13. Hukuk Dairesi 2015/7582 E. , 2016/5118 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Asil ... ve vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'in gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıkla…
**13. Hukuk Dairesi 2015/7582 E. , 2016/5118 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Asil ... ve vekili avukat ... ile davacı vekili avukat ...'in gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, kızkardeşinin kocası ve aynı zamanda teyzesinin oğlu olan davalıya 15.02.2007 de 50.000,00 TL, 19.02.2007 de 25.000,00 TL yı havale yolu ile borç olarak gönderdiğini, akraba olduklarından davalıdan yazılı belge almadığını, davalının borcunu ödemediğini ileri sürerek, 75.000,00 TL'nın 15.02.2007 ve 19.02.2007 den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının kendisine borç vermediğini, alım satım akdinden doğan borcuna karşılık ödeme yaptığını, 2B kapsamındaki taşınmazının ½ hissesini 85.000,00 TL bedelle davacıya sattığını, davacının 75.000,00 TL'yı ödeyip, 10.000 TL sını bugüne kadar ödemediğini, tanık dinlenmesine muvafakat etmediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki akrabalık bağı nedeniyle davalının itirazı dikkate alınmaksızın dinlenen tanıkların, davalının davacıdan aldığı borç karşılığı davacıya 2B arazisi vereceği sözü verdiğini, 2B yasası çıktıktan sonra böyle bir arazinin olmadığını öğrendiklerini, bunun üzerine davacının davalıya verdiği 75.000,00 TL'yı istemesine rağmen borcunu ödemediğini beyan ettikleri, dekontta şerh olmadığından ispat yükü davacıda olup, davalının savunması gerekçeli inkar olarak kabul edilse dahi, tapusu olmadığı iddia edilen 2B arazisi satışına dair taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmadığı, geçersiz satışlarda davalının elde ettiği kazanımları sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalıya banka havalesi ile 75.000,00 TL yı borç olarak gönderdiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı gönderilen paranın, borç olarak değil davacının alım satım akdinden doğan borcuna karşılık olarak yapılan bir ödeme olduğunu, 2B kapsamındaki taşınmazının 1/2'sini 85.000,00 TL bedelle davacıya sattığını, davacının 75.000,00 TL yı ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Davalının bu savunması gerekçeli inkar niteliğindedir. Bu durumda davacının ödünç ilişkisini yasal delillerle ispat etmesi gereklidir. Davacı tarafından dosyaya sunulan farklı tarih ve miktarları içeren banka havale makbuzlarında paranın borç olarak verildiğine ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Davalının açık muvafakati olmadığından yine taraflar arasında HUMK’nun 293/1. (HMK’nun 203/1.) maddesinde sayılan akrabalık ilişkisi de bulunmadığından, HUMK’nun 288. (HMK’nun 200.) maddesi gereğince miktar itibariyle olayda tanık dinlenemez, dinlenen tanık beyanları hükme esas alınamaz. Davacı, davalıya ödünç verdiğini yasal delillerle ispat edememiştir. Ne var ki dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmış olduğundan bu konuda davacıya, karşı tarafa yemin yöneltmeye hakkı bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece, yanlış değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 1.281,00 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.