(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2013/2321 E. , 2013/5170 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dayandıkları belgelere temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının redd
**(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2013/2321 E. , 2013/5170 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dayandıkları belgelere temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararın ONANMASINA ve temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25.03.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Davacı tarafından, 20.07.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayalı olarak, kira alacağının tahsili ve tahliye istekli olarak icra takibi yapılmıştır. Ancak, takip dayanağı sözleşme ödeme emrine eklenmemiş, davalıya tebliğ edilmemiştir. Davalı itirazında, davacıya ait işyeri niteliğindeki kiralananı otuz aylık süreyle gayrimenkul karşılığında kiraladığını, gayrimenkulun teslimine kadar teminat senedi verdiğini, gayrimenkulu teslim etmek istemesine rağmen, davacının sözleşmeden cayarak teminat senetlerini ... 15. İcra Müdürlüğü'nün 2012/441 esasında takibe koyduğunu, itiraz üzerine yargılamanın devam ettiğini, eldeki takibin bu nedenle yapıldığını, borcunun bulunmadığını bildirmiştir. İtirazın kaldırılması davasında; davalı 20.07.2011 başlangıç tarihli ve otuz ay süreli kira sözleşmesini sunmuştur. Bu sözleşmede aylık kira bedeli 4.000 TL olarak gösterilmiş, ödemenin konut karşılığında olacağı belirtilerek, teslim edilecek konutun adresi yazılmıştır. Davacı, davalı ile kira karşılığı konut verilmesi konusunda anlaştıklarını ancak, davalının kendi adına böyle bir evi olmadığı ortaya çıkınca ikinci kira sözleşmesini (takip dayanağı kira sözleşmesi) düzenlediklerini bildirmiştir. Davalı ise bu sözleşmenin sahte olması nedeniyle suç duyurusunda bulunduklarını belirterek takip dayanağı sözleşmeyi kabul etmemiştir. Gerçekten, davacı hakkında evrakta sahtekarlık suçundan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/72297 hazırlık sayılı evrakında soruşturmanın sürdüğü anlaşılmıştır. Görüldüğü gibi, davalının itirazına dayanak yaptığı kira sözleşmesi taraflarca benimsenmiş, takip dayanağı sözleşme ise davalı tarafça sahte olarak düzenlendiği ileri sürülerek kabul edilmemiştir. Ödeme emrine bu sözleşme eklenmediğinden, itirazın mahiyetine göre, takip dayanağı sözleşmenin davalı tarafından itiraz edilmediği sonucuna varılamaz. Ödeme emri ile davalı borçluya tebliğ edilmeyen, yargılama sırasında sahte olduğu ileri sürülen, aksi davalı tarafından ibraz edilip, davacı tarafından da benimsenen sözleşme ile sabit olan bu durum karşısında, uyuşmazlığın dar yetkili icra mahkemesinde çözümlenemeyeceği, genel mahkemede çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, takip dayanağı kira sözleşmesinin İİK.nun 269/2 maddesi anlamında bir sözleşme olarak benimsenmesinin mümkün bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından, mahkeme kararının bozulması gerekirken, onanmasına dair sayın çoğunluğun değerli görüşüne katılmıyoruz.. 25.03.2013