9. Ceza Dairesi 2021/5897 E. , 2023/864 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun …
**9. Ceza Dairesi 2021/5897 E. , 2023/864 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarı nazara alındığında 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi gereğince reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.12.2010 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2015 tarihli, 2010/510 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl hapis ceza ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan ... vekilinin temyiz istemi özetle; verilen ceza miktarının yeterli olmadığı, kararın kanun ve hukuka aykırı olduğu ve re'sen tespit edilecek temyiz sebeplerine ilişkindir. 2. Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın atılı suçu işlediğine dair kesin ve her türlü şüpheden uzak bir delilin bulunmamasına karşın mahkumiyet hükmü kurulmasının yasaya, hukuka, kamu vicdanı ve yararına aykırı olduğu tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu, tanık beyanları, aşamalardaki yazılı ve sözlü savunmalar dikkate alındığında atılı suçun işlenmediğine kanaat getirilmesi gerektiği 14.08.2014 tarihli Adli Tıp Kurumu rapor içeriği ile katılanın muayene beyanı ve tanıkların sanık ile katılanın olay öncesi ve sonrası görüştüklerine ilişkin beyanlarının dikkate alınmadığı katılanın hamile olduğunun anlaşılmasından sonra şikayetçi olunduğu sanığın suç kastının olmadığı olayın gerçekleştiği mekanın niteliği, konumu, sanık dışında birden fazla çalışanın olması, eylemin gerçekleştiği iddia olunan zaman aralığı dikkate alındığında sanığın katılanı ilaçla uyutup zorla söz konusu eylemi gerçekleştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, katılanların çelişkili beyanları, tanık beyanları, anılan Adli Tıp Kurumundaki katılanın muayene beyanı nazara alındığında sanık ile katılan arasında uzun süreli bir ilişkinin var olduğu, karşılıklı istek ve ... ile cinsel ilişkide bulunduğunun anlaşıldığı, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği ve re'sen tespit edilecek temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece özetle; 1. Yapılan yargılama neticesinde toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; her iki kulağında da işitme kaybı olduğu doktor raporu ile de sabit olan katılan ...'nin sanığın ... olarak çalıştığı eczaneye giderek ağrı kesici hap almak istediği, sanığın katılana verdiği hapla katılanın kendinden geçmesini sağlayıp eczanenin arka tarafına götürdüğü, burada katılana cinsel saldırıda bulunduğu, olayı kimseye anlatmaması için katılanı tehdit ettiği, katılanın yaşanan ilişki nedeniyle hamile kalması üzerine olayın ortaya çıktığı ve katılanın durumu anlatarak sanıktan şikayetçi olduğu anlaşılmıştır. 2. Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 17.09.2010 tarihli raporuna göre; katılan ...'nin karnındaki bebekten alınan sıvı örneği ile sanıktan alınan kan örneği üzerinde yapılan inceleme neticesinde aralarında baba-kız çocuk ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. 3. Sanığın soruşturma aşamasında alınan beyanlarında suçlamayı inkar ettiği, kendisine iftira atıldığını belirtmesine rağmen, mahkeme huzurunda alınan savunmasında katılan ile duygusal ilişkileri olduğunu, birden fazla kez katılanın rızası ve istemesiyle cinsel ilişkilerinin olduğunu beyan ettiği, katılanın aşamalarda değişmeyen beyanlarında ilaç almak için eczaneye gittiğinde sanığın verdiği ilaçla kendisinden geçmesini sağlayıp zorla cinsel saldırıda bulunduğunu ve kimseye anlatmaması için tehdit ettiğini belirttiği, dinlenen tanıkların olay anı ile ilgili görgüye dayalı bilgilerinin olmadığının anlaşıldığı, katılanın 4,5 aylık hamile olduğu öğrenilince katılanın ailesinin ısrarları üzerine sanığın yaptıklarını anlatması ile olayın ortaya çıktığı, katılan ile sanığın aralarında olaydan öncesine dayalı katılanın sanığa iftira atmasını gerektirecek bir husumetin bulunmadığı, sanığın aşamalardaki çelişkili beyanları, katılanın aşamalardaki değişmeyen ve çelişmeyen beyanları, katılanın bebeği ile sanık arasındaki baba-kız ilişkisine ait rapor, dosya kapsamındaki diğer tüm belge ve tutanaklar nazara alındığında, sanık savunmalarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatine varılmış, bu kapsamda sanığın üzerine atılı katılana karşı cinsel saldırı suçunu işlediği hususunda mahkemece tam bir vicdani kanaat hasıl olduğu belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumunun 14.08.2014 tarihli raporuna göre katılanın mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına ve olaya ruhsal yönden mukavemete engel olacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği saptanmadığı, ayrıca ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği, bu duruma göre ruh sağlığının bozulduğu, ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan bu tablonun iddia edildiği gibi cinsel saldırıya bağlı ortaya çıkabileceği, ancak bu psikiyatrik tablonun mağdurun hile, şiddet veya zorlama olmaksızın erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle de ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağı, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğu tespit edilmiş, rapor içeriği değerlendirildiğinde her ne kadar ruh sağlığının bozulduğu belirtilmiş ise de bu bozukluğun doğrudan doğruya olaydan kaynaklanıp kaynaklanmadığına yönelik kesin bir tespitin yapılamadığı, dolayısıyla bu durumun sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmakla katılanın ruh sağlığının bozulmadığı ve beden ve ruh bakımından kendisini savunabilecek durumda olduğu kabul görmüştür. Yine sanığın olay sırasında katılanın direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde cebir kullandığı iddia edilmiş ise de, olayın uzunca bir zaman sonra ortaya çıktığı, dolayısıyla mağdurda sınırları aşan ölçüde cebir bulgularının varlığının tespitinin fiilen mümkün bulunmadığı gibi bu durumun aksine dosya kapsamında herhangi bir rapor da bulunmadığı anlaşılmakla bu hususu sanık lehine değerlendirmek gerektiği belirtilmiştir. 4. Yargılama sırasında 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinde bir takım değişiklikler yapıldığından değişiklik öncesi ve değişiklik sonrası hükümlerin uygulamasını yapmak zorunluluğu hasıl olmuştur. Bu suretle değişiklik öncesi hükümler uyguladığında 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sanığın alt sınırdan takdir edilmek suretiyle 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verileceği, şartları oluşmadığından 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 102 nci maddesinin beşinci fıkrası uygulanmamış, yine sanığın suçtan sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, pişmanlığına ilişkin bir beyan veya eyleminin olmayışı nazara alınarak takdiren 62 nci maddesi uygulanmayarak sonuç olarak 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verileceği, 6545 sayılı Kanun ile değişik hükümler uyguladığında 102 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sanığın alt sınırdan takdir edilmek suretiyle 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verileceği, şartları oluşmadığından 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmamış, yine sanığın suçtan sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, pişmanlığına ilişkin bir beyan veya eyleminin olmayışı nazara alınarak takdiren 62 nci maddesi uygulanmayarak sonuç olarak 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verileceği, bu kapsamda değişiklik öncesi aynı Kanun'un 102 nci maddesi hükmünün açıkça sanık lehine olduğu anlaşıldığından sanığın değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmiştir. IV. GEREKÇE Olayın intikal şekli ve zamanı, iddia olunan eylemin gerçekleştiği yer ve zaman aralığı, katılanın aşamalardaki çelişkili beyanları ile Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundaki 15.05.2013 tarihli muayene kaydı, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın katılanla rızası dışında cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle cinsel ilişkiye girdiğine dair, soyut iddia dışında cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2015 tarihli, 2010/510 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2023 tarihinde karar verildi.