Başvuru, komşu taşınmaza bina yapılması sonucu başvurucuya ait dairenin değer kaybına uğraması nedeniyle mülkiyet hakkının, inşaat faaliyetleri sonucu oluşan gürültü ve toz nedeniyle de özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile konut hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; komşu taşınmaza bina yapılması sonucu başvurucuya ait dairenin değer kaybına uğraması nedeniyle mülkiyet hakkının, inşaat faaliyetleri sonucu oluşan gürültü ve toz nedeniyle de özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile konut hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 9/2/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun İstanbul Kağıthane ilçesinde dairesinin bulunduğu siteye bitişik olan taşınmazda özel bir şirket tarafından inşaata başlanmıştır. Başvurucu, oturduğu dairenin bitişiğine yapılan inşaat nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle 28/9/2012 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde özetle 1997 yılında bir daire aldığını, daireyi önünün açık olması ve ferah bir şehir manzarası olması nedeniyle tercih ettiğini ancak bitişik komşu parsel üzerine 12-13 katlı 2 bloktan ibaret projenin yapımı için ruhsat alındığını belirtmiştir. Başvurucu, anılan inşaatın dairesinin manzarasını büyük ölçüde kapatması nedeniyle dairesinin değer kaybına uğradığını ve söz konusu projenin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının sınırlarını aşar şekilde icra edildiğini iddia etmiştir. İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada 4/6/2013 tarihinde teknik bilirkişi heyeti ile birlikte keşif yapılmış ve keşif sırasında taraf tanıkları dinlenmiştir. Bilirkişi heyetinin hazırladığı 7/6/2017 tarihli raporda, iki parsel arasında kot farkı bulunması nedeniyle yapılan inşaatın başvurucunun dairesinde gün ışığını engellemediği ve başvurucunun bloğuna giden yolun daralmasının dairenin değerine etki etmediği tespit edilmiştir. Ayrıca raporda, başvurucunun dairesini yapan firmanın bu binanın önüne başka inşaat yapılmayacağına dair taahhüdü ya da pazarlama esnasında beyanı olduğunun ispatlanamadığı vurgulanmıştır. Mahkeme, bilirkişi raporunu hükme esas alarak 5/12/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Anılan karar gerekçesinde, başvurucunun dairesini yapan firmanın binanın önüne başka bir bina yapılmayacağını taahhüt etmediği, başvurucunun binası yapılırken giriş yolunun davalının parseline tecavüz edilerek yapıldığı belirtilmiştir. Kararda, davalının inşaat sırasında kendi parsel sınırları içinde kalarak inşaat yaptığı, giriş yolunun davalının haksız eylemi nedeniyle daralmadığı hususları tespit edilmiştir. Mahkeme ayrıca, davalının inşaat ruhsatına ve projesine uygun inşaat yaptığını belirttikten sonra inşaat sırasında oluşan toz ve gürültünün de komşuluk hukuku gereği katlanılması kaçınılmaz ve hoşgörülmesi gereken bir sonuç olduğunu vurgulamıştır. Yargıtay Hukuk Dairesi 5/6/2014 tarihli ilamıyla anılan kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle onanmasına karar vermiştir. Aynı dairenin 9/12/2014 tarihli karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararıyla derece mahkemesinin anılan kararıkesinleşmiştir. Nihai karar 9/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 9/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk8/12/2001 tarihli 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Komşu hakkı" kenar başlıklı düzenlemesinin "Kullanma biçimi" kenar başlıklı maddesi şu şekildedir:"Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır.Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır." 4721 sayılı Kanun'un "Komşu hakkı" kenar başlığı altında düzenlenen "Kazı ve Yapılar" kenar başlıklı maddesi "a" fıkrası şu şekildedir:"Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır.Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır." 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun maddesi şu şekildedir:"Şehir ve kasabalarda gerek mesken içinde ve gerek dışında saat 24 ten sonra her ne suretle olursa olsun civar halkının rahat ve huzurunu bozacak surette gürültü yapanlar polisçe menolunur. Bu yasağı dinlemiyenler hakkında Ceza Kanununun 546 ncı maddesine göre takibat yapılır.Zabıtadan izin alınarak yapılacak düğün ve müsamere ve balolar bu kayıttan müstesnadır." 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun "Tanımlar" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Bu Kanunda geçen terimlerden;Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı,… ifade eder." 2872 sayılı Kanun'un "Gürültü" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde ilgili yönetmeliklerle belirlenen standartlar üzerinde gürültü ve titreşim oluşturulması yasaktır. Ulaşım araçları, şantiye, fabrika, atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve konutlardan kaynaklanan gürültü ve titreşimin yönetmeliklerle belirlenen standartlaraindirilmesi için faaliyet sahipleri tarafından gerekli tedbirler alınır."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından kirlilik bağlamındaki çevresel rahatsızlıkların devletin veya özel kişilerin faaliyetleri sonucunda oluşması arasında bir ayırım gözetmeksizin Sözleşme'nin maddesi kapsamında güvence altına alınan hukuksal çıkarlarla bağlantı kurulmak suretiyle incelendiği anlaşılmaktadır (Bor/Macaristan,B. No: 50474/08, 18/6/2013, § 25). Bu kapsamında AİHM'in iddiaya konu çevresel kirliliğin, özel hayatın veya aile hayatının nitelik ve kalitesini veya konutundan yararlanma şeklindeki hukuksal çıkarı olumsuz etkilediğini tespit ederek özel hayat kavramının alt kategorileri olan özel hayata, aile hayatına ve konuta saygı hakkı ile sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı arasında bir bağ kurduğu görülmektedir (Powell ve Rayner/Birleşik Krallık, B. No: 9310/81, 21/2/1990; Hatton ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 36022/97, 8/7/2003; López Ostra/İspanya, B. No: 16798/90, 9/12/1994). Bununla birlikte çevresel meselelerin Sözleşme’nin maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için belirli koşulların mevcudiyeti aranmaktadır. Bu bağlamda söz konusu çevresel rahatsızlığın başvurucunun özel ve aile yaşamı ya da konuta saygı hakkı üzerinde doğrudan bir etkide bulunması ve söz konusu çevresel kirliliğin belirtilen değerler üzerindeki etkisinin asgari bir şiddet derecesine ulaşması gerekmektedir. Bu kapsamda söz konusu kirliliğin ciddi bir boyuta ulaşmış olması şartı aranmaktadır. Belirtilen bağlamda aranan asgari ağırlık eşiğinin söz konusu hukuksal değerlerin ihlal edilip edilmediğinin değil bizatihi söz konusu alana ilişkin incelenebilir bir sorun doğup doğmadığının tespiti amacıyla değerlendirildiği görülmektedir. Söz konusu şiddet derecesinin değerlendirilmesi göreli olup her somut olayda çevresel etkinin yoğunluğu, süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile çevrenin genel bağlamı gibi kriterler çerçevesinde ayrıca değerlendirme yapılmasını zorunlu kılmaktadır (Fadeyeva/Rusya, B. No: 55723/00, 9/6/2005, § 69). Yapılan değerlendirmelerde başvurucuların şikâyetlerine konu çevresel kirlilik kaynağına yakınlığı şüphesiz en önemli unsurdur. Bu kapsamda modern kent yaşamının gereği olan çevresel tehlikeler ile kıyaslandığında önemsiz kalan çevresel olumsuzluklar, Sözleşme'nin maddesi çerçevesindeki güvenceleri harekete geçirmek için yeterli görülmemektedir (Mileva ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 43449/02, 25/11/2010, § 90). Sözleşme’de temiz ve sessiz bir çevrede yaşama hakkı şeklinde bir hak güvence altına alınmadığı için özel hayat çerçevesinde korunan hukuksal çıkarlar üzerinde doğrudan ve ciddi bir etkisi bulunmayan manzara hakkı veya güzel bir çevrede yaşama hakkı gibi çevresel hakların Sözleşme’nin maddesi kapsamında değerlendirilmesi söz konusu değildir (Krytatos/Yunanistan, B. No: 41666/98, 22/5/2003, §§ 52, 53; Ali Rıza Aydın/Türkiye (k.k.), B. No: 40806/07, 15/5/2012, §§ 27-29). Zira Sözleşme'nin maddesinin aktif hâle gelmesini sağlayan etken, çevrenin genel olarak bozulması değil bireylerin özel veya aile yaşamı ile konutları için zararlı bir etkinin söz konusu olmasıdır. AİHM içtihadında inceleme konusu çevresel etkinin Sözleşme'nin maddesinde yer alan güvenceleri etkin hâle getirebilmesi için aranan ağırlık eşiğinin tespitinde genel olarak başvurucudan söz konusu etki derecesini ortaya koyan somut veriler sunmasının beklenildiği, bu kapsamda söz konusu etki derecesini ortaya koyan kamusal ölçümler veya uzman raporları gibi veriler ile ilgili alanın, örneğin gürültüye açık bölge olarak tespit edildiğini gösteren kamusal kararların yapılan değerlendirmelerde dikkate alındığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte AİHM'in başvuru evrakı ile ilgili idari ve yargısal prosedüre ilişkin evrak kapsamında tespit ettiği veriler ve hayatın olağan akışına göre söz konusu çevresel rahatsızlığın asgari ağırlık eşiğini geçtiğinin kabul edilmesi gerektiği yönünde tespitlerde bulunduğu başvuru örneklerinin de mevcut olduğu görülmektedir (Moreno Gómez/İspanya, B. No: 4143/02, 16/11/2004, §§ 59, 60; Ruano Morcuende/İspanya (k.k.), B. No: 75287/01, 6/9/2005; Fagerskiöld/İsviçre (k.k.), B. No: 37664/04, 26/2/2008; Oluic/Hırvatistan, B. No: 61260/08, 20/5/2010, §§ 52-62; Mileva ve diğerleri/Bulgaristan, §§ 93-95).