatı alanı azaltıcı nitelikte olduğu, plan değişikliklerine ait detaylı plan açıklama raporu bulunmadığı, planlamaya esas Bursa Tabiat Varlıkları Koruma Kurulundan kurul kararı alınmadığı, ayrıca taşınmazların bitişiğindeki Çelik Palas’ta yer alan tescilli binalar, alanda yer alan sıcak su kaynakları ve ağaçlara ilişkin de kurum görüşü bulunmadığı, yıllardır atıl halde duran otel binasının mevcut bulunduğu konum itibarıyla jeolojik açıdan sakıncalı sıcak suların bulunduğu bölgede yer aldığı, sadece Bursa değil ülke gündeminde de yer alan toprak kaymaları nedeniyle zarar gören İntam Blokları'nın bu alana çok yakın olduğu, "ticaret+turizm+konut" kullanımı getirilmesi nedeniyle yoğunluk artışı yapıldığından işbu davaya konu olan plan değişikliğine esas jeolojik-jeoteknik etüt raporu hazırlatılması ve plan değişikliğine yansıtılması gerektiği, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idareler tarafından, Bursa ili, Osmangazi ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsellere ait 1/1000 ölçekli... ve ... Arası İmar Planının Bursa Büyükşehir Betediye Meclisi tarafından... tarih ve ... sayılı karar ile onaylandığı, geçen süre içerisinde söz konusu alanın yapısal gelişimi, çevresel kullanım kararları ve bölgesel ihtiyaçlarının değiştiği, bölgenin canlanması ve mevcut tehditlerin azaltılarak daha yaşanabilir bir alan oluşturabilmesi için plan değişikliği yapılması gerekliliğinin doğduğu, bu doğrultuda gerekli çalışmalar yapılarak ilgili kurum ve kuruluşlardan görüşlerin alındığı, alınan görüşler doğrultusunda hazırlanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile taşınmazlara "ticaret+turizm+konut alanı (e:2,35 yençok:10 kat), park alanı, trafo alanı ve yol" kullanım kararlarının getirildiği, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca uygulama imar planlarında karma kullanım kararı verilmesine herhangi bir yasal engel olmadığı, ayrıca Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği ekinde yer alan plan gösterimlerinde 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı gösteriminde "Kentsel Çalışma Alanları" başlığı altında "ticaret+turizm+konut alanı" kullanımının yer aldığı, dolayısıyla karma kullanıma yönelik alt ölçekli planlarda ayrışmaya gidilmemesi hususunun ilgili mevzuata uygun olduğu, ayrıca 1/1000 ölçekli uygulama imar planı plan hükümlerinin 3. maddesinde "TİCTK alanlarındaki konut kullanımı toplam emsalin % 80'ini geçemez" hükmüne yer verildiği, planlama alanı çevresinde konut yerleşimlerinin bulunmasına karşın yeterli eğitim alanının ve sağlık alanının bulunmadığı, ilerleyen süreçte bölgede bu kullanımlara ihtiyaç oluşması durumunda plan notunda yer alan bu kullanımın büyük bir fırsat oluşturacağı, bu nedenle kullanım kararlarında yer alan tanımların çeşitlilik göstermesinin ileriki süreçte olumsuzluk yaratmayacağı ve bölge için yeni fırsatlar oluşturacağı, idarelerinin plan yapma yetkisi özelleştirme kapsam ve programında olan parsel sınırlarıyla tanımlı olduğu, dolayısıyla plan kararları ile getirilen nüfusa hizmet edecek tüm sosyal ve teknik altyapı alanlarına planda yer verilmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki daha önce tamamı turizm tesis alanı olan parselin 27,88'nin park, yol ve trafo alanı olarak planlandığı, alanda yeni ulaşım bağlantılarına ihtiyaç olduğunun tespit edilmesi üzerine yeni iki aks oluşturulduğu, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapor ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile uyuşmazlık konusu taşınmazlara getirilen yapı yoğunluğu ve ilave nüfusun, bu taşınmazların bulunduğu bölgede sosyal donatı eksiklikliğini neden olacağı, daha önce turizm tesisi olan bir alanda konut kullanımına da olanak sağlayan bir değişiklik yapıldığı, alanda yüzde 80'e varan oranda konut yapılabileceğinin belirtildiği, bu durumda alana getirilen yeni konut alanı nüfusunun sosyal donatı gereksinimleri bulunduğu, ancak bunların hesaplanmadığı anlaşıldığından dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uyarlık bulunmamaktadır. Dava konusu 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde ise herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen reddi ile Daire kararının dava konusu 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği yönünden onanması, kısmen kabulü ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği yönünden bozulması ve davalı idarelerin temyiz isteminin reddi 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği yönünden ise yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2.Dava konusu 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri yönünden davanın reddine, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 21/12/2022 tarih ve E:2020/433, K:2022/11716 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 22/02/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Anayasa'nın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin 2. fıkrasında, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." hükmüne yer verilmiştir. 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." hükmü yürürlükten kaldırılmakla birlikte 4046 sayılı Kanun'un Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır. Her ne kadar, 703 sayılı KHK'nın "Kurulların Görevleri" başlıklı geçici 8. maddesinde, bu KHK ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de; Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanunla verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir. Nitekim, 703 sayılı KHK'nın geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanunla verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı KHK veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden Genelgeye ekli 1 sayılı listenin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur. Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesine ekli 1 sayılı listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarının onaylanması hususunda karar verecek makamın genelge hükümleri ile tespit edilmesi normlar hiyerarşisine açıkça aykırıdır. Yetki kuralları, idari kararların Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki genelge ile değil, Anayasa'nın 47. maddesinin 2. fıkrasının açık hükmü gereğince ancak üst hukuk normu niteliğindeki kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelgeye ekli 1 sayılı listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemin yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, 703 sayılı KHK'nın 85. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ile 4046 sayılı Kanuna eklenen geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde "görülmekte olan işler"in bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 13/11/2019 tarihli işlemin 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez. Bu itibarla, 13/11/2019 tarih ve 1803 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir. Kaldı ki, geçici 29. maddeyle sadece bu KHK'nın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca "görümekte olan işlerin" Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir. Bu durumda, dava konusu 1/2500 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olmaları nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet, dava konusu 1/10000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin de yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek iptaline karar verilmesinde sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının redde ilişkin kısmının bozulması, davalı idarelerin temyiz isteminin reddi ile Daire kararının iptale ilişkin kısmının yukarıda açıklanan gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.