Başvuru, sel felaketi nedeniyle meydana gelen ölüm olayında kusuru bulunduğu ileri sürülen idare aleyhine açılan tam yargı davalarında yetersiz tazminata hükmedilmesi nedeniyle yaşam hakkının, yargılamanın uzun sürmesi ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; sel felaketi nedeniyle meydana gelen ölüm olayında kusuru bulunduğu ileri sürülen idare aleyhine açılan tam yargı davalarında yetersiz tazminata hükmedilmesi nedeniyle yaşam hakkının, yargılamanın uzun sürmesi ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 28/7/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: 1/11/2006 tarihinde Batman'da yoğun yağmur yağışı sonucu oluşan sel nedeniyle kollukça tedbir amacıyla başvurucuların evleri boşaltılmış, başvurucuların sığındıkları yakınları A.K.nin evinin yıkılması sonucunda başvurucuların kızı olan K. selde boğularak vefat etmiştir. Başvurucular idarenin hizmet kusuru nedeniyle kızlarının hayatını kaybettiğini belirterek uğradıkları zararların tazmini için Batman Belediyesi, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (İdareler) aleyhine 000 TL maddi 000 TL manevi tazminat talebiyle 15/5/2007 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesine tam yargı davası açmışlardır. Başvurucular dava dilekçesinde özetle 1/11/2006 tarihinde Batman'da yaşanan sel felaketinin İluh Deresi'nin taşması sonucunda Belediyenin imara açtığı dere yatağındaki taşınmazlarda tahribata yol açtığını, kızları K.nin selin etkilediği Karşıyaka Mahallesi'ndeki evin yıkılması sonucu hayatını kaybettiğini, ölüm olayının davalı İdarelerin hizmet kusurundan kaynaklandığını belirtmişlerdir. Diyarbakır İdare Mahkemesi 8/7/2009 tarihinde, başvurucuların dava açmadan önce İdarelere başvuruda bulunarak ön karar almaması nedeniyle dava dilekçesinin İdarelere tevdiine karar vermiştir. 11/8/2009 tarihinde dava dilekçesinin İdarelere tevdi edilmesine ilişkin kararın tebliğinden sonra 19/10/2009 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesinde açılan davada; Batman İdare Mahkemesinin (İdare Mahkemesi) 25/7/2011 tarihinden itibaren faaliyete geçirilmesi nedeniyle 14/9/2011 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Batman İdare Mahkemesine (İdare Mahkemesi) gönderilmesine karar verilmiştir. İdare Mahkemesi 10/5/2012 tarihli kararıyla maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermiştir. Karar, Danıştay Sekizinci Dairesinin (Daire) 19/2/2014 tarihli kararıyla oyçokluğuyla bozulmuştur. Davalı İdarelerin karar düzeltme talebi Dairenin 21/5/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir. İdare Mahkemesi bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda İdarelerin kusurlu olup olmadığının tespitini yaparken aynı sel felaketi nedeniyle yargılaması devam eden O.A. isimli başka bir davacının yakınlarını kaybetmesi nedeniyle açmış olduğu E.2012/3992 sayılı dosyada 16/4/2015 tarihli ara kararı ile yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 23/6/2015 tarihli raporu esas almıştır. Anılan raporda çarpık yapılaşma dolayısıyla meydana gelen zararın oluşumunda derenin ıslahından sorumlu olan davalı İdarelerin hizmet kusuru bulunduğu tespit edilerek 3/8 oranında davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün, 5/8 oranında davalı Batman Belediye Başkanlığının kusurlu olduğu belirtilmiştir. İdare Mahkemesi, K.nin hayatını kaybetmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararlarının hesaplanması amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiş; bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda başvurucu anne Saliha Kanat için hesaplanan destekten yoksunluk tazminatının 071,10 TL, başvurucu baba Memet Kanat için hesaplanan destekten yoksunluk tazminatının ise 460,10 TL olduğu tespit edilmiştir. İdare Mahkemesi 7/6/2016 tarihli kararla başvurucuların maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüyle başvuruculara 531,20 TL maddi ve 000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları şöyledir:"...2006 tarihinde Batman İli'nde, yaşanan sel felaketi sonrasında, selin etkilediği bölgede Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nce yaptırılan etüt incelemesi sonucunda düzenlenen raporda; selin oluşmasında ana etkenin belediyenin dere yatağını imara açmasından kaynaklı çarpık yapılaşma ve DSİ'nin dere yatağına yaptırdığı tahliye kanalının yetersizliği olduğu belirtilmiştir.Olayda, ölümün gerçekleştiği evin belediyenin imara açtığı dere yatağındaki Karşıyaka Mahallesinde yer alması karşısında, evin bahçe duvarının yıkılması sonucunda davacıların yakınlarının ölümünde, dere yatağını yerleşime açarak selin oluşmasına zemin hazırlayan davalı belediyenin ve yaptırdığı kanal yetersiz olan DSİ'nin hizmet kusuru bulunduğu cihetle zararın mucbir sebepten kaynaklandığından söz edilemeyecektir. Bununla birlikte dere yatağında bulunan taşınmazın yapı ve iskan ruhsatının bulunmaması da davalı belediyenin hukuka aykırı eylemi ile oluşan zarar arasındaki illiyet bağını ortadan kaldırmaz. Zira yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca, imarla ilgili hizmetleri yapmanın veya yaptırmanın belediyenin görev ve sorumlulukları arasında olduğu, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan yapıların, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılacağı, ayrıcakullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapıların, izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılmayacakları açıktır....Yukarıda yer verilen her iki bilirkişi raporuna da davalı idarelerce yapılan itirazlar yerinde görülmeyerek, dayandığı gerekçeler itibariyle her iki rapor da hükme esas alınabilecek nitelikte görülmüştür. Bu durumda, davalı Batman Belediyesi'nin dere yatağında bulunan yerleri imara açması ve davacılara ait evin bu yerde olması karşısında, evin bahçe duvarının yıkılması sonucunda davacıların çocuğunun ölümünde, dere yatağını yerleşime açarak selin oluşmasına zemin hazırlayan davalı Batman Belediye Başkanlığı'nın; taşkın suların önlenmesi için gereğinin yapılmaması, İluh deresinin ıslah edilmemesi, yeterli debiyi kaldıracak derinlikte ve genişlikte olmaması, dere kenarındaki binaların belediye ile işbirliği yapılarak tahliyesinin ve kamulaştırmasının yapılmaması, bölgenin imara açılmaması konusunda belediyenin uyarılması ve netice alınmamışsa dava açması gerektiği halde bunların yapılmamış olması nedeniyle davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün ıslah dilekçesindeki talep de dikkate alınarak toplam 531,20-TL maddi zararı yukarda tespit edilen kusur oranlarına göre tazmin etmeleri gerekmektedir.Davanın manevi tazminata yönelik kısmına gelince; Doktrinde kabul edildiği üzere manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi bir tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Olayın gelişimi ve sonucu, ilgilinin durumu itibariyle uğradığı manevi zarara karşılık takdir edilecek manevi tazminatın, manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat idarenin olaydaki kusurunun niteliğini ve ağırlığını ifade edecek ölçüde saptanması zorunlu bulunmaktadır. Diğer taraftan, tazminat sadece maddi değerlerde meydana gelen eksilmelerle sınırlı bir giderim yolu değildir. Aynı zamanda kişinin, yaşamında ortaya çıkan olumsuzluklar nedeniyle duyduğu her türlü sıkıntı ve üzüntüden kaynaklanan manevi zararların da manevi tazminat ödenerek tazmini Anayasal ve yasal düzenlemelerin gereği olduğundan, davacıların çocuklarını sele kapılarak ölmesinden dolayı derin bir elem ve acı duyarak manevi zarara uğradıkları açık olup, ölüm olayının oluş şekli ve niteliği dikkate alınarak manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Olayın yukarıda özetlenen gelişimi ve niteliği dikkate alınarak davacıların çocuğu olan [K.nin] hayatını kaybetmesi nedeniyle duyulan üzüntü ve ıstırap karşılığı anne Saliha KANAT'a 000,00-TL, baba Memet KANAT'a 000,00-TL olmak üzere toplam 000,00-TL manevi tazminatın davalılar tarafından kusurları oranında davacılara ödenmesi gerekmektedir..." Gerekçeli kararda ayrıca hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 950 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak başvuruculara verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/ maddesindeki "Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." şeklindeki kural nedeniyle 950 TL vekâlet ücretinin başvuruculardan alınarak davalı İdarelere verilmesine karar verilmiştir.. Anılan karar, Dairenin 13/4/2017 tarihli kararıyla onanmıştır. Onama kararı 28/6/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve 28/7/2017 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.