8. Hukuk Dairesi 2015/16621 E. , 2018/2681 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı ... vekili, dava konusu 147 ada 49 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının taşlık ve kayalık …
**8. Hukuk Dairesi 2015/16621 E. , 2018/2681 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı ... vekili, dava konusu 147 ada 49 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının taşlık ve kayalık olduğu, taşınmazda imar ve ihya çalışmaları yapılmadığı, davalı lehine zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığı halde kadastro çalışmalarında davalı adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak, dava konusu taşınmazın bir kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiş, 16.01.2013 tarihli dilekçesi ile de taşınmazın yaklaşık 850 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir. Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile dava konusu 147 ada 49 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişilerinin 19.02.2013 tarihli krokili raporlarında A harfi ve kırmızı renge boyalı olarak gösterilen 2887,97 m2'lik kısmı ile B harfi ve mavi renge boyalı olarak gösterilen 583,22 m2'lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptaline, davacının tescil talebinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, dava konusu yapılan ve fen bilirkişilerinin krokili raporlarında A harfi ve kırmızı renge boyalı olarak gösterilen yer ile B harfi ve mavi renge boyalı olarak gösterilen davalı adına kayıtlı bulunan taşınmaz kapsamında kalan yerlerin taşlık ve kayalık olduğu bu tür yerlerin 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesi gereğince tescil ve sınırlandırmaya tabi olmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu yerlerin davalı adına olan tapu kaydının iptaline, dava konusu yerlerin niteliği tescile tabi olmadığından davacı adına tescil talebinin reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Dosya kapsamından; davaya konu 147 ada 49 parsel sayılı taşınmazın, 24.10.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında, 6423,69 m2 yüzölçümünde, arsa vasfı ile ... adına senetsizden tespit edildiği, itiraz edilmeksizin 20.3.2009 tarihinde kesinleştiği ve 30.10.2009 tarihinde satış yolu ile davalı ... adına tescil ediliği görülmüştür. Dosya içeriğinde mevcut 05.03.2013 havale tarihli ziraat bilirkişi raporunda, davacı Hazinenin hak iddia ettiği ve fen bilirkişilerin raporuna ekli krokide A harfi ile belirtilen kısmın, genel yapısı itibari ile imar ihya çalışmalarına muhtaç yerlerden olduğu, imar ve ihya çalışmalarına son 1-2 yıldır başlanıldığı, keşif günü itibari ile devam ettiği, bu hali ile tarım arazisi vasfında olmadığı, B harfi ile gösterilen alanın tarıma elverişli yerlerden olmadığının belirtildiği, yine aynı tarihli jeodezi bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda da, 1952 yılı ve 1984 yılı çekimli hava fotoğraflarının incelenmesinde; fen bilirkişilerin sunmuş oldukları krokide A ve B harfi ile gösterilen kısımlar üzerinde tarımsal faaliyet olmadığı, taşlık, kayalık olduğunun bildirildiği görülmüştür. Her ne kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunun 16/C maddesinde, " Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar (bunlardan çıkan kaynaklar) gibi, tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerler ile deniz, göl, nehir gibi genel sular tescil ve sınırlandırmaya tabi değildir, istisnalar saklıdır." hükmü yer almakta ise de, aynı Kanunu'nun 18. maddesinde de “.... tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerler Hazine adına tespit olunur.” hükmüne yer verilmiştir. Kadastro Kanunun 18. maddesi uyarınca Hazine adına tescile karar verilebilmesi için tescili istenilen taşınmaz bölümünün tarım alanına dönüştürülmesinin veya ekonomik yarar sağlanmasının mümkün bulunması yeterli olup taşınmazın tamamen imar-ihya edilmesi şartı aranmaz. O halde, davaya konusu taşınmazın arsa niteliği ile tespit ve tescilinin yapıldığı, komşu parsellerin de arsa niteliğinde bulunduğu, az yukarıda bahsi geçen ziraat bilirkişi raporunda da davaya konu taşınmaz bölümlerinin imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun bildirilmesi karşısında, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin ekonomik yarar sağlanması mümkün bulunan yerlerden olduğu göz önüne alınarak fen bilirkişilerin rapor ve ekli krokilerinde A ve B harfleri ile gösterilen taşınmaz kısımlarının davacı ... adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı ...'nin tescil talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Her ne kadar; davacı ... vekili tarafından sunulan 16.01.2013 havale tarihli davaya ilişkin beyanların sunulmasına ilişkin dilekçede, dava konusu taşınmazın 850 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesi talep edilmiş ve mahkemece talep dışına çıkılarak, talepten fazla olacak şekilde A harfi ve kırmızı renge boyalı olarak gösterilen 2887,92 m2'lik kısmı ile B harfi ve mavi renge boyalı olarak gösterilen 583,22 m2'lik kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptaline karar verildiği görülmüş ise de; temyiz edeninin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 22.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.