Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2413 E. , 2024/5071 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/2413 Karar No : 2024/5071 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Valiliği / ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. D
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2413 E. , 2024/5071 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/2413 Karar No : 2024/5071 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Valiliği / ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, 20/07/2015 tarihinde Şanlıurfa ili, Suruç ilçesinde meydana gelen bombalı terör saldırısında yaralanmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 224.366,36 TL) maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davanın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının kısmen kabulüne, 224.366,36 TL tutarındaki maddi tazminat talebinin, 112.183,18 TL'lik kısmının kabulüne, 112.183,18 TL'lik kısmının ise reddine, kabul edilen 112.183,18 TL maddi tazminat tutarının 10.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte, 102.183,18 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği 22/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin (102.183,18 TL) maddi tazminat isteminin reddine, davanın manevi tazminat istemine ilişkin kısmının kısmen kabulüne, 50.000,00 TL tutarındaki manevi tazminat talebinin 15.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, 35.000,00 TL'lik kısmının ise reddine, kabul edilen 15.000,00 TL manevi tazminat tutarının idari başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin (35.000,00 TL) manevi tazminat isteminin reddine, 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve kabul edilen (112.183,18 TL) maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 14.607,40 TL avukatlık ücreti ile yine 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve kabul edilen (15.000,00 TL) manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 2.250,00 TL avukatlık ücreti olmak üzere toplam 16.857,40 TL tutarındaki avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve reddedilen (112.183,18 TL) maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 14.607,40 TL avukatlık ücreti ile yine reddedilen manevi tazminat yönünden 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2. maddesi uyarınca belirlenen 2.250,00 TL avukatlık ücreti olmak üzere toplam 16.857,40 TL tutarındaki avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince taraflarca karşılıklı olarak yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, somut gerekçe açıklanmadan hüküm kurulduğu, hatalı değerlendirme ile müterafik kusur bulunduğunun belirtildiği, kuruluşun yardım toplama noktasında izin almamasının kendisinin kusuru olarak değerlendirilemeyeceği, basın açıklaması için olay yerinde bulunduğu, basın açıklamasının ise izne tabi olmadığı, hükmedilen manevi tazminatın düşük belirlendiği iddialarıyla; davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, tazminat talebinin hukuki dayanağının ortaya konulması gerektiği, 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunun değerlendirilmesi halinde anılan Kanunda manevi tazminat düzenlenmediğinden istemin reddedilmesi gerektiği, 5233 sayılı Kanun kapsamında başvuru süresinin geçirildiği, terör eylemi olan olayda idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerektiği, fahiş miktarda manevi tazminat istenildiği, manevi tazminata faiz işletilemeyeceği, idarelerinin harçtan muaf olduğu iddialarıyla; davalı Şanlıurfa Valiliği tarafından ise tazminat talebinin hukuki dayanağının ortaya konulması gerektiği, 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunun değerlendirilmesi halinde anılan Kanunda manevi tazminat düzenlenmediğinden istemin reddedilmesi gerektiği, 5233 sayılı Kanun kapsamında başvuru süresinin geçirildiği, terör eylemi olan olayda idarelerinin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerektiği, fahiş miktarda manevi tazminat istenildiği iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize Konu Kararın Davacının Maddi ve Manevi Tazminat İstemine Yönelik Kısımlarının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın anılan kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan İdare Mahkemesince davacının maddi tazminat isteminin 112.183,18 TL'lik kısmının reddine dair hüküm kurulmuşken devam eden cümlede sehven fazlaya ilişkin (102.183,18 TL) maddi tazminat isteminin reddine ibaresinin kullanıldığı görülmekte olup anılan kısmın hükümden çıkarılması gerekmektedir. B) Temyize Konu Kararın Hükmedilen Maddi Tazminata İşleyecek Faizin Başlangıç Tarihine Yönelik Kısmının İncelenmesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin, davacıların ön karar başvurusunda bulunduğu tarihte yürürlükte olan halinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, miktar artırım dilekçesiyle artırılan kısım da dahil olmak üzere, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması; dava dilekçesinde yasal faiz talebinde bulunulmakla birlikte faizin başlangıç tarihine yönelik belirleme yapılmaması halinde ise davanın açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz işletilmesi, Danıştay'ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, kabul edilen 112.183,18 TL maddi tazminat tutarının 10.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte, 102.183,18 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği 22/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. C) Temyize Konu Kararın Kabul Olunan ve Reddolunan Manevi Tazminat İçin Hükmedilen Vekalet Ücretlerine Yönelik Kısmının İncelenmesi: 24/11/2020 tarih ve 31314 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve temyize konu karar tarihi itibarıyla uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinde; "Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Tarifenin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde ise, "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesi yer almaktadır. Öte yandan Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünün 16. satırında; İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar için ödenecek ücret duruşmasız ise (a) bendine göre 2.040,00 TL, duruşmalı ise (b) bendine göre 3.110,00 TL olarak belirlenmiştir. Dava, davacı tarafından, 20/07/2015 tarihinde Şanlıurfa ili, Suruç ilçesinde meydana gelen bombalı terör saldırısında yaralanmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 10.000,00 TL (miktar artırımı ile 224.366,36 TL) maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmış, 28/04/2021 tarihinde gerçekleştirilen duruşmaya taraf vekilleri katılım sağlamıştır. İdare Mahkemesince, davanın manevi tazminat istemine ilişkin kısmının kısmen kabulüne, 50.000,00 TL tutarındaki manevi tazminat talebinin 15.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, 35.000,00 TL'lik kısmının ise reddine, kabul edilen 15.000,00 TL manevi tazminat tutarının idari başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin (35.000,00 TL) manevi tazminat isteminin reddine, 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve kabul edilen (112.183,18 TL) maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 14.607,40 TL avukatlık ücreti ile yine 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve kabul edilen (15.000,00 TL) manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 2.250,00 TL avukatlık ücreti olmak üzere toplam 16.857,40 TL tutarındaki avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve reddedilen (112.183,18 TL) maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 14.607,40 TL avukatlık ücreti ile yine reddedilen manevi tazminat yönünden 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2. maddesi uyarınca belirlenen 2.250,00 TL avukatlık ücreti olmak üzere toplam 16.857,40 TL tutarındaki avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verilmiş, tarafların karşılıklı istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesince tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. Yukarıda yer alan düzenlemeler uyarınca, kabul olunan manevi tazminat miktarı üzerinden nispi olarak hesaplanan vekalet ücreti maktu vekalet ücretinin altında kalıyorsa maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Bu durumda, temyize konu karar ile kabul olunan toplam 15.000,00 TL manevi tazminat miktarı üzerinden nispi olarak hesaplanan 2.250,00 TL nispi vekalet ücreti, tarafların duruşmaya katıldığı dikkate alındığında duruşmalı işler için belirlenen 3.110,00 TL maktu vekalet ücretinin altında kaldığından kabul olunan manevi tazminat miktarı için 3.110,00 TL, reddolunan tazminat miktarı için de reddolunan miktar üzerinden hükmedilecek vekalet ücreti kabul olunan üzerinden hükmedilecek vekalet ücretini geçemeyeceğinden yine 3.110,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken karşılıklı olarak 2.250,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, yukarıda yer verilen tüm açıklamalar ışığında, davacının maddi tazminat isteminin 112.183,18 TL'lik kısmının reddine dair hüküm kurulmuşken devam eden cümlede sehven kullanılan 'fazlaya ilişkin (102.183,18 TL) maddi tazminat isteminin reddine' ibaresinin hükümden çıkarılması, maddi tazminat yönünden artırılan tazminat miktarı bakımından da idareye başvurulan 12/07/2016 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi, bunun yanında kabul ve reddolunan manevi tazminat için duruşmalı işler için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurularının reddine" ibaresinin "istinaf başvurularının reddine, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında sehven kullanılan 'fazlaya ilişkin (102.183,18 TL) maddi tazminat isteminin reddine' ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, İdare Mahkemesinin hüküm fıkrasında bulunan 'kabul edilen 112.183,18 TL maddi tazminat tutarının 10.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte, 102.183,18 TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği 22/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte' ibaresinin 'kabul edilen 112.183,18 TL maddi tazminat tutarının idareye başvuru tarihi olan 12/07/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte' şeklinde ve '2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve kabul edilen (112.183,18 TL) maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 14.607,40 TL avukatlık ücreti ile yine 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve kabul edilen (15.000,00 TL) manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 2.250,00 TL avukatlık ücreti olmak üzere toplam 16.857,40 TL tutarındaki avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve reddedilen (112.183,18 TL) maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 14.607,40 TL avukatlık ücreti ile yine reddedilen manevi tazminat yönünden 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2. maddesi uyarınca belirlenen 2.250,00 TL avukatlık ücreti olmak üzere toplam 16.857,40 TL tutarındaki avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine' ibaresinin '2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve kabul edilen (112.183,18 TL) maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 14.607,40 TL avukatlık ücreti ile kabul edilen manevi tazminat miktarı için duruşmalı işler için belirlenen 3.110,00 TL maktu avukatlık ücreti olmak üzere toplam 17.717,40 TL tutarındaki avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ve reddedilen (112.183,18 TL) maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 14.607,40 TL avukatlık ücreti ile yine reddedilen manevi tazminat için duruşmalı işler için belirlenen 3.110,00 TL maktu avukatlık ücreti olmak üzere toplam 17.717,40 TL tutarındaki avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine' şeklinde düzeltilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının esasa yönelik temyiz isteminin REDDİNE, kabul olunan manevi tazminat yönünden hükmedilen vekalet ücretine ve hükmedilen maddi tazminata işleyecek faizin başlangıç tarihinde yönelik temyiz isteminin KABULÜNE; davalı idarelerin esasa yönelik temyiz isteminin REDDİNE, reddolunan manevi tazminat yönünden hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 19/11/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.