Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/4452 E. , 2024/8561 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4452 Karar No : 2024/8561 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Mirasçıları ... adına velayeten, kendi adına asaleten ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35/B maddesi kapsamında kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Sağlık Bakanlı…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/4452 E. , 2024/8561 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4452 Karar No : 2024/8561 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Mirasçıları ... adına velayeten, kendi adına asaleten ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35/B maddesi kapsamında kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığının ...tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Temyize konu kararın usule, Anayasa'ya, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na aykırı olduğu, Anayasa'nın 129. maddesine açıkça aykırı olarak savunma hakkı tanınmadan, adil bir disiplin süreci işletilmeden, soruşturma hakkı kısıtlan, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını gösteren hiçbir somut bilgi, belge ve gerekçeye yer verilmediği, hakkındaki tanık beyanlarının etkin pişmanlıktan faydalanmak amacıyla verilen, gerçeğe aykırı beyanlardan ibaret olduğu, beyanların 2013 yılı ve öncesine ait olduğu, hiçbir örgütten emir veya talimat almadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının temyiz isteminde bulunduktan sonra 21/05/2023 tarihinde vefat etmesi ve dava konusu işlemin niteliği ve hukuksal sonuçları itibarıyla davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçısı ...'ın sunulan 19/06/2023 havale tarihli dilekçesi ile davayı takip etmek üzere başvuruda bulunduğu anlaşıldığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 26.maddesinin 1.fıkrasında yer alan; ''Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar.... dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir..." hükmü uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçen ... ile diğer mirasçı ...'ın davacı taraf olarak kabulüne karar verilerek ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici (35.) maddenin (B) fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davası sonucunda terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetine hükmedildiği ve söz konusu kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiğinin görüldüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararda yer alan "...Tanık Y.K. mahkememizde alınan beyanlarında; ' Sanık(davacı) ... 2011 yılında görüşmüş olduğum şahıstır. 2011 yılında Trabzon iline atandıktan sonra Rizeden başka bir şahısla görüşmüştüm, Rizedeki şahıs beni doktor diye tabir ettiğim ..., ismini Emniyette öğrendiğim bu şahsa devretti. Yaklaşık 3-4 ay bu şahısla görüştüm, ee herhangi bir illegal faaliyetimiz olmadı, eee normal öyle rutin faaliyetler. Gelip gittiğinde sohbet amaçlı görüşmüştük, Kur'an okuma, namaz kılma...' ....Tanık Ö.K. mahkememizde alınan beyanlarında; ' Ben huzurdaki sanıklardan ...'ı tanırım. Bizi Ağrı-Patnos'ta tanıştırdılardı. Ben 2013-2015 yılları arasında Patnos Komando'da çalıştım. Orada bir şahıs tanıştırdı, onun adı da takma adı, gerçek adını şu an hatırlamıyorum... Resmini şey yapmıştım... Çıkarmıştım o zaman. Birkaç defa orada 1-2 defa da evinde, Ağrı'da. Tarih, tam tarih tam şey saat hatırlamıyorum, görüştüğüm gittiğim zamanlar... Zaten çok fazla uzun kalmıyorduk yarım saat 1 saat en fazla. Namaz, Kur'an, işte fetullah gülenin kitaplarının okunması ya da videosunu izletiyordu, tablet ya da şeyden tablet diyorum, bilgisayardan lap-toptan.. Benden maddi taleplerde bulunuyordu. Örgüt için yardım, para talepleri, onun dışında başka bir talebi olmamıştı, hatırlamıyorum. Maddi yardımda bulunup bulunmadığımı Hatırlamıyorum çünkü o dönemde zaten çoğu defa istediklerinde ya borcum ya şeyim, yeni evlilikten çocuktan dolayı bulunmamıştım. İsmini tam olarak hatırlamıyorum da M ile başlıyordu herhalde tam şey yapamadım sadece mesleğini bildiğim için. Mesleğini doktor olarak biliyordum. Kendisi Ağrı Devlet Hastanesi'nde görev yapıyordu. Kendisinin evine gittim 2 defa mı ne. Evi hastanenin arkasındaydı. Bu görüşmelerinizde buluşmak için çoğu defa telefonla arıyordu şu tarihte şurada olacan diye. İşte zaten o şekilde, kendisini ben aradığımı hatırlamıyorum hiç, kendisi. Aradığı telefon ankesörlü genelde... Şahsi hat, hiç hatırlamıyorum. Ankesörlü genelde. Kendisi cep telefonu da kullanıyordu...' ...Ağrı Cumhuriyet başsavcılığı'nın ...soruşturma sayılı dosyası üzerinden hakkında soruşturma yürütülen İ.Ö. Ağrı İl Jandarma Komutanlığı Tem Şube Müdürlüğü'nde 19/02/2018 tarihinde şüpheli sıfatıyla alınan beyanlarının sanıkla ilgili kısımlarında; '..Ağrı İl Emniyet Müdürlüğünde görüştüğümü söylediğim ... kod vehakkı kod beraber görüştüğümüz esnada eve ... kod isimli örgüt imamı da gelirdi. İsmini ifadem sırasında tarafıma gösterilen fotoğraflarda .../ ... kod ... olduğunu teşhis ettim. ... kod ...'da ortamda bulunur ve benimle gündemdeki konular veya personel hakkında konuşurdu, ... kod gibi ... kod da personel hakkında sorular sorardı, bende soruları genelde geçiştirirdim...Bana 1 no'lu fotoğrafta gösterilen şahıs Fetö/Pdy silahlı terör örgütü mensubu örgüt imamı ... kod ..., ... kod ...'da ortamda bulunur ve benimle gündemdeki konular veya personel hakkında konuşurdu, ... kod gibi ... kod da personel hakkında sorular sorardı, bende soruları genelde geçiştirirdim..." yönünde tespitlerin bulunduğunun görüldüğü, davacının, ceza yargılamasındaki tanık beyanlarına göre FETÖ yapılanmasının asker kişilerden sorumlu mahrem imamlık yaptığı, sorumluluğu altındaki asker kişilerle belirli periyotlarda görüştüğü, kendisine bağlı asker kişilerden himmet topladığı, bu kişilerle ankesörlü telefonlar üzerinden iletişim kurduğu yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm gerekçeli karar hakkı yönünden hukuka uygun görülmemiş ise de, ceza yargılamasında tanık olarak beyanda bulunan şahısların davacı ile ilgili verdikleri ifadeler doğrultusunda davacının FETÖ/PDY ile irtibatı ve iltisakı ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu eksiklik kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 29/05/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.