Başvuru, katılım sağlanamayan duruşmada mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle savunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, katılım sağlanamayan duruşmada mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle savunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/3/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: 1966 doğumlu olan başvurucu, olayların geçtiği tarihte İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapmaktadır. Müşteki S.Y. 2004 yılında işten çıkarılması nedeniyle tazminat davası açmak üzere başvurucu ile anlaştığını, vekâletname verdiğini, 500 TL makbuz karşılığı ödeme yaptığını, başvurucunun kendisini oyalayarak dava açmadığını uzun yıllar sonra öğrendiğini iddia ederek şikâyetçi olmuştur. Başvurucu hakkında görevi ihmal suçunu işlediği iddiasıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır. Başvurucunun alacak davası açmak üzere Beyoğlu Noterliğince düzenlenen 2/11/2004 tarihli vekâletname uyarınca şikâyetçinin vekilliğini üstlenip masraf karşılığı 500 TL aldığı hâlde gereğini yapmayarak görevi ihmal suçunu işlediği iddiasıyla Başsavcılıkça 16/3/2016 tarihli iddianame ile hakkında kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) yapılan 22/11/2016 tarihli duruşmada başvurucu ve müdafiine duruşma davetiyesinin tebliğ edildiği, başvurucunun duruşmaya gelmediği, müdafiinin ise mazeret sunduğu belirtilmiş; müştekinin beyanları alınmıştır. Mahkeme başvurucunun katılmadığı duruşmada başvurucunun müdafiinin mazeretinin reddine, başvurucunun dinlenilmesinden de 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi gereğince vazgeçilmesine, açılan davanın zamanaşımı süresi dolduğundan düşürülmesine karar vermiştir. Mahkemenin 22/11/2016 tarihli gerekçeli kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Sanık Murat Tezel hakkında görevi ihmal suçundan açılan kamu davası neticesinde mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, olay tarihinde ve halen İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan Avukat Murat TEZEL'in, alacak davası açmak üzere Beyoğlu Noterliğince düzenlenen 01/11/2004 tarihli ve 28693 yevmiye sayılı vekaletname uyarınca şikayetçinin vekilliğini üstlenip masraf karşılığında 500,00 Türk lirası aldığı halde, gereğince tevessül etmediği iddia edilmiş ise de; Suç tarihi itibariyle sanığın eyleminin 765 Sayılı TCK'nun 230/1 maddesine uyduğu ancak zamanaşımı süreleri yönünden 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK'nun hükümlerinin sanık lehine olması nedeni ile, 5237 Sayılı TCK'nın 257/2 maddesi için 66/1-e ve 67/4 maddelerinde ön görülen uzamış zamanaşımı süresi olan 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresinin, vekaletname düzenlenme tarihi olan 01/11/2004’ten itibaren dolmuş olması nedeni ile, sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine..." Katılan S.Y. Mahkemece verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 1/2/2017 tarihli inceleme raporu düzenleyerek istinaf incelemesinin duruşma açılarak yapılmasına karar vermiş, inceleme raporu açıklamalı duruşma davetiyesi ile birlikte 7/2/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucuya tebliğ edilen açıklamalı duruşma davetiyesinde "mazeretiniz olmadığı halde duruşmaya gelmediğinizde CMK'nın 176/2 maddesi uyarınca zorla getirileceğiniz CMK.'nın maddesi uyarınca delillerin ortaya konulmasına başlanacağı, tebliğe rağmen yapılacak duruşmaya gelmediğiniz takdirde yokluğunuzda karar verileceği tebliğ ve ihtar olunur" şeklinde bir açıklama yer almıştır. Bölge Adliye Mahkemesi 2/3/2017 tarihli oturumda başvurucu ve katılanın davetiye tebliğine rağmen hazır bulunmadığını, başvurucu müdafiinin bulunduğunu belirtmiş; iddia makamından mütalaa aldıktan sonra Mahkemenin kararını kaldırarak başvurucunun görevi kötüye kullanma suçundan 000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar vermiştir. Başvurucu, nihai karardan 2/3/2017 tarihinde haberdar olduğunu beyan ederek 31/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 5271 sayılı Kanun'un "İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın çağrılması" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte sanığa tebliğ olunur.(2) Tutuklu olmayan sanığa tebliğ olunacak çağrı kâğıdına mazereti olmaksızın gelmediğinde zorla getirileceği yazılır." 5271 sayılı Kanun'un "Sanığın duruşmada hazır bulunmaması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.(2) (Ek: 25/5/2005 - 5353/28 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Sanığın yokluğunda duruşma" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." 5271 sayılı Kanun'un "Delillerin ortaya konulması ve reddi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 - 5353/29 md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz. Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir."