Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/3874 E. , 2024/1111 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/3874 Karar No:2024/1111 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... İSTEMİN_KONUSU: .... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:... tarihinde ... sayılı Devle…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/3874 E. , 2024/1111 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/3874 Karar No:2024/1111 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... İSTEMİN_KONUSU: .... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:... tarihinde ... sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca gerçekleştirilen taşınmaz kiralanmasına ilişkin ihaleye yapılan itirazın reddine dair Adana Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; Adana ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ...parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan ... no'lu işyerinin eski kiracısı ile yapılan 3 yıllık kira sözleşmesinin sona ermesi ve dükkanı teslim etmesi nedeniyle kiralama işi için 2886 sayılı Kanun'un ilgili maddesi uyarınca açık teklif usulü ile ihaleye çıkıldığı, aynı dönemde davacının eski kiracıdan dava konusu dükkanı kiralamak suretiyle kullandığı, davacının işgalci olduğundan bahisle dükkanın boşalttırıldığı, dava konusu taşınmaz kiralama ihalesinin isteklilere ilan yoluyla duyurulduğu, ihaleye katılan 3 kişiden birinin 8. turda ihaleden çekildiği, davacı ve diğer istekli arasında 15. tura kadar pey sürmelerin devam ettiği ve 15. turdan sonra 2886 sayılı Kanun'un 47. maddesi uyarınca son tekliflerin yazılı olarak verilmesinin istenildiği, 2886 sayılı Kanun'un 37/2. maddesi uyarınca kapalı usulde verilen teklifin rakam ve sayı olarak, isim ve soy isim ile birlikte ihale tarihinin yazılarak imzalandıktan sonra zarfa koyularak teslim edilmesinin istenildiği, davacının kapalı usulde verdiği teklifte imzasının bulunmaması nedeniyle değerlendirmeye alınmayarak ihalenin diğer teklif veren üzerinde bırakıldığı, 19/01/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin 24/01/2022 tarihinde onaya sunularak kesinleştirildiği, davacının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerini kıyasen uygulamak suretiyle ihalenin iptali istemiyle idareye itirazda bulunduğu, bu itirazın Adana Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddi üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; 2886 sayılı Kanun uyarınca davalı idarenin mülkiyetinde bulunan taşınmazın kira ihalesine dair işlemlerin usulüne uygun olarak yapıldığı ve Kanun'un 31. maddesi uyarınca ita amiri onayına sunularak kesinleştiği, 15. tura kadar pey artırmak suretiyle yürütülen ihale sürecinin bu turdan sonra kapalı zarf usulüne geçilerek devam ettirilmesine, kapalı usulde verilen teklifin rakam ve sayı olarak, isim ve soy isim ile birlikte ihale tarihinin yazılarak imzalandıktan sonra zarfa koyularak teslim edilmesinin istenilmesinde ve davacının kapalı usulde verdiği teklifte imzasının bulunmaması sebebiyle teklifinin değerlendirmeye alınmayarak ihalenin diğer istekli üzerinde bırakılmasında hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının ihalenin iptali istemiyle idareye yaptığı itirazın reddine dair Adana Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, gerekli usuli işlemler yerine getirilmeden ihaleye çıkıldığı, ihaleye ilişkin davet mektubunun kendisine tebliğ edilmediği, en yüksek teklifi kendisinin vermesine rağmen kapalı teklif usulüne geçildiği, resmî olarak hazırlanmış teklif zarflarının bulunmadığı, A4 kağıdının ikiye bölünerek tekliflerinin yazılmasının istenildiği, acele ile kağıtların geri alınması nedeniyle imzasının eksik kaldığı, diğer teklif sahibinin eksik olan tarihinin tamamlattırıldığı ancak kendisinin eksik imzasını tamamlamasına izin verilmediği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN : MADDİ OLAY : Adana ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan ... nolu işyerinin 3 yıl süreyle kiralanması amacıyla 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca 19/01/2022 tarihinde dava konusu ihale gerçekleştirilmiştir. İhaleye katılan 3 istekliden birinin 8. turda ihaleden çekilmesi üzerine, davacı ve diğer istekli arasında 15. tura kadar pey sürmeler devam etmiş, 15. turdan sonra 2886 sayılı Kanun'un 47. maddesi uyarınca son tekliflerin yazılı olarak verilmesi istenilmiş, kapalı usulde verilen teklifin rakam ve sayı olarak, isim ve soy isim ile birlikte ihale tarihinin yazılarak imzalandıktan sonra zarfa koyularak teslim edilmesi istenilmiş, davacının kapalı usulde verdiği teklifte imzası bulunmadığından bahisle teklifi değerlendirmeye alınmayarak ihalenin diğer istekli üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. 19/01/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin 24/01/2022 tarihinde onaya sunularak kesinleştirilmesi üzerine davacı ihalenin iptali istemiyle idareye itirazda bulunmuş, bu itirazın Adana Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddi üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle 23/02/2022 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 11. maddesinde, ilgililer tarafından idarî dava açılmadan önce idarî işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idarî dava açma süresinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idarî dava açma süresini durduracağı kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; ikinci fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu; (b) bendinde ise, ivedi yargılama usulünde Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı kural altına alınmıştır. Anılan Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçesinin, süre aşımı yönünden inceleneceği; altıncı fıkrasında, süre aşımı hususunun davanın her safhasında dikkate alınacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, süre aşımı bulunan hâllerde davanın reddedileceği kurallarına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Kanun'un aktarılan hükümlerinin değerlendirilmesinden, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların ivedi yargılama usûlüne tâbi olduğu, bu usûle tâbi olan uyuşmazlıklarda dava açma süresinin otuz gün olduğu ve dava açılmadan önce idarî işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak bir başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 125. ve 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmak suretiyle dava açma süresinin başlamasında "yazılı bildirim"in esas alınması öngörülmüş olup, hak arama özgürlüğünün kullanılması bakımından, idarî işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılabilir biçimde bildirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen, dava açma süresinin hesabında bildirim yerine ilanın esas alınarak sürenin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamasına ilişkin kural, ilanı gereken düzenleyici işlemlere karşı açılan idarî davalara yöneliktir. Düzenleyici işlemler dışında kalan birel nitelikteki idarî işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda ise, dava açma sürelerinin hesabında, işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerekmekle birlikte, özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idarî işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. Bu durumda, ihale kararı, ilanı gereken düzenleyici işlem olmadığından dava açma süresinin ilanla başlamayacağı ve yazılı bildirim yapılmayan hâllerde işlemin bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenildiği tarihten itibaren dava açma süresinin başlayacağı dikkate alındığında, davanın, ilan veya ihale tarihinden itibaren değil, ihaleden haberdar olunduğu ve öğrenme tarihi olarak belirtilen tarihi izleyen günden itibaren süresi içinde açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının dava konusu ihaleye katılarak teklif verdiği ancak teklifinde imzası bulunmadığı için ihalede değerlendirme dışı bırakıldığı, sonrasında davacı tarafından davalı idareye 26/01/2022 tarihinde yapılan başvuru ile ihalenin iptaline karar verilmesinin istenildiği, davalı idarenin 04/02/2022 tarih ve 45715 sayılı işlemi ile söz konusu başvurunun reddine karar vermesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmakta olup, davacının ihaleye bizzat iştirak eden istekli olarak ihale kararından ihale tarihi olan 19/01/2022 tarihi itibariyle haberdar olduğu ve ivedi yargılama usulüne tâbi olan uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında idareye yapılan başvuru üzerine idarece verilen cevabın işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı dikkate alındığında, dava açma süresinin en geç ihale tarihi olan 19/01/2022 tarihini izleyen günden itibaren başladığının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla,19/01/2022 tarihini izleyen günden itibaren otuz günlük dava açma süresi içinde ve en geç 18/02/2022 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 23/02/2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esası incelenerek verilen davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 05/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye, işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde de idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin "yazılı bildirim" tarihinden başlayacağı belirtilmiştir. 20/01/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda idari yargıda uygulanan “genel yargılama usulü” ve 7. maddesi ile devamı maddelerde de “genel dava açma süreleri” düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan 7. maddesinde, özel süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde idari işlemlere karşı dava açma süresinin "altmış gün" olduğu ve bu sürenin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kurala bağlanmıştır. Buna karşılık, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 20/A maddesiyle, bir kısım işlemlere karşı açılan davalarda, genel yargılama usulünden farklı olarak, gerek dava, gerekse temyiz aşamasında uygulanacak “ivedi yargılama usulü” getirilmiş; ayrıca, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin "otuz gün" olduğu ve bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Anılan maddede, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kuralı yer almıştır. Genel yargılama usulünün uygulandığı uyuşmazlıklarda, ilgililere dava açmadan önce, 2577 sayılı Kanun’un 10, 11, 12 ve 13. maddeleriyle “idari başvuru” seçeneği getirilmişken, ivedi yargılama usulünün uygulandığı işlemlere karşı doğrudan dava açma zorunluluğu getirilmiş ve 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca yapılacak idari başvurunun dava açma süresini durdurmayacağı kurala bağlanmıştır. Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca idarenin yükümlülüğünün, ivedi yargılama usûlüne tâbi bir idarî işlem söz konusu olduğunda, ilgilinin yanılgıya düşmemesi açısından özel dava açma süresi içerisinde doğrudan dava açmak zorunda olduğunun, işleme karşı idarî başvuruda bulunularak itiraz edilmesinin dava açma süresini durdurmayacağının bildirilmesini de kapsadığı kuşkusuzdur. Ancak kendisine herhangi bir yazılı bildirim yapılmayan ya da yapılan yazılı bildirimde işleme karşı başvuru yolu ve süresi belirtilmeyen ilgililerin hangi sürede dava açacakları konusunda karışıklık yaşamaları ve yanılgıya düşmeleri mümkün bulunmaktadır. Mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan mahkemeye erişim hakkını ihlâl eden sonuçlara ulaşmasını engellemek yargı yerine düşen bir görevdir. Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ... başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında, usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makûl bir orantı olması hâlinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir. Bu durumda, ilgililere herhangi bir yazılı bildirimin yapılmadığı ve idari işlemin bir şekilde öğrenilmesi üzerine dava açıldığı durumda, bu kişilerin mevzuattan kaynaklanan bu karışıklık nedeniyle kaç gün içinde hangi merciye başvuracaklarını bilmeleri beklenemeyeceğinden, dava açma süresi hesaplanırken öğrenme tarihinin başlangıç alınması ve aynı şekilde özel dava açma süresinin değil açık, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olan genel dava açma süresinin işletilmesi gerekir. Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararıyla da; yazılı olarak bildirilen ve özel dava açma süresine tâbi olan bir işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda genel dava açma süresinin işletilmesi gerektiği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ihalenin 19/01/2022 tarihinde yapıldığı, dava konusu ihalenin iptali istemiyle 26/01/2022 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun idarece 04/02/2022 tarihli işlemle reddedildiği, 23/02/2022 tarihinde ise bakılan davanın açıldığı görülmektedir. Bu itibarla, uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu ve dava açma süresinin otuz gün olduğu yolunda kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacının ihalenin iptali istemiyle hangi tarihten itibaren dava açması gerektiği hususunda tereddüt yaşadığı ve yanılgıya düştüğü, mevzuattan kaynaklanan bu karışıklığın davacının özel süresi içerisinde dava açmasını zorlaştırdığı anlaşıldığından, mahkemeye erişim hakkının ihlâl edilmemesi açısından uyuşmazlıkta özel yargılama süresinin değil genel yargılama süresinin uygulanması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davanın süresinde açıldığı kabul edilerek, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik temyiz istemi hakkında inceleme yapılarak esastan karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.