8. Hukuk Dairesi 2017/7075 E. , 2018/9368 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ölüm Kaydının İptali Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yaklaşık otuz yıl önce Türkiye'den ayrılarak gittiği Suudi Arabistan'da on yıl kadar yaş…
**8. Hukuk Dairesi 2017/7075 E. , 2018/9368 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ölüm Kaydının İptali Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yaklaşık otuz yıl önce Türkiye'den ayrılarak gittiği Suudi Arabistan'da on yıl kadar yaşadıktan sonra gittiği Filistin'de ise yirmi yıldan fazla bir süre Türk kimliği ile yaşadığını, bu süre içerisinde Türkiye'ye hiç gelmediğini, müvekkilinin bir işlem için Türk Konsolosluğu'na gittiğinde 08/02/2011 tarihinde ölüm araştırmasına istinaden 16/10/2000 tarihinde ölmüş gibi nüfus kaydına ölüm tarihinin tescil edildiğini böylece Türkiye'de ölü gözüktüğünü, bu durumu düzeltmek için girişimlerde bulunduğunu ve mahkeme kararı gerektiğinden başarılı olamadığını, müvekkili ile telefonda vekalet çıkarmasını talep ettiğini ancak müvekkilinin Türk nüfus kaydında ölü gözüktüğü için vekalet çıkaramadığını, ancak İsrail Noterliği'nden eski Türk kimliği ile vekalet çıkarttığını, müvekkilinin ölmüş olarak kayıtlara geçmesine rağmen Türkiye'de bir mezar yerinin olmadığını, muhtemelen ölüme ilişkin araştırmanın müvekkilinin yakınları tarafından mirası paylaşmak için yaptırılıp nüfusa ölü kaydı işlendiğini, müvekkilinin Filistin'de 04/08/1995'den bu güne dair Arrabah Belediye Meclisi'nden alınmış ve tercüme edilmiş apostil şerhli belgeyi dosyaya sunduklarını, müvekkilinin Türkiye'ye gelmesi için DNA örneklerinin alınması gerekebileceğinden öncelikle müvekkilinin davaya iştirakının sağlanması bakımından Türkiye'ye gelebilmesi için tedbir kararı verilmesini, yargılama sonunda müvekkilinin yaşadığının tespiti ve nüfustaki ölüm kaydının kaldırılmasına karar verilmesini istemiş; mahkemece, dinlenen tanık beyanları ve kayıt içerikleri ile davacı iddiaları net olarak tespit edilemediği gibi yurt dışında bulunan davacıya Türkiye'ye gelerek DNA testi için örnek vermesi istendiğinde de davacı istinabe evrakına verdiği beyanda bu tıbbi inceleme için Türkiye'ye gelmeyeceğini ve mevcut delil durumuna göre karar verilmesini isediğinden ve mevcut deliller ile davacının ölüm kaydı düşülen ...'la aynı kişi olduğu ispatlanamadığından davanın reddine karar veriilmiştir. Dava nüfus kaydındaki ölüm tarihinin iptali istemine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; ...'ın 05.03.1957 doğumlu olarak nüfusta kayıtlı olup evli ve üç çocuklu olduğu, oğlu ...'ın babasının nüfusuna ölüm kaydının düşülmesini istemi üzerine, jandarma tarafından yapılan araştırmada, bilgisine başvurulan ... ve ...'un beyanı da dikkate alınarak ...'ın 16.10.2000 tarihinde öldüğüne dair bilginin nüfus kaydına işlendiği anlaşılmaktadır. Ölüm araştırması sırasında bilgisine başvurulan ..., ...'ın 16.10.2000 tarihinde öldüğünü bildirmesine rağmen duruşmada ablasının eşi olan ...'ın halen sağ olduğunu söylemiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının Türkiye'ye gelerek DNA örneklerinin alınması açısından öncelikle müvekkilinin davaya iştirakının sağlanması gerektiğini açıklamıştır. Mahkemece Dışişleri Bakanlığına yazılan müzekkerede, ...'ın yurt içine gelişinin sağlanması için gerekli işlemlerin yaptırılması istenilmiş, Bakanlık aracılığı ile Telaviv Büyükelçiliğinde dinlenen ...'ın ülkeye gelmeksizin ölüm kaydının iptali için açtığı davayı vekili aracılığı ile takip edeceğini beyan ettiği bilgisi verilmiştir. Mahkemece bu bilgi ve tanık beyanları esas alınarak karar verilmiş ise de bu bilgiler karar vemek için yeterli görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş; ölüm tarihinin iptali istenilen ...'ın mevcut kaydına göre mirasçılarının davalı sıfatı ile yargılamaya katılmaları temin edilip tanık olarak dinlenen ...'un tekrar ifadesine başvurularak kolluk ve duruşmadaki beyanı arasındaki çelişkinin giderilmesi, gerektiğinde davacının mezarının bulunduğu Sadak köyünde durumu bilecek kişilerin kolluk vasıtası ile tespiti sağlanıp dinlenilmesi, davacı Murteza'nın bizzat mahkemece, temin edilemediği takdirde Uluslar arası yazışma yapılmak sureti ile alınacak olan DNA testine esas doneler getirtilerek, davacı ile nüfus kaydında çocukları olarak görünen kişiler arasında DNA incelemesi yapılmak sureti ile alınacak rapor da gözetilerek bir karar verilmelidir. SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.