Başvuru, hastane acil servisi müşahede odasında lavman yapmak isteyen hemşire hakkındaki şikâyetle ilgili olarak soruşturma izni verilmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hastane acil servisi müşahede odasında lavman yapmak isteyen hemşire hakkındaki şikâyetle ilgili olarak soruşturma izni verilmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/5/2014 tarihinde Salihli Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 9/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü 11/3/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 22/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 4/4/2016 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1967 doğumlu olan başvurucu, Salihli’de öğretmenlik yapmaktadır. Karın ağrısı nedeniyle 5/12/2013 günü saat 30 civarında Salihli Devlet Hastanesi acil polikliniğine müracaat eden başvurucunun, doktor E.K. tarafından muayene edildikten sonra batın grafisi çektirilmiş, röntgen sonucuna göre “BT Enama” lavman uygulanması uygun görülerek diğer tetkikler için başvurucu müşahede odasına alınmıştır. Hastanede hemşirelik yapan S.Ç.nin ifadesinde, hemşire lavman tüpünü başvurucuya verdiğini, yapabilirse yanında bulunan kız kardeşi A.H.nin yardımıyla başvurucunun bizzat kendisinin lavman uygulayabileceğini, yapamadıkları takdirde ise hemşire olarak kendisinin yardımcı olacağını söylemiştir. Kısa bir süre geçtikten sonra başvurucu, A.H. ve Hemşire S.Ç.lavman uygulanması konusunda tartışmaya başlamışlar, hemşirenin beyanına göre başvurucu “Sen bu iş için maaş alıyorsun, eşek gibi yapacaksın, bu senin işin.” demiş, kendisi bunun üzerine etrafı perdeyle kapalı müşahede odasında lavman uygulaması yapmak istemiş; başvurucu, işlemin ayrı bir odada yapılmasını isteyerek müşahede odasında uygulama yapılmasına izin vermemiştir. Başvurucu, yardımcı olmadığı için kendisinden şikâyetçi olacağını hemşireye söylemiş, başvurucunun tepkisinin devam etmesi üzerine hemşire tarafından “beyaz kod alarmı” (saldırı, taciz kodu) verilmiştir. Salihli Devlet Hastanesinin 5/12/2013 tarihli ve 13505463 protokol No.lu ayaktan hasta hizmet ekstresine göre acil polikliniğinde başvurucunun damar yolu açılmış, batın ultrasonu ve röntgen çektirilerek çeşitli kimyasal analizler yapılmıştır. Olayla ilgili Hemşire S.Ç., Dr. E.K. ve Acil Tıp Teknisyeni A. tarafından tutanak düzenlenmiştir. Tutanakta hasta olan başvurucuya “BT Enama” uygulanması için tüp verildiği, hastanın uygulamayacağını söyleyerek geri geldiği, perdeleri çekip sedyede yapılmak istenen uygulamayı hastanın reddettiği, hemşirenin üzerine gelerek hakaret ettiği yazılıdır. Olay günü Hemşire S.Ç. şiddete maruz kaldığını belirterek Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Hukuk İşleri Bürosuna gönderilmek üzere dilekçe vermiş, 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin maddesine göre hukuki yardım talep etmiştir. Bu talep üzerine Salihli Devlet Hastanesi 6/12/2013 tarihli yazıyla Salihli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş, Başsavcılığın 2013/7607 sayılı dosyasında başvurucu hakkında soruşturma başlatılmıştır (Bu soruşturmayla ilgili olarak dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.) Başvurucu -olaydan altı gün sonra- 11/12/2013 tarihinde ilgili acil servis görevlileri hakkında Salihli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş, 2013/7684 sayılı dosyada Hemşire S.Ç. ve Dr. E.K. hakkında soruşturma başlatılmıştır. Başvurucunun 11/12/2013 tarihli Cumhuriyet Savcılığında müşteki sıfatıyla verdiği beyanı şöyledir:“5 Aralık Perşembe günü 50 civarında Salihli Devlet Hastanesi acil servisine şiddetli karın ağrısı nedeni ile öğretmen arkadaşım tarafından götürüldüm. Doktor E.K. bana ağrı kesici iğne yaptırdı. İğneden sonra uzun süre kimse benimle ilgilenmedi. Tedavim için hemşirenin yapması gereken bir durum vardı, ben hemşire S.Ç.’den yardım istedim, ancak bana yardımcı olmadı, ‘dinlen dinlen 30 dakika sonra kendin yap’ dedi. 90 derece oturamadığım için bu uygulamayı yapacak halde değildim. Sonradan öğrendiğime göre bu uygulamayı hemşirenin bana yaptırması gerekiyormuş. Hemşireye bana yardımcı olmadığı için şikâyette bulunacağımı söyledim. Bunun üzerine çok sinirlendi, öfkeli bir şekilde yanıma gelerek, mahremiyetimi ihlal edecek şekilde o uygulamayı yapmak istedi. Hemşirenin hal ve hareketleri beni ürküttü. O ortamda yapılacak olan mahrem uygulamayı kabul etmedim. Daha sonra sağlık meslek lisesinden stajyer kız öğrenci yanıma verilerek WC’ye gönderildim. Öğrenci bana bu işi pek bilmediğini ama yapmaya çalışacağını söyledi. Beceremedi. Bende herhangi bir değişiklik olmadı, sancılarım devam etti. Ben tekrar müşahede odasına yatırıldım. Burada ablam A.A. ve teyzemin kızı T.A.ya yaşadığım muzdariplikten dolayı gerekli mercilere şikâyet edeceğimi söylüyordum. Kendi aramızda konuşuyorduk. Hemşire S.Ç araya girerek ‘ben de seni şikâyet edeceğim, hadi bakalım’ diyerek beni korkutmaya çalıştı. Teyzemin kızını dışarı çıkardılar, tek refakatçinin yeterli olacağını söylediler. Bu olaylardan sonra doktor benimle ilgilenmeye başladı, gerekli tahlil ve tetkiklerim yapıldı. Sancıdan kıvrandığım halde bana kimse tekerlekli sandalye getirmedi. Ablam A.H. gitti ve tekerlikle sandalye bulup getirdi. Bana Hastanede çok ilgisiz davrandılar. Hemşirenin yapacağı bütün işleri sağlık meslek lisesi öğrencileri yaptı. Stajyerlerin başında rehberlik edecek kimse olmadığından hata üstüne hata yaptılar. Bu nedenle iki kez tahlilim alındı, gereksiz yere yaklaşık 4 saat tahlil sonucu bekledim. Ben bu olaylar nedeniyle başta mahremiyetim olmak üzere hasta haklarımı ihlal eden ve görevini ihmal eden S.Ç.den ve benim tahlil ve tetkiklerimde çok geç kalan Doktor E.K.dan şikâyetçiyim. Gereğinin yapılmasını istiyorum. Ayrıca Doktor E. Hanım bana herhangi bir reçete yazmadı. Bana ‘Ertesi gün kadın doğum, genel cerrahi ve dahiliye doktorlarının seni görüp gerekli araştırmaların yapılması gerekli.’ dedi. Ben de ertesi gün aile hekimliğine giderek tahlil sonuçlarımı gösterip, ilaçlarımı yazdırdım.” Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının 10/3/2014 tarihli yazısıyla Doktor E.K. ve Hemşire S.Ç. hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un maddesi uyarınca soruşturma izni talep edilmiştir. Salihli Kaymakamlığının 11/3/2014 tarihli ve 1202 sayılı yazısıyla ön inceleme yapılması için Başhekim Yardımcısı Z.U. muhakkik olarak tayin edilmiştir. Şüpheli Hemşire S.Ç.nin muhakkike verdiği 20/3/2014 tarihli ifadesi şöyledir:“Benim o günkü nöbetimde Y. isimli hasta müşahedeye geldi. Ben evrakını alarak gözleme aldım. Röntgen sonucuna göre hastaya Dr. E. Hanım lavman uygulanmasını söyledi. Hastaya yapabilirse kendisinin, yapmazsa benim yardımcı olabileceğimi söyledim. Hasta kendisinin uygulayacağını söyledi. Bir süre sonra bağıra çağıra geldi. O sırada başka bir hastanın tedavisini yapıyordum. 5 dakika beklemesini söyledim. Hasta beni bekleyeceği yerde bağırıp çağırmaya devam etti. ‘Eşek gibi yapacaksın bu senin işin, mecbursun, maaş alıyorsun.’ tarzında hakaretler etti. O kadar yüksek sesle beni ve müşahededeki diğer hastaları rahatsız edecek kadar bağırdı ki S.İ. isimli güvenlik görevlisi bu sese geldi. Bu duruma şahit oldu. İşim biter bitmez hastaya lavmanın sedyede perdeleri çekerek uygulanacağını söyledim. Hasta perde aralığı var diye istemedi. ‘Perde arası açılabilir.’ dedi. Ben de bunu hoş görüp öğrencinin perdeyi kapalı olarak tutacağını ve böylece rahatsız olmadan uygulayacağımı söyledim. Fakat hasta bunu da kabul etmediği gibi ‘Sen kendine uygula, seni şikâyet edeceğim.’ dedi. Ben hastanın mahremiyetine önem vererek lavman işlemini sedyede (etrafı kapalı) uygulamak istedim. Ben moralim bozulmasına rağmen sakinliğimi korudum. Hasta daha önce Uşak Devlet Hastanesini de şikâyet ettiğini ve haklı bulunduğunu defalarca bağırarak söyledi. Buna istinaden kavga ettiğini düşünüyorum. Bütün bu durumlar beni çok üzdü, moralman çöktüm. Hasta Y. benim kendisi ile tuvalete gidip lavmanı yapmayarak müşahedede yapmak istediğim için bu tür şikâyetlere başvurmuştur.” Şüpheli Doktor E.K.nin 20/3/2014 tarihinde muhakkike verdiği ifadesi şöyledir:“Salihli Devlet Hastanesinde acil serviste acil hekimi olarak görev yapmaktayım. 5/12/2013 tarihinde tahmini saat 30 sularında bir hasta muayene ederken adını sonradan öğrendiğim Y. isimli hasta koşturarak sedyeye oturdu. Otobüsten indiğini karın ağrısı şikâyetinin olduğunu ultrason çektirmek istediğini söyledi. Ben de kendisine muayene etmeden tahlil isteyemeyeceğini söyledim… Batın muayenesi yapıldı, batın rahat, defan, rebaunt bulgusu saptanmadı, bağırsak sesleri hiperaktif bulundu. Muayenemde acil bir patoloji saptanmadı. Ayakla direkt batın grafisi istedim. Sonuçlarına göre hastayı değerlendirdim. Karında gaz şikâyeti nedeni ile BT Enama lavman uygulanmasını uygun gördüm. Diğer tetkilerinin de yapılması için müşahede odasına aldım. Yaklaşık yarım saat sonra Hemşire S.Ç. yanıma gelerek Y. isimli hastanın kendisine bağırdığını söyledi. Hastayla görüştüm. Hemşire hanım lavman uygulamasını istemiş uygulayamaz iseniz haberimiz olsun demiş. Ancak hasta bu tür işlemlerin personel tarafından uygulanması gerektiğini söyledi. Ben de hemşire hanım yardımcı olacak dedim. Müşahede odasına geldiğimde yatağın perdeleri kapalıydı. Hemşire hanım uygulamak üzereydi. Ancak hasta bunun burada uygulanmayacağını, perdelerin yetersiz olduğunu, niye sizin ayrı odanız yok, sizi şikâyet edeceğim gibi serzenişlerde bulunuyordu. Daha önce Uşak Devlet Hastanesinde böyle bir şeyin başından geçtiğini, personele ceza aldırdığını söylüyordu. Bu arada Hemşire S.Ç.ye parmağıyla işaret ederek ‘Seni şikâyet edeceğim, bu işlemi yapmak zorundasın insanlara kötü davranıyorsun, şikâyetle iş yapıyorsunuz.’ diye bağırdığını duydum. Çünkü müşahede odasındaydım bu hasta ile ilgili bulguları bilgisayara işliyordum. Daha sonra gerekli tetkik ve tahliller tamamlandı, acilde ilk müdahalesi yapılmıştı. Yapılan tahliller sonucu anemi dispeptik şikayetler nedeni ile ileri tetkik ve tedavisi için dahiliye, genel cerrahi ve kadın doğum polikliniklerine hasta yönlendirildi. Hasta ‘Hemşire hanımı şikâyet edeceğim.’ diyerek odadan çıktı.” Güvenlik görevlisi S.İ.nin muhakkike verdiği ifadesinde o günkü nöbetinde koridorda yürürken başvurucunun bağırışlarını ve hakaretlerini duyarak müşahede salonuna yaklaştığını; başvurucunun,Hemşire S.Ç.ye "Mecbursun yapmaya, sen benim vergimle maaş alıyorsun, eşek gibi yapacaksınız, sizin işiniz bu." diye bağırdığını, hemşirenin de başvurucuya sakin olması gerektiğini söylediğini ifade etmiştir. Başvurucunun ablası tanık A.H. muhakkikteki ifadesinde kardeşinin hemşireye karşı hakaret etmediğini söylemiştir. Acil Tıp Teknisyeni tanık A. muhakkikte verdiği ifadesinde başvurucunun lavman uygulamasını Hemşire S.Ç.den talep edince, hemşirenin perdeyle kapalı müşahade odasındalavman yapmak istemesi üzerine hemşireye hakaret ettiğini söylemiştir. Muhakkik tarafından hazırlanan 20/3/2014 tarihli rapor doğrultusunda Salihli Kaymakamlığının 24/3/2014 tarihli ve 25 sayılı kararıyla söz konusu olayda soruşturma izni verilmesini gerektirecek şekilde herhangi bir kasıt ve ihmal bulunmadığı gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. Bu karara karşı başvurucu tarafından yapılan itiraz Manisa Bölge İdare Mahkemesinin 16/4/2014 tarihli ve E.2014/71, K.2014/67 sayılı kararıyla ön inceleme raporu ve belgelerinin isnat edilen suçtan dolayı Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlık soruşturması yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlikte olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 5/5/2014 tarihinde tebliğ edildiğinden 27/5/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımının bulunmadığı anlaşılmıştır. Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının 5/5/2014 tarihli ve K.2014/1819 sayılı kararıyla soruşturma izni verilmediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bu karara başvurucu tarafından yapılan itiraz bireysel başvuru yapıldıktan sonra Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 16/6/2014 tarihli ve 2014/575 Değişik İş sayılı kararıyla delillerin takdiri ile verilen kararda isabet bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.B. İlgili Hukuk 8/3/2010 tarihli ve 27515 sayılı ResmiGazete’de yayımlanan Hemşirelik Yönetmeliğinin 19/4/2011 tarihi Resmi Gazete’de yayımlanan “Çalışılan birim/servis/ünite/alanlara göre hemşirelerin görev, yetki ve sorumlulukları”nı düzenleyen ikinci eki şöyledir:“…B) ACİL SERVİS HEMŞİRESİGörev, Yetki ve SorumluluklarHemşirelerin genel görev, yetki ve sorumluluklarının yanı sıra; Hemşirelik bakımı:a) Hastanın acil servise kabulünü sağlar.…e) Periferik IV kateter takar ve kateter pansumanlarını yapar, oksijen ve buhar tedavisini uygular, trakealaspirasyon yapar; gerekirse endotrakeal tüp, trakeostomi, kolostomi, gastrostomi bakımı verir; nazogastrik tüp takar, gastrik lavaj uygular; rektal tüp uygular, lavman yapar; perine bakımı verir, prezervatif sonda / üriner kateter takar ve kateter bakımı verir; sıcak ve soğuk uygulama yapar; göğüs tüplerini ve diğer drenaj sistemlerini kontrol eder, drenaj torbalarını değiştirir; yaptığı işlemleri gözlemleri ile birlikte kaydeder.…” 1/8/1998 tarihli ve 23420 sayılı ResmiGazete’de yayımlanan Hasta Hakları Yönetmeliğinin , , ve maddeleri şöyledir:“AmaçMadde 1- Bu Yönetmelik; temel insan haklarının sağlık hizmetleri sahasındaki yansıması olan ve başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda, diğer mevzuatta ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen "hasta hakları"nı somut olarak göstermek ve sağlık hizmeti verilen bütün kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen hallerde, insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin "hasta hakları"ndan faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usül ve esasları düzenlemek amacı ile hazırlanmıştır.TanımlarMadde 4- Bu Yönetmelik'te geçen deyimlerden;…g) (Ek:RG-8/5/2014-28994) Tıbbi müdahale: Tıp mesleğini icraya yetkili kişiler tarafından uygulanan, sağlığı koruma, hastalıkların teşhis ve tedavisi için ilgili meslekî yükümlülükler ve standartlara uygun olarak tıbbın sınırları içinde gerçekleştirilen fizikî ve ruhî girişimi,…h) (Ek:RG-8/5/2014-28994) Rıza: Kişinin tıbbi müdahaleyi serbest iradesiyle ve bilgilendirilmiş olarak kabul etmesini,ifade eder.İlkelerMadde 5- Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması şarttır:a) Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima gözönünde bulundurulur. b) Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı bilinerek, hastaya insanca muamelede bulunulur.…d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz.…f) Kanun ile müsaade edilen haller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.Mahremiyete Saygı GösterilmesiMadde 21- Hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta mahremiyetinin korunmasını açıkça talep de edebilir. Her türlü tıbbi müdahale, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra edilir.Mahremiyete saygı gösterilmesi ve bunu istemek hakkı;a) Hastanın, sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içerisinde yürütülmesini,b) Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer işlemlerin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini,… kapsar.…” 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Görevi kötüye kullanmaMadde - (08/12/2010 tarihli ve 6086 sayılı Kanun’la değişik) (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 4483 sayılı Kanun’un , , , ve maddeleri şöyledir:“Amaç Madde 1 – Bu Kanunun amacı, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek usulü düzenlemektirİzin vermeye yetkili merciler Madde 3 – Soruşturma izni yetkisi a) İlçede görevli memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında kaymakam,…Yokluklarında ise vekilleri tarafından bizzat kullanılır.…Ön inceleme Madde 5 – İzin vermeye yetkili merci, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlediğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatır. …Ön inceleme, izin vermeye yetkili merci tarafından bizzat yapılabileceği gibi, görevlendireceği bir veya birkaç denetim elemanı veya hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki memur ve kamu görevlilerinden biri veya birkaçı eliyle de yaptırılabilir. İnceleme yapacakların, izin vermeye yetkili merciin bulunduğu kamu kurum veya kuruluşunun içerisinden belirlenmesi esastır. İşin özelliğine göre bu merci, anılan incelemenin başka bir kamu kurum veya kuruluşunun elemanlarıyla yaptırılmasını da ilgili kuruluştan isteyebilir. Bu isteğin yerine getirilmesi, ilgili kuruluşun takdirine bağlıdır.…Ön inceleme yapanların yetkisi ve rapor Madde 6 – Ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler; hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunarlar. Ön inceleme birden çok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşler raporda gerekçeleriyle ayrı ayrı belirtilir. Yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu kararlarda gerekçe gösterilmesi zorunludur.İtiraz Madde 9 – Yetkili merci, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikayetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi,yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür.İtiraza, 3 üncü maddenin (e), (f), g (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi bakar. İtirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Verilen kararlar kesindir.”