11. Ceza Dairesi 2024/1753 E. , 2024/13286 K. MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/3259 Değişik iş Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2023 tarihli ve 2022/8389 Soruşturma, 2023/10736 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 01.06.2023 tarihli ve 2023/3259 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesini…
**11. Ceza Dairesi 2024/1753 E. , 2024/13286 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/3259 Değişik iş Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2023 tarihli ve 2022/8389 Soruşturma, 2023/10736 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 01.06.2023 tarihli ve 2023/3259 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 01.06.2023’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.01.2024 tarihli ve 2023/25949 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/9192 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/9192 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında; Dosya kapsamına göre, Müştekinin, hakkında Türkiye Finans Katılım Bankasından kredi sözleşmesinden kaynaklı icra takibi başlatıldığı, böyle bir kredi kullanmadığı ve kredi sözleşmesinin altında yer alan imzanın kendisine ait olmadığından bahisle şikayetçi olduğu olayda, her ne kadar düzenlenen bilirkişi raporunda, suça konu kredi sözleşmesideki yazı ve imzaların müştekinin eli ürünü olduğu tespit edilmiş ve bu tespite dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, bilirkişi raporunda yazı ve imzaların şüpheli Mustafa'ya ait olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmamış olması, sahte olduğu iddia edilen kredi sözleşmesinde irtibat numarası olarak bildirilen *** *** **** nolu telefon hattının müştekiye ait olmayıp, şüpheli Pınar Yeşilbaş'ın kolluk beyanında kabul edildiği üzere şüpheli ... tarafından kullanıldığının anlaşılması, kredi sözleşmesi ekinde ibraz edilen faturanın müşteki adına eğitim bedeli olarak Vip Akademi tarafından kesildiği anlaşılmasına rağmen, müştekinin sözkonusu şirkette öğrenci olmayıp, çalışan olduğunun anlaşılması karşısında; düzenlenen bilirkişi raporunda kredi sözleşmesindeki yazı ve imzaların müştekinin eli ürünü olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi bakımından, kredi sözleşmesindeki yazı ve imzaların müştekinin veya şüpheli Mustafa ile eşi olan şüpheli Pınar'ın eli ürünü olup olmadığı hususunda Adli Tıp incelemesi yaptırılıp, kredinin kim tarafından ne şekilde çekildiği veya ayrı bir hesaba aktarılıp aktarılmadığı araştırılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, eksik soruşturmaya ve değerlendirmeye dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz hakkında belirtilen gerekçelerle soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş.'den kullanılan 10.800,00 TL tutarındaki krediye ilişkin bankacılık işlemleri sözleşmesinde bulunan imzaların şikayetçinin eli ürünü olmadığı ve sahte olarak atıldığı iddiasına ilişkin başlatılan soruşturmada, 15.12.2022 tarihinde alınan bilirkişi raporuna göre, sözleşmedeki yazı ve imzaların şikayetçiye ait olduğunun tespit edildiğinden bahisle verilen Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2023 tarihli ve 2022/8389 Soruşturma, 2023/10736 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik yapılan itirazın reddine karar verildiği, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda şüpheli olarak ... ve "Türkiye Finans Katılım Bankası Anonim Şirketi" şeklinde tüzel kişilik ismi yazıldığı, banka çalışanı gerçek kişiler yönünden alınan bir ifade ve herhangi bir kimlik tespiti bulunmadığı gibi, şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan ... hakkında verilen bir karar da mevcut olmadığından, belirtilen hususta mahallinde bir karar verilmesinin mümkün olduğu, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın yalnızca şüpheli ... hakkında verildiği gözetilerek yapılan incelemede; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre, şüpheli ...'ın inceleme sırasında, 31.10.2023 tarihinde vefat ettiği, 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca merci kararının kanun yararına bozulması durumunda dahi bu aşamadan sonra şüpheli ... hakkında soruşturma yapma ve dava açma olanağının kalmadığı, merci Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 01.06.2023 tarihli ve 2023/3259 Değişik İş sayılı kararının sonucu itibarıyla doğru bulunduğu anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2024 tarihinde karar verildi.